Kaplan Hakkında Bilgi? Kaplan Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Kaplan yırtıcılık ve kuvvet gösterilerinde arslanı gölgede bırakır. Daha doğrusu, her iki canavarı da avlamış veya terbiye etmiş olanların kanısı budur. Aşağı yukarı aynı irilikte olduklarından başka, kaplan, kedi ailesinin herhangi başka bir üyesinden çok arslana benzer.

İki büyük kedinin arasında en ziyade dikkati çeken ayrılık, kaplanın çizgili postu ve yelesiz oluşudur. ihtiyar bir kaplanın yanaklarında uzun tüylerden meydana gelmiş bir yaka görülürse de, hiç bir zaman yelesi olmaz. Ama yarı arslansa iş değişir. Arslan ve kaplan o kadar yakın akrabadırlar ki, esaret hayatında çiftleşip melez bir soy vücuda getirebilirler.

Bu gibi bir birleşmenin ilginç mahsulüne bazı hayvanat bahçelerinde rastlanılır. Melezin genel olarak çizgili bir kürkü vardır, yetişkin olunca da bazen bir yelesi meydana çıkar. Fakat kaplan esaret hayatında pek ender olarak ürediği için, bu gibi melezler enderdir.

Kaplan, Asya’nın tipik büyük kedisidir. Kuzeyde Sibirya’nın Amur ülkesi, güneyde ise Hindistan ile Malakka yarımadası arasındaki bölgelerde Yaşar. Avrupa’ya en ziyade yaklaştığı yer Kafkaslardır. Hazar Denizi’nin güneyindeki Elburz dağlarında hala arada sırada kaplan görüldüğüne dair söylentiler duyulur. Kaplan insanın hayalimde, rütubetli sıcaktan adeta tüten bir omanın karmakarışık ağaçlarının ve çalıların arasında sinsice süzülen dev bir kedi olarak canlanır. Fakat bütün kaplanların bu tabloya uymadıkları unutulmamalıdır. Mesela Sibirya kaplanı, kışın karlı yurdunda sıfırın altında 55 derecelik soğuklara göğüs germek zorundadır.

Hem ağaca tırmanır, hem de yüzer: Ağaca güzel tırmanan kaplan bir orman hayvamdır ve sık çalıları büyük ağaçlara tercih eder. Kürkünün çizgileri burada, ağaçların koyu rengi ve ağaç aralarının aydınlığı ile karışarak ona kamuflaj vazifesi görür. Bu çizgiler, kaplanın, üzerinde dinlendiği otlara da uyar. Kaplan genel olarak siperde olacağı ve fazla uzağa gitmeden su bulabileceği yerlere rağbet eder.

Çok marifeti olan hayvanın vahşi tabiatta, hayatta kalabilme şansı artar. Kaplan da arslan, vaşak vs. gibi yüzmesini bilen kedilerdendir. Hiç çekinmeden bir nehre atılabilir. Karşı kıyıda veya nehir ortasındaki bir adada bir av görürse, hızla o yöne yüzer. Peşinde avcılar olunca da çok kere suya atlamak suretiyle canım kurtarır. Bu hayvan atlamada da ustadır: Bir sıçrayışta 4,5 metre yol alabilir.

Kaplanın yavruları: Kaplanın belli bir çiftleşme mevsimi yoktur. ikiden dörde kadar yavru, çiftleşmeden yüz gün kadar sonra dünyaya gelir. Yeni doğmuş yavrular 1 -1,5 kilo ağırlığındadırlar, gözleri de kördür. İki haftalık olmadan gözleri görmez. Kaplan iyi bir annedir. Yavrularına itinayla bakar ve et yiyebilecek hale gelene kadar onlara süt verir. An-nenin yanında, kaplan yavrularına el atmaya kalkışmak için insanın ölümü göze alması lazımdır, Babanın ailesine bakıp bakmadığı belli değildir.

