Cüzzam Nedir? Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavisi Nelerdir?

Cüzzam Nedir? Cüzzam Mycobacterium Leprae basilinin neden olduğu öncelikle deri ve sinirleri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. İlk olarak ne zaman çıktığı bilinmese de hastalığın tanısı ile ilgili yazılı kaynaklar MÖ 600’lü yıllara aittir. Hint, Mısır ve Çin uygarlıklarının bu hastalığı yakından bildikleri anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklar cüzzamın Avrupa’ya Hindistan’dan Büyük iskenderin ordusuyla taşındığını bir kısım başka kaynaklar da Roma askerlerince getirildiğini belirtmektedirler. Ancak şu net olarak bilinmektedir ki Haçlı Seferleri sırasında cüzzam çok ciddi bir hal almıştır. Bu dönemler boyunca cüzzamlılar toplumdan dışlanmışlar, halkın yaşamadığı çok uzak yerlere hatta özel adalara kapatılmışlardır.

Nedenleri: 1873 yılında Norveçli doktor Armauer Hansen tarafından cüzzamın nedeni olduğu anlaşılan ‘mycobacterium laprae’ basilinin esas olarak ağız ve burundan yakın temas sonucu damlacık enfeksiyonu ile bulaştığı anlaşılmıştır.

Mycobacterium laprae çok yavaş çoğalır, inkübasyon periyodu 5 yıl kadardır. Semptomların görülmesi bazen 25 yılı bulabilir. Çoğu bilim adamının görüşüne göre hastalığın seyrinde bakteriden çok mikrobu alan kişinin fiziksel durumunun, bağışıklık sisteminin yani vücut direncinin etkili olduğu görüşü hakimdir. Yani cüzzamın da, AIDS gibi, zayıf bağışıklık sistemlerini etkisi altına aldığı bilinmektedir. Yıkanmayan, yetersiz beslenen ve soğuktan korunma konusunda ciddi imkansızlıklar içinde yaşayan kişilerin bağışıklık sistemlerindeki zayıflama nedeniyle, cüzzama yakalanmaları daha kolay olmaktadır.

Zaten lepra hastaları daha çok kırsal kesimdeki yoksul hastalardır. Sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamamış insanların, bu hastalıkla bağlantıları daha yoğun olmaktadır. Genellikle çok çocuklu ailelerde yaygın olan cüzzam, tek odalı evlerde yaşayan, aynı kaptan yiyen, yetersiz ve tek tip beslenmek durumunda olan, bağışıklık sistemi güçlü olmayan, hastalıklara karşı dirençsiz bedenlerde daha çabuk kendini gösterir.

Aile içinde uzun süre yakın temasta bulunulduğunda ise hastalık, direnci düşük doğmuş küçük çocuklara geçer. Ancak basil alındıktan ve ortaya çıktıktan sonra, tedavi yapılmaz ve hasta öksürme ve hapşırmalarla damlacık enfeksiyonu yayarsa hastalığın başkalarına bulaşma oranı da doğal olarak yükselir. Tüm bu etkenler dışında genetik yatkınlık da lepra hastalığının ortaya çıkmasında önemli bir faktör olarak kendini gösterir. Bugün gerek küçük yaşlardan itibaren, sağlanan beslenme şartlarının son derece kötü olması gerekse temel temizlik açısından önemli sorunların yaşanması Afrika ülkeleri ve Hindistan’da yaklaşık 15 milyon cüzzamlı hastanın varlığını kaçınılmaz kılmıştır.

Cüzzam Kendini Nasıl Gösterir? Cüzzam, yaralar, lekeler, şişlikler ve şekilsizlikler dahil çok sayıda fiziksel belirtiyle ortaya çıkan öncelikle deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Belirtiler diğer birçok hastalıkta olduğu gibi hemen ortaya çıkmaz. Öyle ki mikrop vücuda alındıktan 2-7 yıl sonra klinik belirtiler görünmeye başlar. Bu sürenin uzun oluşu nedeniyle de hastalığı tespit etmek güçleşir. Belirtilerin biçimi, sayısı ve türü, kişilerin bağışıklık sistemleriyle bağlantılıdır . Hastalığın kuluçka dönemi iki seneden yirmi seneye kadar sürebilir. Başlangıçta hastalık, hafif eklem ağrıları ve soluk bir ten şeklinde kendini belli eder.

