Cennet Kuşu Nedir? Türleri, Özellikleri, Resimleri

Dünyanın en süslü ve en renkli kuşları bu familyada toplanmıştır. Erkek cennet kuşlarında, karşı cinsi çekmek için özel tüylerin gelişmesi en yüksek derecesine erişmiştir. Bu tüyler yalnız çeşitli renklerde değil, ayrıca acayip ve karmaşık biçimlerdedir. Ama familvanın kökeni aslında hiç de yüksek değildir. Çünkü bu 40 bahane kuş, Papua bölgesinde akrabalarından ayrılmış, donuk renkli. kargaya benzer bir atadan yaklaşık olarak Üçüncü Zamanın başlarında türemişlerdir. Cennetlerin yaşayan en yakın akrabaları çardak kuşlarıdır. Bunlardan, parmakların nisbi uzunlukları gibi ikinci’ anatomi özellikleri bakımından ayrılırlar. Ama asıl fark seks hayatlarının bölünmez bir parçası olan kur yöntemi ve süs tüylerinde görülür.

Bu şâhane yaratıkların vatanı Yeni Gine ve komşu adaların ormanlarıdır. Dört cins Avustralya’nın kuzeydoğu kesimindeki dağlardaki ormanlarda görülür. Kuşların doğal çevrelerinin önemli bir kısmı ancak son zamanlarda erişilebilir bir hâle gelmiştir. Ve bu yerler hâlla nispeten fazla araştırılmamıştır. Bazı gruplar hâlâ yerli avcıların topladığı, haklarında bilgi olmayan bir iki örnekten tanınmaktadır. Ancak yirmi kadar eğitilmiş kuş uzmanı bu cinsleri doğal çevrelerinde incelemek şansına erişmiştir. İçlerinden sadece birkaçı doğada bu kuşlarla birlikte birkaç aydan daha uzun bir süre beraber kalabilmiştir. Bu yüzden bu kuşların hayat hikâyeleri ve davranışları konusundaki bilgimiz oldukça eksiktir. Bu konuda bildiklerimiz daha çok hayvanat bahçesindeki esir kuşların gözlenmesi sonucu elde edilmiştir.

Oysa cennet kuşlarıyla ilgili modern bilginin temeli 450- yıl geriye dayanır. İlkel Yeni Gine yerlileri ilk çağlardan beri bu kuşların tüylerini süs olarak kullanmışlardır. Çinli yolcular ve tüccarlar bu tüyleri XVI.ncı yüzyıldan çok önce Doğuya getirmişlerdir. Avrupa bu kuşları ilk kez 1522’de öğrenmiştir. O yıl Molucca adalarından biri olan Batjan’ın hükümdan yerliler tarafından hazırlanan iki kuş derisini Magellan’ın dünyayı dolaşmaya çıktığı gemisi Victoria ile İspanya kralına göndermişti. Bu iki kuş o kadar güzeldi ki ispanyollar bunların Papua cengelleri değil, cennetten geldiğini sandılar, o günden sonra da kuşların adı cennet kuşu olarak kaldı.

XVI.-XVII. yüzyılda yaşayan Portekizli tüccarlar bu kuşları ‘manucodiata’ diye biliyorlardı. Bu bir Malay sözü olan ‘Manuq dewata’nın bozulmuş şekliydi. Bu kelimeler ‘tanrıların kuşları’ anlamına geliyordu. Bu ad Yeni Gine’nin beş manukodu ve bunun yakın akrabası olan borucu manukod için hâlâ kullanılmaktadır. Borucu manukod Yeni Gine’de ve Avustralya’nın kuzey-doğu kesiminde yaşayan parlak siyahımsı bir kuştur. Gösteri sırasında uzun ışıltılı boyun teleklerini dikleştirerek geniş bir ‘yaka’ oluşturur. Göğüs derisinin altındaki kangal gibi kıvrılmış uzun nefes borusunun yardımıyla yüksek ve kalın bir ses çıkarır.

