Asit ile Bazların Yararları, Zararları Ve Kullanım Alanları

Kullanım alanları derinlemesine incelendiğinde de fark edileceği üzere asit ve bazların insan yaşamında önemli bir yeri vardır. Ancak asitlerin ve bazların yararı yanında birçok zararı vardır. Bu nedenle asit ve bazların endüstri, çevre sağlık açısından yarar ve zararlarını değerlendirmek önemlidir.

Önceki konularda da vurgulandığı gibi asit ve bazların endüstri, temizlik ve tarım alanlarında birçok farklı kullanım alanı vardır. Örneğin sülfürik asit, nitrik asit, fosforik asit ve amonyak, gübre sanayisinde; kalsiyum hidroksit ve potasyum hidroksit, asidik toprakların nötralleştirilmesinde ya da bazik hale getirilmesinde; HCI, bir plastik türü olan PVC’nin üretilmesi için gerekli olan kimyasalların üretilmesinde; NaOH ve KOH, sabun ve deterjanların üretiminde; NH3 çözeltisi temizlikte kullanılır. Ancak bu maddeler genelde çok tahriş edici ve tehlikelidir. Bu nedenle asit ve bazları kullanırken ya da depolarken çok dikkatli olmak gerekir.

Asit ve bazların özellikleri genel olarak değerlendirilirse bu maddelerin protein ve yağdan oluşan cilde zarar vereceği söylenebilir. Çünkü bazlar yağlar!, asitler ise proteinleri hidroliz yoluyla parçalamaktadır. O hâlde asit ve bazların çözeltilerine ya da saf maddelerine asla çıplak elle temas etmemek gerekir. Bu maddeleri kullanırken mutlaka plastik eldiven kullanılmalıdır.

Bazların ve özellikle asitlerin birçoğu kokuludur. Örneğin asetik asidin ve amonyağın keskin bir kokusu vardır. Koku, bilindiği gibi maddelerin gaz hâlidir. Eğer bir maddenin kokusu hissediliyorsa aslında o madde ile etkileşime geçiliyor demektir. Bu, çok tehlikeli bir durumdur. Çünkü asit ve bazlar hem tahriş edici hem de tehlikelidir. O hâlde bu maddelerle çalışılırken ortam çok iyi havalandırılma-mümkünse çalışmalar çeker ocağın olduğu ortamda yapılmalıdır.

Asit ve bazların insan vücudunda en fazla zarar verebileceği organ belki de gözdür. Eğer göze derişik asit ya da baz çözeltisi sıçrarsa kalıcı körlüğe neden olabilir. Bu nedenle asit

ve baz çözeltileri ile çalışılırken mutlaka koruyucu gözlük  takmak gerekir. Eğer koruyucu gözlük yokken göze asit ya da baz çözeltisi sıçramışsa göz mutlaka bol suyla yıkanmalıdır. Bu sayede asit ya da bazın etkisi azaltılıp göze zarar vermesi engellenebilir.

Asit ve baz çözeltileriyle çalışırken kıyafetlerimize de çok dikkat etmemiz gerekir. Özellikle HCI, HNO3, H2SO4 gibi asit çözeltileri kumaşları tahriş edip onların delinmesine neden olabilir. Bu nedenle asit ve baz çözeltileri kullanılırken mutlaka laboratuvar önlüğü kullanılmalıdır.

Sanayide asit ve bazları depolarken de çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü asit ve bazlar bazı malzemelerle tepkimeye girebilir. Örneğin asitler metalleri aşındırabilir. Dolayısıyla asitler metalden yapılmış kaplarda saklanmamalıdır. Aksi taktirde asit, metali aşındırıp çevreye yayılabilir. Asitler, cam ya da plastikten yapılmış kaplarda depolanabilir. Ancak burada da çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü bazı asitler camı da aşındırabilir. Örneğin hidroflorik asit (HF), cama zarar verir. Asit ve bazları depolarken dikkat edilmesi gereken diğer bir konu, kabın nem alıp almamasıyla ilgilidir. Çünkü asit ve bazların birçoğu nem çekicidir. Bu nedenle asit ve bazların saklandığı kaplar, içine nem atmayacak şekilde tasarlanmış olmalıdır.