Hastalığın iyice ilerlemesiyle birlikte ise, hastanın burnu parça parça düşmeye başlar, dudakları ve dili şişer, kaşları ve saçları dökülür, yüz cildi ise aslan derisi gibi buruşuk bir hale dönüşür. Hastanın elleri ve ayakları adeta pençe şeklini alırken konuşması boğuk ve fısıltılı bir şekle dönüşür, bakışları anlamını yitirir ve gittikçe sabitleşir. Yürüyüşü, “basamağa adımını atan” birinin yürüyüşünü andıracak kadar farklılaşır. Cüzzamlılar zaman geçtikçe deri ve kaslarındaki tüm hisleri kaybederler, el ve ayak parmaklarını kullanamayacak kadar his kaybına uğrarlar. Ancak cüzzamlı bir hastanın yaşam süresi bu şartlar altında bile on yıldan fazla olabilmektedir.

Belirtileri: Vücudun herhangi bir yerinde deriden daha açık renge sahip, şekli oval ya da yuvarlak, kabarık olmayan, hiçbir rahatsızlık oluşturmadan ancak kimi zaman his kaybı ile kendini hissettiren kepeksiz lekeler, çocuklarda ve gençlerde burun tıkanması ve sıklıkla burun kanamalarının oluşması, vücut derisinde; üzerinde hiçbir his olmayan, tüysüz, terlemeyen, kepekli yapı ya sahip bir veya birden fazla kabarık yapılı deri lezyonunun ortaya çıkması, özellikle ön kolun iç yüzeyinde duyu kaybı meydana gelmesi, elin 4. ve 5. parmaklarının içe kıvrık bir hal alması, avuç içi kaslarında erime başlaması, kol ve bacak sinirlerinde kalınlaşma meydana gelirken diğer yandan bu bölgelerde ağrıların baş göstermesi, kaşların uçlardan itibaren dökülmeye başlaması, vücudun pek çok bölgesinde basil içeren nodüllerin oluşması, yüzde ödem oluşurken, alın derisi ve kulakların mor renkli kabarık ve sert nodüllerle kaplanması, diz ve dirseklerde yara izleri oluşması ve alt göz kapaklarının kapanması lepranın önemli belirtileri arasında yer almaktadır.

Cüzzam Tedavisi: Günümüzde cüzzam artık eski yüzyıllarda olduğu gibi korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Tanı konulduğu taktirde tedavisi kesin olarak yapılabilmektedir. Bir çok hastalıkta olduğu gibi cüzzam için de erken tanı son derece önemlidir: Erken tanı yapıldığı durumlarda cüzzam hastalarının hiçbir kalıcı sakatlık oluşmadan tedavi edilmesi mümkündür. Cüzzam tedavisi, cüzzama sebep olan bakterinin duyarlı olduğu antibiyotikler aracılığıyla yapılabilmektedir.

Cüzzama Karşı Bağışıklık…

Cüzzam hastalığına neden olan Mycobacterium Lepra e basili birçok özelliği bakımından verem yapan Koch basiline benzer. Söz konusu basil tabiatta sadece insan vücudunda bir de sadece Güney Amerika’da yaşayan “Armadillo” adı verilen hayvanda hastalık yapabilmektedir.

Bulaşma, hastalık mikrobunun genellikle deri yoluyla alınmasıyla gerçekleşir. Mikrobun alınabilmesi için ise açık cüzzamlı denilen ve krop yayan hastalarla doğrudan doğruya ve sıkı temas gerekmektedir. Ancak hastalığın kuluçka süresi bizim tahminlerimizden çok daha uzundur. Öyle ki hastalığın bulaşması için, basilin çocuklukta alınması şarttır. Ancak ileriki yaşlarda insan bünyesinde güçlenen bağışıklık ve direnç, hastalığın ortaya çıkmasını engellemektedir. Fakat çocukluk yaşında henüz böyle bir direnç gelişemediğinden, basilin alınmasının ardından yıllar sonra da olsa bağışıklık sisteminin güçlü olmaması durumunda hastalığın ortaya çıkması söz konusu olur. Meselâ 30 yaşında cüzzam teşhisi konan bir kimse, cüzzam mikrobunu aslında çocukluğunda almış olur.