Başlangıçta Avrupa’ya gelen tek tük cennet kuşu örneği yerliler tarafından hazırlanmış ticari derilerdi. Vahşi, hayvan postu doldurma uzmanları bu işi yaparken kuşların bacaklarıyla ayaklarını da kesiyorlardı. Bu da, hayali hikâyenin çıkmasına neden oldu. Kuşların hiçbir zaman yere konmadığı, ömürleri boyunca uçtukları ve daima güneşe doğru gittikleri, dişinin yumurtalarını erkeğin sırtındaki bir çukura bıraktığı iddia edildi.

Herhalde XVIII. yüzyılın Avrupa’sının mantıklı uzmanları bütün bunların yolcuların uydurdukları hikâyeler olduğunu biliyordu. Ulu Linneaus da büyük ‘Sistema Natura’ adlı eserinin 1758 yılında çıkan baskısında en iyi bilinen örneğe ‘paradisaea apoda’ yani ‘ayaksız cennet kuşu’ adını verdiği zaman alay ediyordu. Linnaeus bu cinsin ‘Hindistan’dal, paradisaea adını verdiği küçük kral kuşunun ise ‘İndonezya adalarında’ yaşadıklarını yazmıştı. Ama şimdi bu iki kuşun vatanının da Aru adaları olduğunu biliyoruz. Bu adalar Yeni Ginelde, kazanır hemen açıklarında, güneybatıdaki küçük bir ‘uydu’ grubu oluştururlar.

Çok kimsenin tipik cennet kuşu olarak hayal ettiği yaratık Linnaeus’un Paradisaea türünden olan, alakarga boyunda 6 cinstir. Ticareti en çok yapılan da, kıyılardaki alçak topraklarda, ıslak ormanlarda yaşayan bu cinslerin derileridir. Kuşlar bir yere kondukları zaman, uzun tül gibi ince yan telekleri kuyruklarından iyice geriye doğru uzanır. Gösteri sırasında ise bir fıskiye gibi sırta doğru kaldırılır. Erkeğin kuyruk ortasındaki teleklerinin gövdeleri uzayıp ince teller ya da yassılıp daralmış veya bükülmüş tüyler halini almıştır. Kuşların gövdelerinin temel rengi açık mordur. Başta ve sırtta genellikle parlak sarı lekeler vardır. Boğazlarında ise parlak, yeşilimsi bir kısım görülür. Tipik bir örnek olan büyük cennet kuşunda (Linnaeus’un ‘ayaksız’ı) uzun yan telekleri parlak sarıdır. Yavaş yavaş açık mora dönüşür.

Kırmızı cennet kuşunda bu turuncudan ala kadar değişir. Bu kuş sadece Yeni Gine’nin kuzeybatı kıyıları açığındaki Waigeu adasında bulunur; çoğu bir dala çöker ve teleklerini yukarılarında sallayarak gösteri yaparlar. Alman İmparatoru cennet kuşu düzgün durarak gösterisine başlar. Sonra dalda ağır ağır öne doğru eğilir. Sonunda tepe üstü sarkar. Tüyleri de bir Çağlayan gibi etrafını sarar. Yeni Gine’nin doğu bölgesindeki dağlardaki ormanlarda yaşayan ve ender bulunan bir kuş olan güzel gök bayraklı cennet kuşu gösterisine başlarken tepe üstü sarkar. Şâhane mavi dantel gibi teleklerini dalgalandırır. Bunlar etrafını bir sis ya da bir fıskiyeden çıkan sular gibi sarar.

Ticari deriler arasındaki örnekleri çok görülen diğer bir cins de on iki telli cennet kuşudur. Bu kuş Yeni Gine’nin batı ve doğu bölgelerinde, kıyılardaki mangrov ve sagu bataklık ormanlarında bulu-nur. İki yanından altışar tane parlak sarı telek uzanır. Bunların uzun, tele benzeyen uçları sert bir açıyla öne doğru kıvrılır. Erkek on iki telli cennet kuşu, donuk renkli, kahvemsi çizgili dişiye gösteri yaparken boynundaki yanar dönerli, siyahlı yeşilli tüy demetini dikleştirerek bunlarla gagasını sarar. Ağzının parlak, yeşilimsi sarı içini göstermek için gagasını da açar.

