Su Teresi Nedir? Nerede Yetişir? Faydaları Ve Zararları

Su teresi, Hardalgiller (Brassicaceae) familyasındandır. Boyu 10-90 cm boylarında, etli, sulu, içi boş ve yayvan dallarıyla dik gövdeli; uçtaki irice ve yürek biçimli 3-7 yaprakçıktan oluşma, düzensiz dişli, koyu parlak yeşil, az çok etli, almaşık yaprakları olan; mayıs-eylül aylarında dal uçlarında seyrek salkımlar halinde 5-6 mm çapında 4 beyaz taç yapraklı çiçekler açan; 15-18 mm boylarında, ince silindirik, baklamsı meyvelerinin içinde iki sıra halinde yumurtamsı ya da küremsi minik tohumlar barındıran; köksaplı (rizom), çok yıllık, otsu, sucul ya da yarı sucul bir bitkidir. Su içinde bulunuyorsa, bitki yapraklarını yüzeye yayar.

Üretimi tohum ekilerek ya da köksaplarıyla yapılır. —15 dereceye kadar soğuğa dayanır.

Coğrafya ve Tarihçesi: Akdeniz çevresinde, Avrupa’da, ABD’de ve Türkiye’de yayılış gösterir. Dünyada, pek yaygın olmayan N. microphyllum Boenn. ex Rchb. türüyle birlikte, ülkemizdeyse tek tür olarak görülür.
0-2000 metrelerdeki akarsu ya da göl kenarlarında, hendek, kanal ve derelerde, yol kenarlarında ya da doğrudan temiz suların içinde yetişir.
Bitkinin yerel adları verilirken yukarıda 10 ilimizin adı geçiyor.
Antik dönemde Yunanlı komutanlar ve İranlı krallar sağlıklı kalmaları için askerlerine bu bit-kiden yedirirmiş. Şüphesiz bununla ilişkilidir; tarihteki adı, “beden sağlığını sağlayan bitki”dir.
19. yy’da yaşamış olan hekim Recamier, veremli hastalarını, sabahları iki demet su teresi yedirip 1 bardak süt içirerek tedavi etmeye çalışmıştır.
Büyük Britanya’da genç kızlar, 24 Man günlerinde toprağa su teresi ve marul tohumları ekerek, müstakbel eşlerinin karakterini anlamaya çalışırdı: Topraktan ilk çıkan marul olursa, sakin, sevecen biri; su teresi olursa, sert mizaçlı biri olacaktır evlenecekleri kişi!
Bir de batıl inanç: Viyana’da su teresi hasadı yapan kişinin o yıl bu bitkiyi çok seven yılanlar tarafından sokulacağına inanılırdı.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta, yılın bütün aylarında taze olarak derlenebilecek yapraklı dallar, tohumlar: halk hekimliğinde taze yaprakların yanı sıra kurutulmuş çiçekli dallar kullanılır. Bitkinin toprak üstü kısımları çiçeklenmeden önce biçilirse verim artar, yeniden yapraklanma olur. Biçilen taze yapraklı dallar havadar ve kuru bir yerde kurutulur.

Bileşiminde A, BI (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (PP, niasin), B5 (pantotenik asit), B6 (pridoksin), B9 (folik asit, folat), C (askorbik asit), E ve K vitaminleri, glikonasturtin adlı kükürtlü bir glikozit, keskin lezzetli uçucu bir yağ ile potasyum, kalsiyum, fosfor, demir. iyot, manganez mineralleri bulunur.

 Su teresinin faydaları: Su teresi iştah açıcı, balgam söktürücü, vücudu güçlendirici, cinsel gücü artırıcı, vitamin eksikliklerini giderici, yüksek kan şekerini azaltıcı, idrar artırıcı, kan temizleyici, karaciğeri destekleyici, dişetlerini sıkıştırıcı ve diş ağrısını giderici olarak bilinir.
Şeker hastalığına, kansızlığa, sarılığa, kronik bronşite, iskorbüte, göğüs ve böbrek ağrılarına, diş ağrılarına, nevraljiye, vereme, cilt hastalıklarına, saç dökülmelerine karşı kullanılır.
Taze yapraklar çiğ olarak salata niyetine yenir ya da sıkılarak elde edilen özsu içilir.
Bitkiden yeni sızdırılmış özsu, göğüs ve böbrek ağrılarına, iltihaplı ciltlere sürülür; dişetlerini güçlendirmek için ağız banyosu yapılır.
Tümörler ve şişlikler için yapraklarla ıslak lapa uygulanır. Su teresi nikotine karşı da etkilidir.
Sigara tiryakileri vücutlarını bununla güçlendirebilir.

Dikkat: Temizliğinden emin olunmayan bitkilerden uzak durmak gerekir, kirli ortamlardan toplanan bitkiler bizzat karaciğer çevresinde parazit oluşumuna yol açabilir!
Bitki her ne kadar temiz suların göstergesi sayılsa da, tifo, kolera gibi salgın hastalıkların baş gösterdiği dönemlerde, onu yemekten kaçınmak gerekir; çünkü bu hastalıklar bilindiği gibi suyla yayılır.
Dört haftadan fazla alınmaması önerilir. Özsuyunun da suyla seyreltilmeden alınmamasında yarar vardır. Kimi hekimler hamilelerin kullanmamasını salık verir.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Doğu Karadeniz’de toprak üstü kısımlar kurutularak toz haline getirilir, süt ya da balla karıştırılarak yenir, bunun egzama benzeri cilt hastalıklarına iyi geleceğine inanılır.
Trabzon çevresinde bademcik rahatsızlığı için dışardan kullanılırken; Isparta çevresinde kısırlık için bir ay boyunca yenir.
Bitlis-Adilcevaz’da iştah açıcı, öksürük kesici, guatr iyileştirici, bağırsak yumuşatıcı olarak salata şeklinde tüketilir. Sivas-Ulaş’ta astım ve romatizma tedavi-si için yenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.