Karabaş Otu Nedir? Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Karabaşotu, Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasındandır. Boyu 45-50 cm boylarında, yarı odunsu, sık ve dalları olan; 14-40 mm uzunluk ve 1-5 genişlikte, şeritsi dar ve uzun, grimsi yeşil tüylü, karşılıklı yapraklarını pek dökmeyen mart-haziran aylarında, alttürüne göre kısa (0,5-2,5 cm) ya da uzun (5-20 cm) saplar emrinde, 1,5-4,5 cm uzunluğunda silindirik yapılı yoğun başak halinde, iki dudaklı, koyu mor ya da erguvani, balverici, küçük çiçekler açan; başağın üzerinde siyahi-mor ya da erguvani hoş görünüşlü çıkıntılar (brakteler) bulunan; dört parçalı fındıksı meyveler veren; hoş tüylü, çok yıllık, çalımsı bir bitkidir.

karabaş yağı diye adlandırılan uçucu yağı; mutfakta daha çok yaprakları, nadiren çiçekleri kullanılır. Karabaşotunun çiçek açtığında toplanan dalları açık havada, ama gölgede, demetler halinde asılıp havada ya da bu yapılamazsa, yere serilerek kurutulur. Uçucu yağ elde edilecekse çiçekler solunca hasat etmekte yarar vardır.

Türkiye’de yetişen bitkilerin subsp. stoechas L. altturunde %0,86, subsp. cariensis (Boiss.) Rozeira alttüründeyse %2,4 oranda uçucu yağ; uçucu yağın bileşiminde de öncelikle kafur, fenkon, sineol (ökaliptol), borneol gibi maddeler bulunur.

Başlıca Faydaları: Karabaşotu çiçekleri mikrop öldürücü, ağrı kesici, astım iyileştirici, spazm çözücü, balgam söktürücü, sindirim ve sinir sistemini düzenleyici, kalbi güçlendirici, tansiyon düşürücü, tümör engelleyici, yatıştırıcı olarak bilinir. Öksürüğe, romatizmaya, astıma, bronşite, sinirsel baş ağrılarına, yüksek tansiyona, kalp ve damarlara, akciğere, bulantıya, idrar yolları iltihaplarına, saça, yaralara, egzamaya, ergenlik sivilcelerine iyi gelir.
Akciğer, kan ve beyin kanserlerinde ilerlemeyi durdurucu etkisinden de söz edilir.

20-50 gr bitki üzerine 1 litre (5 bardak) kaynar su dökülüp 10-15 dakika bekletildikten sonra, süzülüp günde 3 kez birer bardak içilir.

Dikkat: Yüksek dozdan kaçınılmalı; hamilelerle 3 yaşından küçük çocuklar karabaşotunu ağızdan almamalıdır!

Çiçeklerden damıtılan, duru, sıvı görünüşlü, açık sarı, yakıcı lezzetli, güçlü kâfur kokulu uçucu yağı mikrop öldürücü olarak yara, bere, ezik, yanık, sıyrık, egzama için dışardan sürülür. Bu yağ eczacılık endüstrisinde olduğu gibi sabun ve parfüm yapımında da kullanılır.

Bitkinin cilde sürülmesi sivrisinekleri huzura yaklaştırmaz.

Çiçekler, odalara güzel koku ve görüntü sunması için hazırlanan potpuri tabaklarına eklenir.

Bitkinin toprak üstü kısımları az kullanılan mekanların tabanına böcekleri uzaklaştırması ve ağır havayı dağıtıp, hoş koku vermesi amacıyla serilir.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Hatay’da kurutulan çiçekler nezlede yakılıp tütsü olarak burna çekilir, şeker hastalığında, romatizmada, idrar azlığında demlenip içilir, çiçekler dışardan kaşıntı giderici olarak uygulanır.

Muğla-Datça’da çiçeklerle demlenen çay kalp-damar rahatsızlıkları, mide ağrısı, nefes darlığı ve basura karşı içilir; kurutulmuş çiçekler, astım için pipo içine konarak içilir, güve koyucu olarak yünlü giysilerin içine konur.

Bodrum’da öksürük, soğuk algınlığı, baş ağrısı, kum sancısı, ülser, mide, göğüs ağrısı, kalp rahatsızlıkları için demlenerek; kalp ve damar rahatsızlıkları için çiçekli kısımlar mantıvar, izmirkekiği, elma çalısı, demirdikeni ile kaynatılarak içilir; alerji, konak, kepek giderici olarak banyo ve saç yıkama suyuna eklenir.

Balıkesir’de böbrek taşlarını düşürme amacıyla çiçek başakları demlenip çay olarak içilir.

Bursa-Orhaneli çevresinde mide ülseri için bitkinin kart toprak üstü kısımları kaynatılarak içilir.

Çanakkale-Gelibolu’da zekayı açmak için tütsüstı yapılır, çay gibi haşlanarak titremelere karşı kullanılır.

Ayrıca Antalya, Aydın, Bursa, Çanakkale, İçel, Konya, Muğla illeri çevrelerinde çeşitli halk hekimliği uygulamalarında ağızdan ve dışardan kullanılır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.