15 santim boyundaki kral cennet kuşu familyanın en küçük üye-sidir. En parlak cinslerden biri de budur. Kuşun sırtı parlak kırmızı, karın beyazdır. Bacakları parlak mavi, telekleri yeşildir. Kuyruk teleklerinden ikisi uzayarak tel gibi incelmiştir. Bunlar kıvırcık, madensi yeşil raket biçimi bölütlerle sona ererler. Ağaç tepelerinde dikkati çeken erkek kral cennet kuşlarının gösteri için alan ayırdıkları anlaşılmaktadır. Bu yer cengelin yüksek ağaçlarının etrafında olur; familyada bir ağaç kovuğuna yuva yaptığı bilinen tek cins de budur.

Biraz daha iri olan iki cins yani şahane ve Wilson cennet kuşları kralın akrabasıdır. Şahane cennet kuşu Yeni Gine’nin daha kura olan alçak topraklarının çoğunda ve dağlarda 1.500 metre yüksekliğe kadar olan kesimlerde bulunur. Ormanın tabanında gösteri içi), kendisine bir yer açar. Bu yaklaşık 4,50 metre çapındaki sahneden bütün bitkileri temizler. Bu alanın içinde yetişen fidanların yapraklarını ve ağaç kabuklarını koparır. Bu fidanların üzerinde aşağı yukarı giderek adeta dans eder. Parlak sarı sorgucunu yelpaze gibi açarak, bir pelerin haline sokar. Işığı yansıtmak için ışıltılı yeşil göğüs tüylerini kabartır.

Wilson cennet kuşunun başının tepesi çıplak ve mavidir. Bunun üzerinde küçük, kadife gibi siyah, tüylerden oluşan bir çift haç vardır. Bu yüzden bu kuş çoğu zaman ‘İsa’nın salibi’ diye de tarumlanır. Philadelphialı uzman John Cassin 1850’de bu kuşa arkadaşı Alexander Wilson’un şerefine, onun adını vermiştir: (Paradisaea Wilsoni). Oysa aynı cins bundan altı ay önce Napoleon’un yeğeni olan ve Birleşik Devletler’de bir süre kalarak Amerikan kuşları konusunda uzun yazılar yazan Charles Lucien Bonaparte tarafından adlandırılmıştı. Bonaparte kuşa ‘cennet-cumhuriyet’ ismini vermişti. Bugün de Wilson cennet kuşunun bilimsel adı olarak daha önce konduğu için bu isim kullanılır. Bonaparte kuşa bu adı hem Fransa cumhuriyetine olan saygısını, hem de bazı ‘cumhuriyetcilere’ karşı duyduğu hoşnutsuzluğu belirtmek için seçmişti. Bunu, “Bir cennet cumhuriyeti yok ama hiç olmazsa artık bir cennet-cumhuriyet var,” diye açıklamıştı.

Bir çok cennet kuşuna hükümdarların isimleri verilmiştir. Bunların ilklerinden biri Avustralya’nın Kraliçe Victoria tüfekçi kuşudur. İngiliz ressam bilgini John Gould 1850’de kuşa hükümdarının adını vermiştir. 1880’lerde Yeni Gine’de faaliyet gösteren Almanlar da iki önemli cinse imparator ve imparatoriçelerinin ismini koymuşlardır (Wilhelm ve Augusta Victoria). Avustralyalı Otto Finsch, gök cennet kuşuna Habsburg veliahtı Arşidük Rudolph’un adını vermiştir. Arşidük bundan kısa bir süre sonra acı bir şekilde Mayerling`de ölmüştür.