Yavrular altı haftalık olunca, anneleriyle yiyecek aramaya çıkabilirler. Gerek ayda, gerekse dinlenme zamanlarında pek oynaktırlar, bütün dünyanın kedileri gibi birbirlerine oyunlar oynar ve kuyruklarını kovalarlar.

Küçük kaplanlar altı aylık olunca, annelerinden öğrendikleri av tekniklerinden yararlanmaya başlarlar. Domuz yavrusu gibi küçük hayvanları öldürmekle işe başlarlar. Avlanma pusu kurup üzerine atlamakta ve onu, ensesini dişlemek suretiyle öldürmekte gitgide daha usta olacaklardır, Fakat kendi başlarının çaresine bakmaya alışana kadar bir yaşını bulurlar. Kaplanlar başka zamanlarda arkadaş canlısı olmamakla beraber, aile, yavrular iki yaşına gelinceye kadar dağılmayabilir.

Yaşları ilerledikçe kaplanlar yavaşlar ve eskisi kadar öldürmez hale gelirler. Dişleri aşınır ve kuvvetleri eksilir. Bu yüzden daha azla yetinmek zorunda kalırlar. Fakat genç kaplan son derece canlı olup öldürmekten âdeta zevk alır. Fırsatını bulursa, ihtiyacından çok fazla hayvanı öldürür. Fakat hayvanat bahçesindeki bir kaplanın kapalı yerde bir aşağı, bir yukarı gezinmek için günde 5 kilo ete ihtiyaç duyduğuna bakılırsa, ormandaki kaplanın et ihtiyacı da pek az olmasa gerektir.

Fırsat kollayan kaplanlar: Kaplanlar Hindistan’ın yoksul çiftçilerine çok eziyet etmektedirler. Çoğu zaman aç olan bu memlekette yakınlardaki ormanlarda bir kaplanın varlığı bütün bir köyün mahvına sebep olur. Kana susamış hayvan karanlıktan yararlanarak köye sokulur ve köylülerin göz bebekleri gibi baktıkları bir koyunu, bir keçiyi veya bir buzağıyı öldürüp kaçırır. Hayvan semiz olduğu takdirde, kaplandan günlerce ses çıkmaz. Gizli bir köşede dinlenerek avıyla defalarca karnını doyurur.

Kaplan ayları: Kaplan bir vahşi hayvan avcısı için en büyük mükâfattır. Kaplanı öldürmenin bir sürü usulü vardır. Hintliler onu, üzerini otlarla örterek kamufle ettikleri bir çukura düşürmeyi tercih ederler, fakat Avrupalılar canavarın bir an önce tüfekle işini bitirmeye taraftardırlar.

İrili ufaklı kaplanlar: Kaplanlar aslanlar kadar geniş alanlara yayılmış olmamalarına karşılık, yerine göre farklılaşmalar gösterirler. Tipik Hindistan veya Bengal kaplanı aşağı yukarı 200 kilo ağırlığındadır. Üçte biri kuyruk olmak üzere, 270 santim veya daha uzun olabilir. Aşağılara doğru beyazlaşan tarçın sarısı rengindeki vücudu ve bacakları ince, uzun siyah çizgilerle süslüdür. Kafkas kaplanının çizgileri kahverengimsidir. Sibirya kaplanı ise daha açık renk olduktan başka, iklime ayak uydurduğundan daha uzun, daha kalın ve yumuşak tüylüdür.

Hindistan ile daha kuzeydeki bölgelerin kaplanları öbürlerinden daha iri ve daha kuvvetlidirler. Bu türün devi sayılan Sibirya kaplanının uzunluğu kuyruğuyla birlikte 4 metreye yaklaşır. Bu dev kaplanın semizlerinin 325 kilodan ağır olabildikleri görülmüştür. Orta bir erkek, omuz hizasında 90 santim boyundadır ve 250 kilo ağırlığındadır. Kaplanların en küçüğü Bali adasınınkidir. Kaplanların hayvanat bahçelerinde yirmi beş yaşına kadar yaşadıkları görülmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.