Tarihte İlk Cüzzamlı Evlerinin Kuruluşu İle İlgili Bir Hikaye…

Avrupa’nın yegane cüzzam hastanesi, 4. yüzyılda, konstantinopolis’te Zodicus isimli zengin bir cüzzamlı tarafının yapılmış olan hastaneydi. O dönemdeki aç köylüler Zodicus isimli bu kişinin bunca işe yaramayan, hasta insanı niçin itinayla barındırıp beslediğini merak ediyorlardı. Bunların üzerine dönemin imparatoru Zodicus’u tutuklattı, Ardından da 311 zengin cüzzamlının mücevher koleksiyonu olduğunu öğrenip ondan bunları istedi. İmparator, aralarında kendi kızının da bulunduğu cüzzamlılar tarafından karşılandı. Her cüzzamlının elinde yanan bir mum gördü. Zodicus, imparatora ”işte benim mücevherlerim,” dedi. Öfkelenen imparator, gövdesinin vahşi katırlarla çekilip parçalanmasını, endi kızının da Boğaz’ın sularında boğulmasmı emrini verdi. ancak sonradan imparatorun kalbi yumuşadı ve cüzzamlılar ayine yüklü bağışta bulundu.

Cüzzamın dalga dalga Avrupa’ya yayıldığı ve cüzzamlıların, evsiz New Yorkquiar gibi sokak köşelerinde belirmeye başladığı 600’lü yıllarda ilk kez cüzzam fermanlarda ve yasaklarda aldı. Katolik kilisesi, cüzzamlıların kendileri için cüzzam açanlara, sürekli hayır duaları edeceklerini hatırlatarak, cüzzamlı evlerini zengin soylular için çekici hale getirdi.

13: yüzyıla gelindiğinde, İngiltere’nin 1103 hastanesinden yarısı cüzzamlılara ayrılmıştı ve Fransa’da da 2000 miskinler tekkesi vardı. 13. yüzyıldaki salgının doruğunda, Avrupa kentlerinde 19.000 cüzzamlı evi olmuştu.

Cüzzamlıların hepsi aynı üniformayı giymekteydiler. Eldivenler ve beyaz ya da gri bir yünlü elbiseler hastane giysilerinin ilk örneğini oluşturdular. Bazı cüzzamlılar ağızlarına maske de takıyordu. Fransa’nın bazı yerlerinde din adamlar: cüzzamlıların elbiselerinin üzerine büyük bir L harfi işliyordu. Bu ‘L’ hastalığın diğer adı olan `Lepra’dan gelmekteyse Cüzzamlılan rahiplerden ve yoksullardan ayıran başka semboller ise taşıdıkları araç gereçlerdi. Çan, zil ya da borazanları, iste dikleri şeyi işaret edebilecekleri bir sopaları, bir su mataraları ve sadaka çanakları olurdu.

14. yüzyılda, cüzzam ve cüzzamlılar Avrupa’dan esrarengiz bir şekilde silinmeye başladılar. Cüzzamlı evleri artık kimsenin kalmadığı yerler olduğu için harabeye dönüştü.

Diğer yandan yetişkinlere hastalığın bulaşması söz konusu değildir. Asıl tehlike altındaki grup çocuklardır. Lepra hastalarının yakın çevresindeki çocukların mutlaka bu hastalığa karşı koruma altına alınmaları gerekir. Koruma amaçlı olarak BCG aşılamaları ve 2 yaşından küçüklere haftada 5 mg ve 2 yaştan büyüklere de haftada 10 mg “Dapson” adlı ilaç verilebilir. Çocukların hastalık olan çevreden uzaklaştırılmaları en uygun tedbirdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.