Uyku Hastalığı Nedir? Nasıl Bulaşır? Belirtileri ve Tedavisi

Trypanosoma cinsi bir organizmanın etken olduğu tropikal bir hastalık olan uyku hastalığı genel olarak çeçe sineği (Glossina) adı verilen çift kanatlı uçucular tarafından insanlara bulaştırılırlar. Söz konusu bu sinek, yatay ve zayıf hortumlu, makas gibi çapraz ve saydam kanatlarından kolaylıkla tanınabilecek bir görünüşe sahiptir. Bu sineğin taşıdığı trypanosoma hem insanlarda hem de hayvanlarda doğrudan beyni etkiler. Bütün çeçe sinekleri,uyku hastalığını meydana getiren trypanosomayı taşır. Söz konusu bu canlıya Doğu ve Batı Afrika, Kongo, Rodezya’da rastlanmaktadır.

Afrika Sahra Çölü Bölgesi’nde yer alan yaklaşık 36 ülkedeki 60 milyon insanı tehdidi altına alan bu bulaşıcı hastalık tahminlere göre 50.000-70.000 kişiye etki etmiştir. Yakın tarihte Trypanosoma’nın etken olduğu üç büyük salgın gözlemlenmiştir ki bunlardan birincisi 1896-1906 dönemleri içinde gerçekleştirmiştir. Diğer ikisi ise 1920 ve 1970 yıllarında yüzleşilen iki büyük uyku hastalığı salgınıdır. Bazı tropik bölgelerde özellikle de Afrika’nın belirli kesimlerinde gerçek bir tehlike niteliği taşıyan bu hastalık sadece insanları değil hayvanları da ciddi şekilde etkiler. Sinek tarafından deri dokusuna enjekte edilen bu parazit, lenf sistemine ulaşır, ardından kana karışarak bu yolla tüm bedene taşınması sağlanır. Kalp ve böbrek hastalıklarına sebep olur. Vücutta pek çok tahribat oluşturarak ilerleyen rahatsızlık, nihayetinde beyne ulaşır ve beyindeki sinir sistemini ele geçirir.

İnsana bulaştırılmasından itibaren 2-3 haftalık uzun ve gizli bir kuluçka devresi yaşayan organizma vücut ısısında dönüşümlü olarak yükselmelere sebep olur. Dalak ve lenf bezleri şişer, bacaklarda da ödem ve şişme görülür. Baş ağrısı meydana gelir. Bu belirtiler yaklaşık üç yıl kadar sürer.

Bu dönemin ardından hastada titreme nöbetleri baş gösterirken yüz ifadesi anlamını kaybeder, konuşma ciddi şekilde ağırlaşmaya başlar. Gün boyu uyuklamalar ve gece uykusuzlukları şeklinde uyku düzensizlikleri başlar. ilerleyen dönemlerde hastanın hareketleri ağırlaşmanın ötesinde durma eğilimi gösterir ve hastada genel bir halsizlik oluşur. Hastalar bir kağıt üzerine sıradan bir çizgi çizmek kadar basit zihinsel işleri bile yapamaz hale gelirler. iştah tamamen kesilir ve hastada önemli bir kilo kaybı olur.

Dayanılamayacak derecelere varan şiddetli ağrılar hastanın komaya girmesine neden olurken beyin üzerinde de geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir. Vücut ısısı normalin çok altına düşer. Hasta hayatını kaybetmeden kısa bir süre öncesin-de artık tam bir felç ve koma durumuna girer. Sürekli bir uyku durumu görülür. Gerek korna gerek besin yetersizliği kısa sürede organların iflas etmesine neden olur.

Bu hastalığın tedavisi erken teşhis konulduğu takdirde ilaçla yapılabilmektedir. Ancak geç teşhis vakalarında ilaç tedavisi süresi uzun sürebilir. Diğer yandan bu durum, hastanın ölüme varan sürece girmesine de neden olabilir.

Diğer Bulaşma Yolları

Uyku hastalığı çeçe sineğinin ısırması dışında kan yoluyla da bulaşabilen bir hastalıktır. Örneğin bir anneden bebeğine kan yoluyla bu parazit geçebilir. Yanlışlıkla laboratuvarda kana çıplak elle dokunmak yada organ nakli sırasında dikkatsizlikle yapılacak herhangi bir temas da yine hastalığın bulaşmasına sebep olabilir. Yahut hastalığı taşıyan bir insanın kanının bir başka kişiye nakli, hastalığın başkasına geçmesine sebep olan etkenler arasındadır.

Hastalığın Kısa Tarihçesi

Sir David Bruce 1902-1903 yılları arasında tam tanısın’ koyana kadar çeçe hastalığı, teşhis edilememişti. Hastalığın kaynağını ve sebebini belirleyen ilk kişi Sir David Bruce adlı kişi olmuştur. Aslında hastalığın binlerce yıl öncesinden var olduğu düşünülse de ancak 1903 yılında tam teşhis koyana kadar sinsi bir şekilde. insanlar ve hayvanlar üzerindeki öldürücü etkisini sürdürmüştür.

Geçtiğimiz yüzyıl içerisinde daha önce bahsettiğimiz gibi üç şiddetli salgın yaşanmıştır. ilki ağırlıklı olarak Uganda ve Kongo’da meydana gelirken ikincisi, pek çok Afrika ülkesinde etkili olmuş, üçüncüsü ise 1970 yılında başlamış bir müddet kontrol altına alınmış ancak pek çok bölgede yeniden ortaya çıkmıştır ve etkileri de halen devam etmektedir.

Umut Verici Gelişmeler

Son yıllarda Uganda’da yapılan bazı klinik deneyler hastalar için bir umut olmuştur. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün araştırmaları ve klinik deneyler neticesinde Alman ilaç firması ‘Bayer’ Nifurtimox, Fransız `Sanofi Aventis’ firması da Eflornithin isimli iki ilaç üretmeyi başarmışlardır. 48 hasta üzerinde denenen ilaçlar olumlu sonuçlar vermiş ve bu hastalardan hiç birisi ölmemiş ve tedavileri başarılı sonuçlar vermiştir. Ancak hastalığın yaygın olduğu Afrika ülkelerinde sağlık sis-teminin çok sınırlı oluşu bu hizmetin dar bir çerçevede kalmasına sebep olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.