Ardıç Bitkisinin Kullanımı, Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Ardıç, Servigiller (Cupressaceae) familyasındandır. Bitkinin boyu 0,3-10 metre boylarında, pürüzsüz, kahverengi-kırmızı gövdeli, sık, karışık dallı; 5-15 mm uzunluk ve 1-2 mm genişlikte, körpeyken iğne, büyüyünce tığ gibi görünen, yassı, kalın, sivri uçlu, batıcı, üçlü çevrel dizilişli, hoş kokulu, yapraklarını dökmeyen; mayıs-haziran aylarında, yaprak koltuklarında, fazla dikkat çekmeyen, kozalakçık halinde, 3-5 mm boyunda sarımsıaçık kahverengi erkek ya da ayrı bir ağaç üzerinde, 3-4 mm boyunda açık sarı-yeşil dişi çiçekler açan; genelde 3, bazen 1-2, uzunca-yumurtamsı küçük tohumu bulunan, kısa saplı, 6-12 mm çapındaki üzümsü meyveleri (kozalak) önceleri yeşilken ikinci yılın eylül-ekim aylarında olgunlaşarak, dumanlı, siyahımsı mor renge dönen, bir çalı ya da ağaçtır. Üretimi tohum ekilerek ya da çelikle yapılır. Güneş gören, süzek, kurak toprakları sever, kökleriyle derine inerek suya ulaşır.

Coğrafya ve Tarihçesi: Gen merkezi Akdeniz havzasıdır. Günümüzde Antarktika’dan Kuzey Amerika’ya kadar bütün ılıman kuzey iklimlerinde görülür. Juniperus cinsi dünyada, kuzey yarıküredeki 60 dolayındaki türle, Türkiye florasında 8 tür ve 11 taksonla temsil bulur. Bu tür Amasya, Artvin, Bitlis, Bolu, Bursa, Denizli, Erzincan, Gümüşhane, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Rize, Sivas, Tunceli illerimizde 1100-2700 metrelerdeki kayalık, çalılık ve alpin bölgelerde görülür.

Bu türün Bodur ardıç (var. saxatilis Pall. = subsp. hemisphaerica (Pres’) Nyman = J. nana Willd.) adında 30-40 cm boylarında bir de varyetesi ya da alt türü vardır ki örnek olarak Uludağ’da 1600-2400 metrelerde görülür, bahçelerde yer örtücü olarak değerlendirilir.

Türkiye ormanlarının’ yüzde 8-9’luk bölümü ardıçlarla kaplıdır. Başka deyişle, meşe ve çam türlerinden sonra en yaygın orman ağaçlarımızı ardıç türleri oluşturur. Ancak çok eskilerde, Anadolu’nun iç ve doğu bölgeleri de ardıç ormanlarıyla kaplıyken, bugün buralar ne yazık ki yarı çöl konumundadır. Yeni ardıç ağaçlarının vücut bulması için, ardıç kuşlarının ardıç kozalaklarını yiyip bunların tohumlarını dışkıyla dışarı atması bekleniyor!

Hititlerin İÖ 1650-1200) başkenti Hattuşa’dan (Boğazköy) çıkarılan tabletlerden anlaşıldığına göre, tarihte Anadolu’da bitkinin meyveleri ya da herhangi bir kısmı, ilaç olarak değerlendirilmiştir.

Ardıç meyveleri Eski Mısır’da sindirim kolaylaştırıcı olarak ve bağırsak parazitlerine karşı kullanılmıştır.

Eski Yunan’da, tıp biliminin kurucusu İstanköylü Hippokrates (İÖ 460-377) tarafından vebaya karşı; Yaşlı Plinius (23-79) ve eczacılık biliminin kurucusu Bergamalı Galenos (131-201) tarafından karaciğeri temizleyici ve öfkeli mizacı frenleyici olarak önerilmiştir.

Frenk kralı Charlemagne’m (şarlman) (742-814) manastırlarda ve imparatorluk bahçesinde yetiştirilmesini emrettiği bitkilerden biri de kara ardıçtır (J. sabina L.).

