Kafur Nedir? Nerede Yetişir? Faydaları Ve Zararları Nelerdir?

Kafur, Defnegiller (Lauraceae) familyasındandır. Boyu 10-20 metre boylarında, 30-40 metreye çıkabilenleri de bulunan, 5 metre çap yapabilen, dikine ince çatlaklı, açık kahverengi-gri gövdeli; 2-3 cm’lik saplı, 6-12 cm uzunluk ve 3-7 cm genişlikte, yumurtamsı, sivri uçlu, kalın, sert, vernik sürülmüş gibi parlak, tazeyken pembemsi-kırmızı, sonra yeşil, almaşık, sık yapraklarını dökmeyen; mart-haziran aylarında, yaprak koltuklarında bileşik salkımlar halinde, 2-3 mm boyunda, ortası açık sarı, çevredeki taçyaprakları beyaz çiçekler açan; dal uçlarında uzun bir sap ucunda seyrek salkımlar halinde, 5-10 mm boyunda, nohut-bezelye iriliğinde, yumurtamsı ya da küremsi, önce yeşil, sonra koyu morken, zamanla siyahlaşan, tek çekirdekli, yenmeyen, sert meyveler veren; geniş- yayılıcı tepeli, 2 bin yıl gibi çok uzun ömürlü bir ağaçtır.

Kâfur, 24-40 yaşındaki ağacın gövdesinin yaralanıp reçine sızdırılmasıyla ya da kabukların su buharında damıtılıp kristalize edilmesiyle sağlanır. Renksiz ya da beyaz, özel ve güçlü kokulu, acı ve yakıcı, billursu, katı bir maddedir. Dokunulduğunda yağlı hissi verir. Uçucu olduğu için kapalı kaplarda ve serin bir yerde saklanır. Zeytinyağında eritilerek kullanılması daha kolaydır.

Adaçayı, biberiye, civarperçemi, karabaşotu, kişniş, lavanta, sater, kediotu gibi bitkilerin yapısında bulunan bileşik organik bir madde de kafur adıyla anılır. Kafur ağacının üretimi tohum ekilerek ya da kökten ayırmayla yapılır. Daha çok tropikal, nadiren sıcak ılıman bölgelerde yetişir. Süzek, nemli, kumlu, verimli toprakları sever. 10 dereceye kadar soğuğa dayanır.

Coğrafya ve Tarihçesi: Gen merkezi Güney Çin, Tayvan, Japonya ve Kore olmakla birlikte; Akdeniz ülkelerin-de, ABD’de, Karayiplerde de yetiştirilir. Dün-yada Doğu Asya’dan Avustralya’ya kadar uza-nan bölgelerde, C. zeyianicum Nees (tarçın) türünün de içinde yer aldığı 275 türle birlikte temsil bulur.
Türkiye’de de “liman ve nemli bölgelerde, örnek olarak İstanbul’da Emirgân korusunda az miktarda dekoratif amaçlarla yetiştirilir.
Kâfur ağacı, Hiroşima kentinin simgesidir.
Eski Çin’de hayat ağacı olarak görülür, meyvelerinin yenmesi ölümsüzlüğe geçişi sağlayacağı düşünülürdü. Japonya’da da büyük saygı görürdü. Bunun bir nedeni ağacın inanılmaz uzun yaşaması ve çok büyük olmasıysa, muhtemelen bir diğer nedeni de kâfurun cesedi bir süre çürümekten korumasıdır.
Sumatralılar, krallarının cesedini törenle gömmek için bekletirken, onu kâfur sürerek korurmuş.
Kur’an-1 Kerim’de “Cennet” tasvirinde zencefille birlikte anılır (İnsan suresi, Ayet 5). Kâfur, Eski Çin’de, İslam tıbbında, İbn-i Sina’da (980-1037) Şifa verici olarak değerlendirilmiştir.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Halk hekimliğinde, ağacın odunundan su buharıyla damıtılan uçucu yağ ve buradan kristalize edilip alınan “kâfur” ya da “kâfuru” adlı madde; mutfaktaysa, az miktarda yapraklar ve körpe dallar kullanılır.
Çin’de doğal ortamında yetişen bitkilerin kabuğundan damıtılan uçucu yağın bileşiminde kâfur (%0,39), limonen (%31,98), alfa pinen (%11,74), parasimen (%7,26), mirsen (%4,30), sabinen (%3,40), beta pinen (%2,24), alfa terpinen (%1,96), alfa felandren (%1,88), alfa tüyen (%1,37), 1.8 sineol (ökaliptol, %29,91) gibi maddeler bulunur.

Kafurun Faydaları: Kâfur ağacın odunu ve yaprakları, ağrı kesici, spazm çözücü, gaz söktürücü, mikrop öldürücü, grip, iyileştirici, burun kanamasını durdurucu, diş ağrısını giderici, uyarıcı, cilde uygulandığında kılcal damarları rahatlatacak kan dolaşımını hızlandırıcı özellikleriyle bilinir.
Yararlanmak için çay olarak demlenip burna çekilir. Çok az miktarda ağızdan da alınabilir.
Ölülerin ağız ve boğaz boşluğuna bir miktar kâfur sürülerek böceklerin yaklaşması önlenir.
Yine güve yememesi için yünlü kumaşların yanlarına kâfur konur.
Mikrop öldürücü ve ağrı kesici özelliklerini modern tıp da kabul eder. 1978’de yapılan bir araştırmada, kâfurun Türkiye’deki 8 ilacın oluşumunda yer aldığı saptanmıştır.
Ağacın odunu, dokusunun güzelliğinden dolayı mobilyacılıkta kullanılır.
Vernik, parfüm, sabun, naftalin, çini mürekkep yapımında, mumyalama işinde de değerlendirilen kâfurun, 1972’den bu yana, yapayı da kullanılmaya başlanmıştır.
Konya ilimizde kâfur ağrı, sızı, kan tutması ve kalp durmasına karşı kullanılır.
İstanbul’da soğuk algınlığı tedavisinde ispirtoyla halledilen kâfur vücuda sürülür.

Uçucu Kâfur Yağı: Vücudu güçlendirici, genel uyarıcı, enfeksiyon ve virüs giderici, kan dolaşımını rahatlatıcı, enerji verici özellikleriyle bilinir; grip, nezle, bronşit, öksürük gibi solunum yolu enfeksiyonlarında, damarların. canlandırmada, yorgunluk ve halsizlik durumlarında kullanılır.
Bitkisel yağlar içinde inceltilerek solunum yolları için göğüs kafesine ve sırta; yorgunluk halinde omurga üzerine damlatılıp ovuşturlur.
İçinde bulunulan mekanın havasını temizlemek için birkaç damla ortalığa damlatılır.

Dikkat: Cilde inceltilmeden sürülmemelidir.
Kafur, eklem, kas, romatizma ağrıları, el ve ayak çatlakları, yarıkları, dudak çatlakları kaşıntılar ve başka bazı cilt rahatsızlıkları için merhem olarak dışardan sürülür.
Bunun için 10-20 gr kafur 100 gr alkol ya da zeytinyağında eritilir ve sorunlu yere uygulanır.

Dikkat: Doz aşımı, kusma ve çırpınmayla başlayıp ölüme kadar uzanan zehirlenmeye yol açabilir! Bebekler, çocuklar, hamileler kullanmamalıdır!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.