Oğul Otu Nedir? Nerede Yetişir? Faydaları Ve Zararları Nelerdir?

Oğulotu adının bitkiye, çocukların ishal tedavisinde kullanıldığı için verildiğini belirtenlerin yanında, oğul çıkaran arı kümesinin istenen yere konmasını kolaylaştırdığı için verildiğini ileri sürenler de bulunmakta. Oğulotu (Melisa), Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasındandır.

Boyu 25-120 cm boylarında, dört köşe, içi boş, tüylü, dik ya da yükselici gövdeli, dallara ayrılan yapıda; 1,5-3,5 cm’lik saplı, 2-9,5 cm’lik uzunluk ve 1,5-7,5 cm genişlikte, genişçe yumurtamsı, yüreğimsi ya da eliptik, dişli, damarlı, kabarık görünüşlü, üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşil ve fırça tüylü, üste çıkıldıkça küçülen, karşılıklı yaprakları olan; temmuz-eylül aylarında yaprak diplerinde 4-12 çiçekli çevrel halkalar halinde, fazla dikkat çekmeyen, beyaz, açık sarı, pembe, morumsu renkli, balverici, küçük çiçekler açan; dört parçalı fındıksı, parlak kahverengi, küçük meyveler veren, çok yıllık, otsu bir bitkidir.

Üretimi tohum ekilerek, kökten ayırmayla ya da çelikle yapılır. Nemli, ancak güneşli ya da yarı gölge toprakları sever. İyi tutunursa kuraklığa dayanır. Yeri severse istila edici olabilir. 25-30 yıl ömürlüdür. Ancak tarımsal üretiminde 3-4 yılda bir, yeni ekim-dikim yapılır.

Coğrafya ve Tarihçesi: Oğulotunun gen merkezi Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, Anadolu ve Batı Asya’dır.
Dünyada, Avrupa ve Asya’da, pek yaygın olmayan birkaç türle; ülkemizdeyse, üç alttürü bulunan bu türle temsil bulur.

Alttürleri: subsp. altissima (Sm.) Arcangeli, subsp. inodora (Bornm.) Bornm., subsp. officinalis L.

Mutfakta ve halk hekimliğinde kullanılanı, limon kokulu olan subsp. officinalis L. taksonudur. Altissima, “yüksek, boylu” demektir ve bu alttürün yaprakları kötü kokuludur. inodora ise “kokusuz” demek. Mutfakta ve halk sağlığındaki kullanımından dolayı M. officinalis L. subsp. officinalis L. bitkisinin Akdeniz kıyılarında 2000 yıldır tarımı yapılır. Avrupa’da onu 7. yy’da Mağripliler yaygınlaştırır.

Türkiye’de daha çok Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde; Adana, Amasya, Antalya, Artvin, Balıkesir, Bartın, Bingöl, Bursa, Giresun, Hatay, İçel, Kahramanmaraş, Kırklareli, Kocaeli, Kütahya, Mardin, Muğla, Sivas, Tekirdağ, Zonguldak gibi illerde 0-1800 metrelerdeki çalılıklar, makilikler, dere kenarlarında ve çorak yerlerde görülür.

Ortaçağ’da (5-15. yy) arılara besin sağlaması için üretimi yapılmıştır. Bugün de yer yer arıcılar arı topluluğunu artırmak için kovanlarını bu bitkiyle ovuşturur.

Rivayetlere bakılırsa; 13. yy’da Glamorgan prensi Llewlyn, her gün oğulotu yiyerek 108 yıl, John Hussey adında bir

İngiliz de 50 yaşından sonra her sabah oğulotu çayı içip bal yiyerek 116 yıl yaşamıştır.

16. yy’da beyni ve belleği güçlendirme konusunda en önde gelen ilaçlardan sayılır.

İslam hekimi Razi (854-932) “Kalp çarpıntısından şikayetçiyseniz oğulotunu kaynatıp suyunu bir süre içiniz” der.

İbn-i Sina’ya (980-1037) göre oğulotu, kalbi neşeyle, zihni güçle donatır; Paracelsus’a (1493-1541) göre vücudu canlandırır; Platarius (12. yy sonu) onu apselere karşı önerir; “yağla karıştırıp 9 gün yakı olarak uygulamak gerekir” der.

Sainte Hildegarde de Bingen’e (1098-1179) göre, oğulotu yiyen insanın dalağı canlanır, bu da kalbi etkiler ve insanı neşeli kılar. Bu bitkibilimciye göre oğulotu tek başına 50 bitkinin erdemlerine sahiptir.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta çiçeklenme başlamadan ya da başlarken, yerde 10 cm’lik sap bırakılıp biçilen taze ya da kurutulmuş yapraklı dalları; halk hekimliğinde yaprakların yanı sıra çiçekli sür-günleri ve bitkinin toprak üstü kısımlarından su buharıyla damıtılan uçucu yağı kullanılır.

Bitkinin bileşiminde çeşitli asitler, müsilaj, A, C (askorbik asit) ve E vitaminleri, uçucu yağ (%0,1-0,4); örnek olarak Kuzey Afrika’dan derlenmiş biyolojik sertifikalı bitkilerden damıtılan uçucu yağın bileşiminde etken madde olarak geranial (%45,59-34,88), neral (32,86-23,84), beta karyofilen (5,69-6,80) ile, bela osimen, limonen, parasimen, geraniol, nerol, linalol, geranil asetat, alfa hümülen, germakren D gibi maddeler bulunur.