Prenses Stephanie cennet kuşu insanlar tarafından yetiştirilebilen birkaç cinsten biridir. Bu kuş uzun kuyruklu cennet cinslerinin de bir örneğidir. Bazen bu kuşlar cennet saksağanları diye de tanınır. Hepsi de Yeni Gine’de yüksek dağlardaki ormanlarda yasal.. Bu kesimde pek azı tüy ticareti için yakalanabilmiştir. Hepsinin de gövdeleri parlak, metalik siyahtır. Çoğunun boynunda parlak, ışığı yansıtan ‘yakalar’ ve uzun, süslü kuyrukları vardır. Kurdele kuyruklu cennet kuşunun erkeğinin uçarken kuyruğunun ortasındaki beyaz telekler 90 santim geride süzülür: 1930’da keşfedilen bu kuşun tam boyu 105 santimdir, ötücü kuşların en uzunu sayılır.

En iri gövdeli cinsler karga boyundaki orak gagalılardır. Bunlar Yeni Gine’nin yüksek kesimlerinde yaşarlar. 1.500 metreden aşağıdaki kesimlerde ender görülürler. Orak gagalı gösteri sırasında iki yanından çıkmış olan uzun, uçları madensi teleklerini kaldırarak bunları sırtında birleştirir. Kuyruğunun ortasındaki uzun tüyleri açıp kapar. Ağzının parlak sarı renkli içini göstermek için gagasını açar.

‘Bayrak kuşları’ diye tanımlanan grubun en iyi bilinen üyesi altın telekli cennet’tir. Bu kuşun -başının iki yanından tele benzeyen üçer telek uzanır. Herbirinin ucunda raket biçimi bir kısım vardır. Diğer bir cins ise Sakson Kralı ya da gök bayraklı cennet kuşudur. 17,50 santim boyundaki bu küçücük kuş sadece Yeni Gine’nin orta bölgesindeki dağlarda görülmüştür. Erkeğin başından arkaya doğru, 45 santim boyunda iki telek uzanır. Herbirinde bir yanda bir dizi, 30-40 kadar küçük bayrak bulunur. Bunların dışı parlak, mineli gibi bir mavidir. İçleri ise kahverengi. 1894’te Paris çarşısında bulunan bir örneğin yardımıyla tanımlanan bu cin: inanılacak gibi değildir. Bu yüzden o çağın tutucu kuş uzmanlar: bunun gerçekten var olduğuna inanmamışlardır, örneğin yapma bi) şey olduğundan şüphelenmişlerdir.

Bu şâhane tüylü kuşların doğal çevrelerindeki yaşamları konusundaki bilgi tam değildir. Ancak bunlardan bazılarının poligam oldukları bilinmektedir. Bu koşullarda daima görüldüğü gibi yuva yapmaktan, yavruların beslenip büyütülmesine kadar bütün ürem görevleri daha donuk renkli kahverengimsi dişiye düşer. Ama bütün familya için aynı şey söylenemez. Daha ilkel olan manukod ve sa) kancalı cennet kuşlarının çoğu parlak renklidir. Ama uzun göster telekleri ya azdır ya da hiç yoktur. Erkekle dişinin renkleri birbir ne benzer. Yeni Gine’nin kara manukodlarında erkekler monogan dar. Kuluçkaya yalnız dişi yatar. Kuluçka süresi 15-18 gündür. Erkek dişinin yuva yapması için malzeme toplar. Yavrulara besin getirilmesine yardım eder. Arada sırada onlara da bakar.

Şâhane tüfekçi hem Yeni Gine’de ve hem de Avustralya’nın kuzeydoğu kesimlerinde bulunur. İki yanındaki gösteri telekleri yumuşak ve saçımsıdır. Diğer gruptaki birçok cinsinkinden de kısa olur. Kuşun boynu parlak, ışıltılı morumsu mavidir: Gösteri sırası da kanatlarını açar ve güneş ışınlarının boyuna gelmesi için başı arkaya atar. Tüfekçi’ye bu acayip ad sesi yüzünden verilmiştir. Kuş yüksek, iki heceli bir ıslık çalar. Bu bir kurşunun vızıltısına benzer.

 

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.