Gerek sanayide, gerekse laboratuvarda asit ve baz çözeltileri ile çalışırken derişime çok dikkat etmek gerekir. Eğer çok derişik çözeltilerle çalışılırsa istenmeyen tepkimeler meydana gelebilir. Örneğin seyrettik HNO3 çözeltisi bakır metali ile tepkime vermezken derişik HNO3 çözeltisi verir. Diğer taraftan asit ya da baz çözeltisinin derişimi azalırsa istenilen tepkime gerçekleşmeyebilir. O halde asit ve baz çözeltileri, derişimleri değişmeyecek şekilde depolanmalıdır. Asit ya da baz çözeltisinin saklandığı kabın ağzı mutlaka kapatılmalıdır.

Asit ve Bazların Çevre Açısından Yarar ve Zararlar: Asit ve bazların saklandığı kapların üzerindeki güvenlik sembolleri dikkatlice irdelenirse pek çoğunun çevreye zarar verdiği görülebilir. Örneğin kağıt üretiminde kullanılan NaOH ya da gübre üretiminde kullanılan NH3, nehir sularına karışırsa balıkların ölmesine neden olabilir. Çünkü NH3, nehir suyunun pH değerini yükseltmekte ve balıkların yaşamayacağı bir ortam oluşturmaktadır.

Asitlerin çevreye verdiği en önemli zararlardan bir diğeri, asit yağmurlarıdır.

Hava kirliliğinin olmadığı şartlarda su zerreciklerinin havada bulunan asidik CO2 gazıyla tepkimesinden dolayı yağmur suları genellikle çok az asidiktir. Bu da normal bir durumdur. Ancak yapay kaynaklardan atmosfere verilen SO2 gazı miktarı fazla olursa yağmur sularının asitliği artarak yeryüzüne asit yağmurları olarak yağmaya başlar.

Çok fazla kükürt içeren kömür ya da petrolün yanması sonucunda oluşan asit yağmurlarının çevreye çok fazla zararı vardır. Göl, havuz, nehir, baraj ve toprakları yaşanmayacak kadar asidik yapan bu yağmurlar, su ve karasal ekosisteme son derece zarar vermektedir. Özellikle bitkiler, asit yağmurlarından ilk etkilenen varlıklardır. Diğer taraftan toprağın asitliğindeki en küçük değişiklik, topraktaki bazı minerallerin çözünerek nehir sularına karışmasına neden olmakta ve dolayısıyla toprağın bileşimi değiştiği gibi içme ve sulama suları kirlenmektedir. Bunlar da besin zincirleriyle insanlara geçerek pek çok olumsuzluğa neden olmaktadır.

Asit ve Bazların Sağlık Açısından Yarar ve Zararları: Biyoloji derslerinden de anımsanacağı gibi insan vücudu; sin-dirim sistemi, solunum sistemi, boşaltım sistemi, dolaşım sistemi gibi birçok sistemden oluşur. Sağlık açısından her sistemin ayrı bir önemi vardır. Örneğin sindirim sistemini ele alalım. Sindirim sisteminde dışarıdan alınan besinlerin parçalanarak kana karışabilecek kadar küçük moleküllere parçalanması gerekir. Bunun için birçok enzim ya da salgı gerekir. Proteinlerin sindirimi için midede salgılanan madde, hidroklorik asit ve pepsinojen; yağların sindirimi için safra kesesinde salgılanan madde sodyum hidroksittir. Diğer taraftan kapda 02 gazı taşınırken kanın pH değeri düşmekte, bu durum hücrelerde oluşan CO2 gazının çözünmesine neden olmaktadır. Bu örneklerden de anlaşılabileceği gibi asit ve bazlar insan sağlığı açısından çok önemlidir.

Asit ve bazların insan sağlığına yararlı olduğunu gösteren bir-çok örnek vardır. Bunlardan en önemlisi, maden sularıdır. Yapılan araştırmalara göre içinde asidik CO2 gazı çözünmüş maden suları ve diğer zayıf asitli içecekler sindirim sistemini rahatlatmaktadır. Maden suyu özellikle safra kesesi tembelliğinde yararlı olmaktadır. Çünkü vücuda fazladan asit verildiğinde safra kesesi bu asidi nötralleştirmek için baz üretmek zorunda kalmaktadır.

