Menengiç Nedir? Nerede Yetişir? Faydaları Nelerdir?

Menengiç, Sakızağacıgiller (Anacardiaceae) familyasındandır. Boyu 2-6 metre boylarında, ama ender olarak 8-10 metre boylananları da çıkan, yine ender olarak 1 metreyi aşkın çap yapabilen, gri, çat-laklı kabuklu, dik, ya da yükselici gövdeli; 4-7 cm uzunluk ve 2-3 cm genişlikte, etli kalın, üst yüzü parlak koyu, alt yüzü mat yeşil, sakızsı kokulu, 5-13 eliptik yaprakçıktan oluşma, tek tüysü bileşik, saplı, almaşık yaprakları, sonbaharda kızararak dökülen; mart-nisan aylarında, birçoğu bir arada salkımlar halinde, pütür pütür, küçük, kırmızı renkli ve olgunlaşınca sarı çiçek tozları üreten erkek, ya da ayrı bir ağaçta 10-20 cm’lik salkımlar halinde koyu pembe, kırmızı dişi çiçekler açan; yine birçoğu bir arada seyrek salkımlar halinde, önceleri açık yeşil, sonra açık kiremit kırmızısı, ağustos ortasından itibaren ve eylülde olgunlaşınca yeşilimsi koyu mavi bir hal alan, 4-5 mm boy ve 4-8 mm çapta, küremsi ya da yumurtamsı, tek tohumlu, yağlı, eriksi (drupa) meyveler veren bir çalı ya da dağınık tepeli bir ağaççıktır.

Menengiç ağaçlarının bazılarında Pemphigus corniculatus adlı yaprak bitinin oluşturduğu 15-25 cm uzunluğunda boynuzumsu oluşumlar görülür; bunlar önceleri kiremit rengi ya da yeşilken, sonraları siyahımsı bir renk alır.
Ağaççığın üretimi tohum ekilerek ya da çelikle yapılır. Güneşli, süzek, alkalinli toprakları sever.
Menengiç sakızı ağustos ortasından sonbahara doğru, dalların ya da gövdenin çizilmesi ya da berelenmesiyle oluşur. Kabuktan sızıp biraz katılaşarak yere dökülmüş küçük tanelerin toplanmasıyla elde edilen sakızın kıvama erdirilmesi nispeten kolaydır. Taze çiziklerden sızıp yere düşmeyen, `cıvık’ sakızı ağızda çiğneyerek `oldurmaksa’ neredeyse imkânsızdır.
Menengiç sakızının kendine özgü hoş kokulu bir lezzeti vardır. Bildik çikletlerden farkı, şişirilememesidir.
Menengiç ağaççığı Güneydoğu ve Ege’de genelde antepfıstığı aşılanarak değerlendirilir.

Coğrafya ve Tarihçesi: Gen merkezi Akdeniz havzasıdır. Fas’ın batısında, Atlas Okyanusu’nda bulunan Kanarya adalarından Doğu Akdeniz’e, Anadolu’ya kadar uzanan topraklar.
Dünyada, Akdeniz havzasıyla Asya’da 20 dolayında; Türkiye florasında, antepfıstığı (P. vera L.) ve sakızağacının (P. lentiscus L.) da içinde yer aldığı 6 türle birlikte ve 2 alttürüyle temsil bulur.
Akdeniz ve Ege bölgelerinin maki toplulukları arasında, Karadeniz Bölgesi’nde, Güneydoğu Anadolu’da makiliklerde, taşlık, kayalık, kurak alanlarda bulunur.
Alttürlerinden subsp. palaestina (Boiss.) Engler; Adana, Amasya, Antalya, Bursa, Çanakkale, Hatay, Isparta, İçel, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Tokat, Trabzon, Zonguldak ilerinde 50-1500 metrelerdeki makilikler ve kızılçam ormanlarında; subsp. terebinthus L. ise, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İstanbul, Tekirdağ, Zonguldak’ta deniz yüzeyine yakın makiliklerde görülür.
Ağaççık, 1854 yılında girdiği ABD’de, daha çok antepfıstığı aşılanarak değerlendirilir.
Yaşlı Plinius (23-79) menengiç meyvesini, panzehir ve havayı temizleyici olarak önerir.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta ve halk hekimliğinde öncelikle olgun meyveler ve bunlardan soğuk sıkmayla elde edilen bitkisel menengiç yağı, bunun yanında ağacın çeşitli kısımları ve yaralı dallarla gövdeden sızan sakız (reçine) kullanılır.
Menengicin genç sürgünlerinde (%74), çiçeklerinde (70), ham meyvelerinde (54) ve olam meyvelerinde (73) uçucu yağ; sürgünlerdeki uçucu yağda p-simen, transverbenol, karvofilen oksit; çiçeklerdeki uçucu yağda germakren D, apinen, limonen; ham meyvelerdeki uçucu yağda limonen, a-pinen, terpinolen; olgun meyvelerdeki uçucu yağda limonen, a-felandren, terpinolean bulunur.