Oğulotunun faydaları: Oğulotunun zihinsel güçlendirici, kalbi destekleyici olarak kullanılışının uzun bir tarihi vardır. Çağımızda yapılan araştırmalarda bitkinin yara iyileştirici özelliğinin de önemli olduğu görülmüştür.

Yapraklarla çiçekli taze sürgünler öteden beri, vücudu güçlendirici, sakinleştirici, spazm çözücü, gaz giderici, sindirim kolaylaştırıcı, ateş düşürücü, terletici, bakteri, virüs ve mantar yok edici, adet söktürücü, tiroit hastalığını engelleyici, serbest radikal süpürücü kabul edilir.

Bunun için yapraklar taze olarak kullanılabileceği gibi çiçeklenme öncesinde ya da sonrasında hasat edilip, temiz, havadar, gölge bir yerde kurutularak da kullanılır.

Yüksek ateş, soğuk algınlığı, sinirsel ve alınganlığa bağlı sindirim sorunları, çocuklardaki sindirim sorununa bağlı kusma, yüksek tiroit salgılaması, depresyon, uykusuzluk, baş ağrısı, hıçkırık tedavisi için yaprakla demlenen çay içilir.

Çiçeklenmeye başlamış taze ya da kurutulmuş yapraklardan 20-50 gramı 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenir, süzülüp yemeklerden önce ya da sonra birer çay fincanı içilir.

Dışardan gut, uçuk, yara, böcek ‘sırıklar’ için ve böcek koyucu olarak kullanılır.

Bitkinin yapraklarından yalın halde açık kimyon, bakırsülfatla açık kına, potasyum bikromatla açık haki renkler elde edilir.

Oğulotunun sağlığa yararlılığını modern tıp da kabul eder. 1978’de yapılan bir araştırmada, oğulotunun Türkiye’deki 2 ilacın oluşumunda yer aldığı saptanmıştır.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Bitkiyle hazırlanan çayın Antalya, Balıkesir, Diyarbakır, Giresun, Kırklareli, Muğla illerimizde kalp ve damar rahatsızlıklarına; Çanakkale, Gaziantep, Giresun illerimizde kan şekerine iyi geldiği kabul edilir.
İstanbul’da kalp için oğulotu kaynatılıp suyu içilir. Mide ağrısı için pelin yaprağıyla oğulotu yaprağı birlikte kaynatılıp içilir.
Adana-Saimbeyli’de bitkinin kaynatıldığı su kalp hastalıklarıyla nefes darlığına karşı; Kütahya-Gediz’de kurutulmuş toprak üstü kısımlarla demlenen çay kan şekerini düşürücü ve damar açıcı olarak içilir.
İzmir-Bergama’da kabızlık, mide ve sinir sorunlarında kaynatılıp, yürek çarpıntısında demlenip içilir.
Denizli-Buldan’da uykusuzluk ve sinirsel sorunlara karşı kullanılır.
İstanbul’da mide rahatsızlıkları için pelin yaprağıyla birlikte kaynatılarak içilir.

Uçucu Oğulotu Yağı: Duru, hareketli, sıvı görünüşlü, açık sarıya yakın renksiz, taze, hoş, hafif otsu, limon kokuludur.

Sakinleştirici, hatta uyutucu, yüksek tansiyonu düşürücü, sempatik sinir sistemini dengeleyici, iltihap kurutucu, bağırsak parazitlerini yok edici, gaz giderici, spazm çözücü, sindirim kolaylaştıncı, zihinsel güçlendirici, safra taşlarını eritici, safra söktürücü özellikleriyle bilinir; sinirsel kökenli uykusuzluk, sinir krizi, panik atak, kaygı, histeri, bayılma, heyecan, ihtilaç (çırpmma), epilepsi (sara), astım, sindirim ya da kalp spazmı, sindirim sorunları, mide krampı, hamilelik sırasındaki bulantı ve kusma, safra taşı, safra kesesi ve karaciğer yetmezliği, yüz ve diş ağrıları, zihinsel zayıflık, bellek bozukluğu, iç karartısı (melankoli), ağrılı adet, arı sokması, cilt alerjisi, zona tedavisinde kullanılır.

Sakinleştirici etki için bitkisel bir yağ içinde inceltilerek omurgaya ve bilek üzerine sürülüp ovuşturulur. Birkaç damla banyo suyuna eklenir.

Odanın havasını temizlemek için fesleğen, papatya, zencefil, lavanta, turunç, biberiye, kokulu kananga yağlarından bazılarıyla karıştırılarak ortaya damlatılır.

Günde 2-3 kez birer ikişer damla sıcak süte, bala ya da şekere eklenerek ağızdan da alınabilir.

Dikkat: Uçucu oğulotu yağı hamilelere önerilmez! Ayrıca ilgili hekim önerisi olmadan ağızdan alınmamalıdır!

Uçucu oğulotu yağı kıvırcık nane, çay ağacı, davana, gül ağacı, kediotu, lavanta, mandalina, papatya, servi, turunç, süsen uçucu yağları ve avokado, kantaron, zeytin bitkisel yağlarıyla karıştırılarak çeşitli formüller içinde de kullanılır. İlginçtir, oğulotu arıların çok sevdiği bir bitkiyken, sivrisinekler ve bahçelerde yapraklan yiyen küçük böcekler, karıncalar onu hiç sevmez ve kendisinden köşe bucak kaçar. Yaz gecelerinde sivrisineklere maruz kalmamak için buhurdanlıklarda oğulotu yaprağı kaynatılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.