Orta Asya Türklerinin mezarlıklarına diktiği ardıç, Uygur yazıtlarıyla (700-800’ler) ünlü Manas destanında (11.-12. yy) da alınır.

Mitlerin dünyasında tanrılar tanrısı Zeus’a adanan ardıç, bin yıl yaşlanmadan yaşar diye bilinir. Dünyanın yedi harikasından biri olan Efes’teki Artemis Tapınağı’nın (İÖ 560-550 ve İÖ 330-250) kirişleri bu yüzden olmalıdır ki ardıçtan yapılmıştır.

Felsefe taşını arayan ve kursunu altına dönüştürmeyi hayal eden simyacılar bunun için ardıç ağacını kullanırken; Tibetli hacılar hastalıklara karşı ardıç yapraklarını yakmıştır. Avrupa’da cadılardan korunma amacıyla, evlerin önlerine ardıç ağacı dikilmiş ya da kapılara ardıç dalları asılmıştır. Yılanları koymak için ardıç yakılmıştır. Bugün de Fransa’nın kimi bölgelerinde şans getirmesi için yılbaşı gecesinde ardıç yakılır ya da insanlar, üzerlerinde küçük bir araç dalı taşır.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta, ardıcın, olgunlaştığında toplanıp. Bölgede kurutulan ve halk arasında yanlışlıkla -tohum” diye de anılan meyveleri ile, nadiren, meyvelerden su buharıyla damıtılan uçucu yağı kullanılırken; halk hekimliğindeyse, bunların yam sıra, yapraklar, dallar ve ağacın odununun yakılmasıyla elde edilen katran kullanılır.

Ardıç meyvesinin bileşiminde uçucu yağ, sekerler, reçineler, flavonoitler, tanenler, çeşitli asitler, C vitamini (askorbik asit), kükürt, bakır, kobalt, az miktarda demir ve alüminyum mineralleri; örnek olarak, Himalaya dağlarının Hindistan’da kalan kısımlarındaki doğal bitkilerin uçucu yağında alta pinen (%43,41 46,65), mirsen (%23,52 24,26) ve limonen 013,10) bulunur.

Faydaları: Ardıç meyveleri mikrop öldürücü, iltihap kurutucu, terletici, spazm çözücü, sindirim kolaylaştırıcı, idrar ve âdet söktürücü, ağrı kesici, vücudu güçlendirici, iştah açıcı, alerji giderici olarak bilinir.

Daha çok sindirim sorunlarında, mesane iltihabında (cystite), süreğen eklem iltihabında (arthrite), gut ve romatizmada, idrar ve solunum yolları rahatsızlıklarında, depresyonda kullanılır.

Damar sertliği, kalp yetmezliği, şeker, ishal, kısırlık, şişmanlık sorunlarında da yararlı olabilir.

Bunun için 10-20 gr ardıç meyvesi, 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenir ve günde 2-3 kez birer bardak içilir. Ardıç meyveleri dövülüp toz haline getirilerek de kullanılır. 1978’de yapılan bir araştırmada, ardıcın Türkiye’deki 4 ilacın oluşumunda yer aldığı saptanmıştır.

Dikkat: Ardıç meyvesi en çok altı hafta alınır, hamileler ve böbrek yetmezliği olanlar, adet dönemlerini ağır geçirenler, on iki yaşından küçük çocuklar kullanmamalıdır!
Ağacın yapraklarının da romatizma iyileştirici, idrar söktürücü özellikleri vardır.
Dallar tütsü, aydınlatma ve ısıtma amacıyla yakılır.
Mahzenlerin, izbe mekanların tabanına, böcekleri ve kötü kokuları uzaklaştıncı olarak serilir.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Manisa ve çevresinde, ardıç meyvesi az miktarda çiğ yenerek ya da kaynatıp banyo suyuna eklenrek; nefes darlığı, balgam, karın ağrısı, guatr ve egzama tedavisinde kullanılır.

Isparta-Uluborlu’da böbrek taşları, öksürük, balgam için kaynatılan ardıç meyvelerinin suyu içilir.