Asit ve bazlar her zaman insan sağlığı açısından yararlı değildir. Örneğin yine sindirim sistemini ele alalım. Çeşitli etmenler nedeniyle eğer midede zamanından önce ya da gereğinden fazla HCI salgılanırsa mide çeperleri zarar görebilir. Böyle bir durumda mide yanmaları başlar. Bu yanmalar Mg(OH)2 bileşiği içeren ilaçlarla tedavi edilebilir. Ancak yeterince tedavi edilmezse mide çeperlerinde hasar oluşur. O halde asitler sağlığımıza zarar da verebilir.

Asit ve bazların sağlığımıza zarar verdiğini gösteren birçok rahatsızlık vardır. Örneğin asidoz ve alkalidoz, bunlardan bazılarıdır. Asidoz, asidik özellik gösteren maddeler nedeniyle kanın pH değerinin düşmesini ifade ederken alkalidoz, kanın pH değerinin yükselmesi anlamına gelir.

Metabolizmamızda asit ve baz kaynaklı rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için yediğimize ve içtiğimize çok dikkat etmemiz gerekir. Eğer pH değeri çok düşük ürünler kullanırsak vücudumuzda asidik madde miktarı artar. Safra kesesi tarafından salgılanan NaOH, bu asidik maddeleri nötralleştirmeye harcanır. Sonuçta besinler yoluyla alınan yağlar sindirilmeden vücuttan atılır. Diğer taraftan eğer sürekli pH değeri yüksek maddeler tüketilirse mide asidi bu maddeleri nötralize etmek için harcanır. Bu durumda ise proteinler sindirilme-den atılır. Sonuçta vücut gerekli olan protein ve yağlar almamış olur.

Asit ve Bazlarla Çalışılırken Alınması Gereken Önlemler: Endüstri, çevre ve sağlık açısından zararları irdelenirse asit ve bazlarla çalışırken bazı önlemlerin alınması gerektiği söylenebilir. Örneğin evlerde temizlik yapılırken temizlik malzemeleri asla birbirine karıştırılmamalıdır. Çünkü çamaşır suyu (NaC10) ve tuz ruhu (HCI) gibi bileşenleri farklı iki temizlik malzemesi birbirine karıştırıldığında Cl2 gazı gibi toksik gazlar oluşmakta, bu gazlar da insan-ları zehirlemektedir. Aynı şekilde içinde NH3 bulunan genel temizlik malzemeleriyle tuz ruhunun da birbiriyle karıştırılması sakıncalıdır. Çünkü bu iki temizlik maddesi karıştırıldığında kanserojen etkisi olan NH4CI oluşmaktadır.

Evsel kimyasallarla çalışılırken sağlık ve güvenlik açışından alınması gereken diğer bir önlem, malzeme bilgisidir. Özellikle atık su tesisatının hangi malzemeden yapıldığını bilmek önemlidir. Çünkü temizlik malzemeleri tesisat yoluyla atılırken malzeme zarar görebilir. Örneğin lavabo açıcı kimyasallar tesisatın (boruların) yapıldığı malzemeye zarar verebilir.

Asit ve bazlarla çalışılırken alınması gereken diğer bir önlem, kullanılacak kimyasalın miktarıyla ilgilidir. Evlerde aşırı temizlik malzemesi kullanımının sağlık, çevre ve tesisat açısından birçok sakıncası vardır. Aşırı kullanılan temizlik malzemeleri sağlığımızı olumsuz etkileyebilir, çevre kirliliğine neden olabilir ya da tesisatın yapıldığı malzemeyi aşındırarak tesisat’ bozabilir.

Asit ve baz buharları oldukça tahriş edicidir. Bu nedenle asit ve bazlarla bunların buharları direkt olarak solunmamalı, asit ve baz buharının bulunduğu ortam mutlaka havalandırılmalıdır. Asitler ve bazlar cildi tahriş eder. Bu nedenle asit ve bazlara asla çıplak elle temas edilmemeli, mutlaka plastik eldiven kullanılmalıdır.

Bilindiği gibi asitler, bazlarla ve metallerle tepkimeye girerek çoğu zaman suda çözünebilen tuz oluşturur. Bu özellik kullanılarak mutfak gereçlerinde oluşan kireçlenme ya da metal eşyalardaki paslanma giderilebilir. Örneğin kireçlenmeyi gidermek için HCI, asetik asit gibi asitler, demir pasını yok etmek için ise HCI ve H3PO4 gibi asitler kullanılabilir. Bu asitlerle çalışırken derişimi çok iyi belirlemek gerekir. Eğer derişik asitlerle çalışılırsa mutfak eşyaları ya da metaller zarar görebilir.

13 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.