Bukalemun Nedir? Türleri, Özellikleri Ve Resimleri

Bukalemunlar ortalama (180) türleri vardır. Bukalemunların bazı türler kendi cilt rengini değiştirmekle bilinirler. Bukalemunlar popüler bukalemun türlerinin bazı örnekleridir. Bukalemunlar diğer hayvanlar göre farklı bir hayvan olarak tutulur.

Hayvanlar dünyasında bukalemun kadar kamuflajda usta bir yaratık daha yoktur denebilir. Vücudu kurumuş yaprak rengindeki lekelerle kaplı olan bukalemun, uzaktan hemen hemen hiç fark edilmez. Sinek ve benzeri böceklerle yaşayan bukalemun, aylarını yapışkan dilini uzatarak yakalar. Bukalemunun, ucu yapışkan diline yakalanan böceğin kendini kurtarması hemen hemen imkânsızdır.

Bukalemungiller hakkında bilgi edinmek için en iyisi «adi bukalemun» u (Chamaeleon) örnek olarak almaktır. Bu hayvanın gözlerinden tutun, diline, ayaklarına de değişken rengine varıncaya kadar- her tarafı insan için bir şaşkınlık kaynağıdır. Esasen bukalemun adı atasözlerine kadar girmiş ve çabuk fikir değiştiren bir insan için kullanılır olmuştur.

Adi bukalemun yandan basık vücudu, dallara sarılabilen çok uzun kuyruğu ve önde sivri bir miğferle son bulan üçgen biçimli kafasıyla gerçekten acayip bir görünüşü vardır. Dalların üzerinde yürürken ona hantal diyebilirsiniz. Halbuki ayakları mükemmel kavrama organlarıdır. Onları, insanlardaki gibi bir tanesi yerine, ikisi öbür parmaklara karşı olan ve onlarla işbirliği ederek kıskaç gibi çalışan bir ele benzetmek yeridir.

Bukalemun bu ellerinin ve cisimleri kavrama kabiliyeti olan kıvrılır kuyruğunun sayesinde, ayaklarının üzerinde maymunların en çeviğinden daha emniyettedir. Yavaş yürüyorsa, bu, gözetlediği avı ürkütmekten çekindiği içindir. Bukalemun’un gözleri başlı başına bir şiirdir. Her biri, yalnız ortada göz bebeği için ufak ve yuvarlak bir deliği bulunan daire biçimli, tane pullu ve kalın bir göz kapağının içindedir. Bu gözler birbirinden bağımsız olarak hareket, ederler. Biri yukarı bakarken, öbürünün bakışı arkaya yönetebilir. Bukalemun av peşindeyken her göz devamlı olarak fırıl fırıl döner. Fakat bukalemun bir av görünce, her iki gözünü de bunun üzerine diker.

Bukalemun bir böceğe yeteri kadar yaklaşınca, ona dilini fırlatır. Zaten tabiat bilginleri bukademungilleri, dil fırlatanlar, (Rhiptoglossa) adında ayrı bir alt takıma alırlar. Bukalemun’un dili, avı yakalamak için yapışkan bir salgıya bulanmış bir vantuzla son bulan uzun bir boru olarak tarif edilebilir. Ağzın içine çekilince boynundaki dil kemiklerinden birinin üzerine yatar.

Dilin sapı, birbiri arkasından kasılabilen bir seri dairevi kastan meydana gelir. Bu kaslar kasılınca, yay gibi ağzın içine çekilmiş olan boru ileri fırlar. ileri fırlamış dilin uzunluğu, bukalemun’un 24 – 30 santimlik vücut uzunluğuna hemen hemen eşittir. Bu iş o kadar hızlı olup biter ki, bukalemun’un ağzında dilin vantuzlu ucunun belirmesiyle yaprağın üzerindeki böceğin kaybolması bir olur. Dildeki başka kaslar kasılınca, dil, böcek yapışkan ucunda olduğu halde, ağzın içine çekilmiş olur.

