Kızılcık Nedir? Nerede Yetişir? Faydaları Nelerdir?

Kızılcık, adını verdiği Kızılcıkgiller (Cornaceae) familyasındandır. Boyu 4-8 metre boylarında, pembemsi gri küçük pullarla çatlak gövdeli; kısa saplı, 3-9 cm uzunluk ve 3-5 cm genişlikte, yumurtamsı-eliptik, sivri uçlu, ince dişli, belirgin damarlı, karşılıklı, parlak yeşil yaprakları, sonbaharda pembe ve kızıl renge dönüşecek dökülen; mart-mayıs aylarında, ağaç henüz yapraklanmadan, bir önceki yıldan kalan dallar üzerinde, 12-15’i bir arada 2-3 cm boyunda seyrek demetler halinde, balverici, açık sarı çiçekler açan; 12- 20 mm uzunlukta, yaklaşık zeytin biçiminde, önceleri yeşil renkli ve acımsı ekşiyken, ağustos-eylül aylarında olgunlaşınca parlak koyu kırmızılaşan ve mayhoş hale gelen, etli sulu, sert kabuklu tek tohumlu, eriksi meyveler veren, ortalama 100 yıl dolayın-da yaşayan bir ağaç ya da birden çok gövdeli bir çalıdır. Kızılcığın ilginç bir özelliği, çok erken çiçek açmasına karşın, meyvesinin epeyce geç olgunlaşmasıdır.

Ağacın üretimi tohum ekilerek ya da çelikle yapılır. Her tür toprakta yetişmekle birlikte, güneşli, nemli, hatta ağır ve kireçli toprakları sever. -25 dereceye kadar soğuğa dayanır. Park ve bahçelerde süs bitkisi olarak da yetiştirilir.

Coğrafya ve Tarihçesi: Kızılcığın gen merkezi Avrupa, Anadolu ve Doğu Akdeniz kıyılarıdır. Dünyada çoğunluğu kuzey yarıkürede yetişen 50 türle; Türkiye florasında C. sanguinea L. (Yabani kızılcık) türüyle birlikte temsil bulur, Ankara, Antalya, Artvin, Bolu, Bursa, Çorum, Erzurum, Isparta, İçel, İstanbul, Kahramanmaraş, Kütahya, Tekirdağ, Trabzon illerimizde 20-1500 metrelerdeki geniş yapraklı ormanlarda ve çalılıklarda güneşli ve yarı gölge yerlerde doğal halde görüldüğü gibi Anadolu’da yer yer yetiştirilir.

Hititlerde (IÖ 1650-1200) ekonominin ana kaynaklarından sayılan meyvecilikte, elma, kayısı ağaçlarının yanında geçen ve değer verildiği görülen “sennur” ağacının kızılcık olduğu tahmin edilir.

Mitolojik dönemde tanrıça Athena kendisini çıplak gördüğü için gözlerini kör ettiği Teiresias’a yön bulmada yardımcı olması için kızılcıktan yapılma bir baston verir.

Romalılar kızılcık dallarını mızrak yapımında kullanmıştır. Kan renginden dolayı kızılcık ağacı onlar için düşmanlarına savaş ilanı demekti.

Buna karşılık Uzakdoğu’da kızılcık ağacı yine kan renginden dolayı hayatı ve iyilikleri simgelerdi.

Eski çağ Avrupa inançlarına göre cadılar bu ağacın çeşitli kısımlarından etkili zehir elde ederdi.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta öncelikle meyve, bunun yanı sıra tohum ve tohumdan elde edilen yağ; halk hekimliğinde meyve, dal kabukları, yapraklar ve çiçekler kullanılır.

Meyvenin bileşiminde fruktoz ve glikoz, müsilajlı maddeler, malik ve sitrik asitler, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir gibi mineraller ve C vitamini (askorbik asit); ağacın kabuğundaysa tanen, reçine ve müsilaj bulunur.

Faydaları: Kızılcığın taze ya da kurutulmuş meyvesi suda haşlanıp içilirse ishal hemen kesilir. Ayrıca, günde 1 bardaktan bir süre içilecek kızılcık suyu, mesane iltihabına (cystite) iyi gelir. Meyve koleraya karşı da etkilidir.

Kuru meyvenin kaynatılıp pelte kıvamında yenmesi basura iyi gelir.

Gövde ve dallardan elde edilen kabuklar ishal kesici, yüksek ateş ve kurt düşürücü olarak bilinir.

Bunun için 1 litre (5 bardak) kaynar su 50 gr ufalanmış kabuk üzerine dökülüp, 10-15 dakika bekletildikten sonra içilir.

İshal tedavisinde çiçekler de kullanılır.

Ağacın kurutulmuş yaprağı ufalanıp, yara ve çıbanların üzerine ekilirse, kurutucu ve iyileştirici etki gösterir.

Dikkat: Kabızlık şikayeti olanlar kızılcıktan uzak durmalıdır!

Ağacın ağır, sert ve dayanıklı, ama esnek odunu çok değerlidir. Ahşap araç gereç yapımında kullanılır. Geçmiş kültürümüzle ilgili olarak “kızılcık sopası” sözünü hatırlayalım…

Meyvelerinin tohumlarından elde edilen yağ kozmetik endüstrisinde ve aydınlatmada (gaz lambasında) kullanılırken, meyveden elde edilen yağla sabun yapılır.

Ülkemizdeki Uygulamalar: iç Anadolu Bölgesi’nde göğüs yumuşatıcı ve öksürük kesici olarak bir miktar kızılcık meyvesi yenir.

Kırklareli – Babaeski çevresinde, kızılcık çiçeklerinden demlenen çay astım tedavisi için sabahları aç karna ve şekersiz olarak içilirken, meyvenin kaynatıldığı su ishal kesici olarak içilir.

İstanbul’da basur için kızılcığın çekirdeği dövülür, elde edilen un ve suyla hap yapılıp yutulur.

İshal giderici olarak; Konya ve Yalova’da meyve, Ankara’da meyveden yapılan reçel yenir; Samsun’da meyvenin çekirdeği mazıyla dövülüp, balla karıştırılarak sabah-akşam aç karna yutulur.

Yabani kızılcığın alttürlerinden biri olan ve Tarsus-Çamlıyayla’da Demircik adıyla bilinen C. sanguinea L. subsp. cilicica (Wangerin) Chamberlain ağacının meyveleri de bu yörede ishal kesici olarak değerlendirilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.