Tıp Folklorundaki Yeri: Menengiç ağacından elde edilen reçine sakız) mikrop öldürücü, spazm çözücü, bal-gam söktürücü, hücre gelişimini durdurucu, yara iyileştirici olarak bilinir.
Kronik bronşit, safra taşları, tenya, romatizma, basur, solunum ve idrar yolları, böbrek rahatsızlıkları tedavisinde ağızdan alınarak kullanılır.
0,2-0,5 gramlık dozlar halinde günde 3-4 kez hap olarak alınır.
Dışardan da eklem iltihabı (arthrite), gut, siyatik ağrılarından (kalçadan bacağa uzanan ağrı), uyuz ve bitten kurtulma amacıyla kullanılır.
Hücre gelişimini önleyici özelliğiyle, kanser tedavisinde de folklorik cezalardan, yeni umutlardan biridir.
Olgun menengiç meyvelerinin güçlendirici ve idrar söktürücü özellikleri de vardır. Bunlar öğütülüp balla karıştırılarak günde 10-20 gr alınır.
Yaprak bitinin oluşturduğu boynuzlar bronşit ve astım öksürüklerini kesici, ishali durdurucu özellikler gösterir. Astım için sigara gibi içilir, ishali durdurmak içinse, günde 2-3 kez 0,5 gr ağızdan alınır.
Menengiç yağı el, ayak ve meme başı çatlaklarında, ayrıca cildi koruyucu ve nemlendirici olarak kullanılır.
Yapraklar idrar yolları iltihapları, ülser ve güneş çarpmasında yararlıdır.
Ağaççıkların bazılarında ortaya çıkan boynuzsudan kırmızı boyar madde elde edilir.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Ege’de nezle için meyve-tohumlar kavrulup dövülerek kahve gibi pişirilerek içilir.
Adana-Saimbeyli’de yapraklarla demle-nen çay şeker hastalığına karşı içilir.
Doğu Anadolu’da meyveler soğuk algınlığına karşı ve idrar söktürücü olarak bilinir.
Gaziantep’te meyveler kaynatılıp göğüs yumuşatıcı ve cinsel gücü artırıcı olarak içilir.
Siirt’te menengiç meyvelerinden yapılan “Bıttım sabunu” saç dökülmesini, kepeklenmeyi ve yağlanmayı önleyici özellikleriyle bilinir.
Kırklareli-Babaeski’nin köylerinde astım ve kalp ritmi bozukluğuna karşı yapraklar mayıspapatyası çiçekleriyle kaynatılarak içilir.
Malatya çevresinde bitkinin sakızı balmumu ve tereyağıyla birlikte tavada eritilip yaranın üzerine uygulanır.
Antalya, Balıkesir, Kahramanmaraş, Kırklareli, Muğla illerinde, çeşitli sağlık sorunlarının tedavisi için ağaççığın meyvesi, sakızı, yaprakları, yapraklı sürgünleri, kökü kullanılır. Muğla-Datça’da derin kesiklerin üzerine menengiç sakızı konup ısıtılır istenmeyen tüyler, kaş ve bıyık sakızla alınır; odunun dış kabuğu bıçakla kazınıp güneşte 3-4 saat kurutulduktan sonra sigara olarak sarılıp içilir.

Mutfaktaki Değeri: Kahvenin çok pahalı olduğu dönemlerde Anadolu’da bildik kahve yerine subsp. palaestina alttürü menengicin meyveleri içilmiştir. Farklı lezzetiyle bu geleneğin sürdüğü yerler vardır. Gaziantep’te “Menengiç kahvesi”, Elazığ’da “Çedene kahvesi” adıyla analar, gelenek Siirt’te de sürdürülür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.