Bukalemun nasıl renk değiştirir: Bukalemun’un en iyi bilinen devamlı renk değiştirmesi yalnız ona has bir özellik değildir. Balıklarda, anfibyum’larda ve kertenkelelerde de bu kabiliyet vardır. Fakat muhakkak olan bir şey varsa, renk değiştirmek bukalemun’da en üstün derecesini bulmuştur. Bu garip kertenkele aslında, mesela yeşilken. sarıdan geçmek suretiyle koyu griye dönebilmektedir. Bazen bu renklerin ikisi arası bir tonda görülür. Hiç ışıksız karanlık bir odada bulunduğu zaman sarı olur. Kuvvetli ışık altında koyu renk bir cismin üzerine konulunca, koyu gri olur. Beri yandan gene parlak ışıkta açık renk bir zemin üzerinde rengi sarıya döner.

Bu renk değişmelerini anlamak için bukalemun’un derisine bir göz atmak lâzımdır. Tanelerle örtülü bu derinin içinde, siyah sarı, ve beyaz renkli .zerreler vardır. Bu küçük gözelerin yüzeye yakın olanlarının çoğu sarı renktedir. Aradaki gözeler siyah, derinin en dip tabakasındakiler ise beyazımsıdır. Bu beyaz gözeler, tıpkı ayna gibi reflektör vazifesi görürler. Bukalemun bize sarı olarak gözüktüğü zaman, sadece genişlemiş sarı gözeleri görüyoruz demektir. Bunların arasında minik siyah gözeler de vardır, fakat deriyi mikroskop altında incelemedikçe onları görmeyiz.

Sonra siyah gözler genişlemediği zaman, bukalemun’un bize neden yeşil olarak göründüğünü izah edeyim. Bukalemun’un derisinin dip tabakasındaki beyaz gözeler mavi bir ışık yansıtırlar. Bu mavi ışık sarı gözelerden geçerken bize yeşil olarak gözükür, sözün kısası, bukalemun bu sırada yeşil renktedir.

Sonra da, üstteki sarı gözelerle dipteki beyaz gözelerin arasındaki siyah gözeler genişlediği zaman olanları görelim. Siyah gözeler bu sırada beyaz tabaka ile sarı tabaka arasındaki boşluğu doldurduklarından, bir ayna önündeki siyah stor gibi, dipteki beyaz hücrelerin yansıttıkları bütün mavi ışığın yolunu keserler. Bunun sonucunda sadece en üst tabakayı görebiliriz. Bu zaman bukalemun sarı renktedir.

Bir de balona benzer küçük siyah gözelerin genişlemeye devam ettiklerini farz edelim. Dış tabakaya saçaklı uzantılar uzatıp sarı gözelerin etrafını çevirmeye başlarlar. Sonunda biz artık sarı gözeleri göremez olur ve hemen hemen yalnız siyah göze görürüz. Bukalemun bu durumda koyu gri veya siyahımsı imiş gibi gözükür.

Bukalemun’un sinir sistemi bu renk değişmelerini nasıl meydana getirir: Bu renk değişmelerini etkileyen faktörler çeşitlidir. Dış tesirler kadar, hayvanın ruh durumunun; korku, öfke gibi duygularının bu olayda rolü vardır.

Sinirleri, elektrik telleriyle kıyaslayabiliriz. Bir düğmeye bastığımız zaman elektrik yanar değil mi? Bukalemun’un derisiyle gözlerinde bir nevi elektrik düğmesi görevi gören minik gözeler vardır. Koyu renkli bir cisimden yansıyan ışık gözdeki minik gözelerin üstüne düşünce, sonuç, birinin elektrik düğmesine bsışından farksız olmaktadır. Fakat bu takdirde ışık yanacak yerde, siyah gözeler genişlemeye başlamaktadır. Ve yukarıda da izah ettiğimiz gibi, bukalemun’un rengi siyahımsı olmaktadır.

Şimdi de bukalemun’u, hiçbir ışığın derideki ve gözelerdeki küçük «elektrik düğmelerine» erişemeyeceği karanlık bir yere koyduğumuzu farz edelim. Bu, elektrik akımının kesilmesi gibi bir şeydir. Kara gözeler şimdi gene siyah birer nokta halini almışlardır. Siyah gözeler minik nokta olunca, biz de sadece sarı gözeleri görebilmekteyiz. Bukalemun şimdi sarı renktedir.