Sivas-Ulaş’ta mantar tedavisi için ardıç meyveleri kaynatılıp suyu içilir, kalanı arpa unuyla lapa yapılarak sarılır. Kocaeli-Kandıra’da ardıç meyvesi mayasıl tedavisi için defne meyvesi, devedikeni ve ısırganla birlikte dövülüp, şekerle karıştırılarak aç karna yenir.

Iğdır’da aşırı terlemeye karşı, ardıç meyveleriyle yaprakları kaynatılıp, suyuyla banyo yapılır. Saç dökülmesi ve kellikte meyveler dövülüp yumuşatılır, sirkeyle karıştırılarak başa sürülür.

İzmir-Bergama’da öksürükte olgun meyveler yutulur, kum düşürme ve idrar zorluğunda meyveler kaynatılıp içilir, solucan düşürücü olarak bunlar unla hap yapılarak yutulur, nefes darlığında ardıç katranı suya damlatılıp içilir, kellikte ve mayasılda katran dışardan uygulanır.

Adıyaman-Besni, Diyarbakır-Lice ve Gaziantep’te kalbi güçlendirici, idrar söktürücü, romatizma, soğuk algınlığı, bağırsak, idrar yolu ve böbrek iltihaplarını iyileştirici olarak günde 5 adet ardıç meyvesi ağızda çiğnenir, meyveyle çay demlenip içilir ya da meyveler, nar zarı ile birlikte dövülüp balla karıştırılarak yenir.

Muğla-Datça’da meyveler kaynatılıp solunum rahatlatıcı olarak içilir; Hıdrellez’de bereket getireceğine inanılarak ağacın dalları kapılara asılır.

Balıkesir-Savaştepe’de öksürük kesici olarak yarım damla ardıç katranı biraz suya eklenerek içilir.

Denizli’de uyur için andız katranı içilir ve sürülür.

Konya’da katran ardıcı meyveleri, gaz söktürücü, yatıştırıcı, sindirim kolaylaştırıcı olarak ve solunum yolları rahatsızlıkları için ağızda çiğnenir; ardıç katranı da vazelinle karıştırılarak saçkıran, egzama, uyuz ve sedef hastalığında kullanılır.

Ege bölgesinde kelliğe karşı; ardıç katranı, tereyağı ve soba kurumuyla yapılan merhem, sarımsak sürülmüş saçsız bölgenin üzerine uygulanır.

Uçucu Ardıç Yağı: Sıvı görünüşlü, renksize yakın yeşilimsi-sarı renkli, hafif odunsu, otsu, hoş, doğal ve tipik cin kokuludur. İlk Türk askeri farmakopesi olan 1844 tarihli Pharmacopoea Castrensis Ottomana’da kayıtlı olan dört uçucu yağdan biridir. Romatizma iyileştirici, böbrek toksinlerinin ve ürik asidin boşaltılmasını kolaylaştırıcı, ağrı kesici, iltihap kurutucu, idrar söktürücü, vücutta su toplanmasını önleyici, zayıflamayı kolaylaştırıcı, sindirim, idrar yolu, kan ve akciğerle ilgili mikrop yok edici, balgam söktürücü, nezle iyileştirici etkiler gösterir; romatizma ağrıları, eklem iltihapları, bronşit, gut, nefrit, siyatik (kalçadan bacağa uzanan ağrı), ödem, selüloit, ağrılı ve az adet, vajina akıntısı, iltihabi ve spazmlı karın ve bağırsak ağrıları, sivilce, egzama, basur, cilt ve saç yağlanması, stres durumlarında kullanılır.

Bu etkileri elde etmek için uçucu ardıç yağı bitkisel yağlarla (örneğin badem yağı ya da jojoba yağı) inceltilerek ilgili yerlere, güçlendirici olarak omurgaya sürülüp ovuşturulur, banyo suyuna eklenir.

Zayıflamak için limon, rezene, deniz teresi, ıtır, servi; ağrılar için sarıçam, limoni okaliptüs, şekerleme çalısı uçucu yağlarıyla karıştırılırsa etkisi artar. Ardıç meyvesi ve bundan elde edilen uçucu yağ, parfüm, kepek yok edici şampuan ve ilaç yapımında da kullanılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.