Bukalemun’u, parlak ışıkta beyaz bir cismin üzerine koyduğumuz, bu suretle derideki ve gözelerdeki «elektrik düğmelerinden» bazılarının aynı zamanda etkilenmesine yol açtığımız takdirde, durum daha da çetrefil bir hal almaktadır. Derideki «elektrik düğmeleri», siyah gözeleri genişleten sinir impulslarını harekete geçirmektedir. Bukalemun bir an için siyahımsı olmaktadır. Fakat aynı zamanda etkilenen gözelerdeki «elektrik düğmeleri» bu sırada, derideki gözelerin başladığı değişikliği durduracaktır. O zaman da siyah gözelerin iriliğini kontrol eden sinirlere hiç bir uyarma gidemeyecektir. Sonuç olarak siyah gözeler ufak kalacak, biz de sadece sarı gözeleri gördüğümüzden bukalemun’u gene sarı olarak göreceğiz.

Çiftleşme olayının safhaları, erkek bukalemun’un göz kamaştırıcı bir renge bürünmesi, erkekler arasındaki kavgalar, en sonunda da bir erkeğin, yakaladığı dişiyi ayaklarıyla sıkı sıkı kavramasıdır. Bu çeşitli safhalar yazın sonlarındadır, yumurtalar da sonbaharda yumurtlanır. Dişi bundan bir, iki gün önce, yerde 20 santim derinliğinde ve 10 santim çapında bir delik kazacaktır. Kazımak için ön ayaklarından, çıkan döküntüleri atmak için de arka ayaklarından yararlanır. Birkaç düzine yumurtasının üstünü, tıpkı kedinin pisliğini örtmesi gibi, toprakla kapatır. Kuluçka süresi havaya göre 4 -10 ay arasında oynayabilir.

Bukalemun nerelerde bulunur: Bukalemun türleri en yaygın ve en bol olarak Afrika ile Madagaskar’ da ağaçların ve çalıların üzerinde topludur. Adi bukalemun aslında öbür Afrika türlerinden daha kalabalık nüfuslu değildir. Şu farkla ki Kuzey Afrika’da, İsrail’de, Arap ülkelerinde ve Akdeniz’in, doğusundaki bazı adalarda da bulunur. Sekseni yakın türden yalnız bir tanesine yukarıda sayılan bölgelerin dışında; Hindistan’da rastlanır.

Doğu Afrika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan (Chamaeleon bitaeniatus), içerisinde, gelişmiş ve dünya yüzüne çıkmaya hazır yavrular bulunan yumurtalar yumurtlar. Yarım düzine kadar yavru doğuşta 4 santim uzunluğundadır.

Tepelerinde miğfer bulunacak yerde, burunlarının üzerinde bir veya birkaç boynuzu olan bukalemunlar da vardır. Fakat «Madagaskar boynuzlu bukalemunu» (Leandria perarmata) bunlardan da ilginçtir. Bunun gözleri hizasında diş diş bir miğferi, ensesinde kemiksel bir kukuletesi, sırtında dikenli bir tarağı, yanlarında ise papatya gibi gruplanmış diken dizileri vardır. Bu bukalemun’un hangi düşmanlarının böylesine bir zırhı gerektirdiği belli değildir.

Bukalemunların devi bir Madagaskar bukalemunu’dur (Chamaeleon oustaleti), Bunun uzunluğu 60 santimi geçer, hatta bazen 1 metreyi bulur. Güney Afrika’daki kahverengi cüce bukalemunu’nun iki haftalık yavrularının, henüz 18 milimetre uzunluğunda olmalarına rağmen, dillerini 25 – 30 milimetre ileriye fırlatabildikleri görülmüştür.

1 Yorum

  1. Daha önceden bir arkadaşta vardı dili çok hızlıydı ne biçim sinek yakalıyordu diliylen fena bir hayvan fakat zararsız olduğunu zannediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.