Göktaşı Nedir? Göktaşının Değeri Ve Özellikleri Nelerdir?

Göktaşı Nedir?

Uzaydan, dünya atmosferine giren maddelere gök taşı adı verilir. Dünya atmosferine bir yılda binlerce (ortalama 3 – 4 bin.) göktaşı girmektedir. Fakat gök taşları atmosfere girdiklerinde saniyede 10 – 70 kilometre arasında bir hıza sahiptirler. Bu hız ile atmosfere giren göktaşları sürtünmeden dolayı erimeye ve parçalanmaya başlar. Yere düşene kadar çoğu toz hâline gelir. Binlerce göktaşından yalnızca beş yüzü kadar yere düşmektedir ve gerçek boyutundan son derece küçük bir hâlde olur.

Göktaşlarının Özellikleri

Ağırdırlar

Göktaşlarının birçoğu, Fe-Ni (demir – nikel) metalinden oluştuğundan dolayı Dünya’da bulduğumuz kayalara göre çok daha ağır ve daha yüksek yoğunluğa sahiptirler. Tabi buna bazı istisnalar da vardır. Göktaşlarının bazıları, yukarıda yazılanların tam tersi olarak hiçbir şekilde metal ya da metal karışım içermemektedirler. Bunlar volkan kenarlarında bulunan yanmış kayalar kadar hafif de olabilirler.

Bazen Manyetik, Bazen Değildir

Göktaşlarının birçoğunda demir – nikel metalleri olduğu için bir mıknatıs tarafından çekilebilir. Fakat buna istisna olarak bazı kayasal göktaşlarında hiçbir metalik element olmadığı için mıknatıs tarafından çekilmezler.

Bununla beraber, yeryüzünde bulunmuş olan pek çok kaya da mıknatıs tarafından çekilmektedir. Bu nedenle mıknatısa ilgi gösteren bir kayayı ya da kaya parçasını hemen göktaşı olarak nitelendiremeyiz. Yani manyetik alanda tek başına bir olan kayanın göktaşı olduğunun göstergesi değildir.

Düzensiz Yapıdadır

Göktaşları yuvarlak şekilde değildir. Tıpkı Apollo kapsüllerinin Dünya atmosferine girmiş olduğu gibi dönmeden girmiş olsaydı, koni şeklinde bir yapıya sahip olabilirdi, ancak bu çok denk gelinen bir durum değildir. Pek çok göktaşı düzensiz bir yapıya sahiptir.

Bir Füzyon Kaplaması İle Kaplanmıştır

Bir göktaşı, Dünya atmosferine girdiği sırada meydana gelen sürtünme, onun erime derecesinden daha fazla ısınmasına yol açar ve göktaşının yüzeyini eritmeye başlar. Atmosferde yer alan sürtünmeden dolayı göktaşları hız kaybına uğrarlar ve yüksek sıcaklıktaki bu sürtünmeden dolayı olarak da göktaşının yüzeyinde siyah bir füzyon tabakası oluşmaya başlar.

Füzyon kaplaması, siyah ya da kahverengi renkte ve yeni düşüp düşmemesine bağlı olarak soluk ya da parlak şekilde olabilir.

Belli bir zaman geçtikten sonra, Dünya yüzeyine düşmüş olan göktaşının füzyon kaplamasında paslanma meydana gelebilir ve göktaşının yüzeyinde kızılımsı – kahverengi bir renk meydana getirebilir ya da bu füzyon kaplaması kısmen ya da tamamen aşınabilir. Aşınan tabakada çok küçük çatlaklar meydana gelir.

Pek çok göktaşı Dünya’nın atmosferine girdiği sırada üzerinde sığ çukurlar meydana gelmeye başlar.

Katı ve Küçüktür

Büyük bir bölümü volkanlarda görünen kayaçlardaki gibi kabarcıklı bir yüzeye sahip değildir. Buna çok az istisnai durum sayılabilir.

Bölgedeki Diğer Kayalardan Farklıdır

Pek çok göktaşının hepsi ya da büyük bir kısmı metalden meydana gelmektedir. Bu gök taşları yeryüzündeki diğer taşlardan kolay bir şekilde ayırt edilebilirler. Fakat bazı volkanik kayalara da görünüş olarak benzerliğinden dolayı ayırt etmekte zorluklar olabilir.

Sınıflama

  • Taşsıl (aerolit),
  • Demirli (siderit) ve
  • Taşsı demirli (taşıl – Demir) olmak üzere üç gruba ayrılmaktadırlar.

Taşsıgöktaşları demir, silisyum, karbon, magnezyum, alüminyum ile oksijenden meydana gelmektedir. Demirli olan göktaşlarının içerisinde nikel, galyum, garmanyum ile iridyum bulunur.

Büyük göktaşları dünyaya düştüğü zaman krater ya da bir büyük ve kopan parçalardan oluşan küçük kraterler meydana getirebilir. Ancak meydana gelmesi için göktaşlarının yoğunluğuna, hızına, atmosfere giriş açısı ile çarpmış olduğu malzemenin özelliklerine bağlı olduğu için her zaman bir krater yapısı meydana gelmez.

Göktaşlarını Nasıl Tanırız

Meteoritleri tanımlamak tabi ki uzmanlık isteyen bir iştir. Bir dizi testler gerekir. Kısaca anlatacak olursak meteoritlerin türlerine göre tanımlama yöntemleri bulunmaktadır. Taş meteoritler Dünya’daki bazı kayaçlara çok benzemektedir. Bunları tanımlamak için ince kesit yapıp polarizan mikroskopta incelemek gerekir. Metalik meteoritlerin yoğunluğu çok fazladır. Ve mineralojik bileşimler ile kristalleşme şekilleri Dünya’da yer alan materyallerden çok farklıdır. Bunlar kesilip parlak hale getirildikten sonra nitrik ile ve pamuk ile silindikten sonra çok özel “widmanstatten” denilen kristalleşme şekilleri ortaya çıkar.

METEORLARIN DÜNYA KAYASI OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ?

En belirgin fark eşit büyüklükteki kayalardan ağır olmalarıdır. Barındırmış oldukları demir başta olmak üzere demir ve nikel gibi ağır metaller onların sahip olduğu ağırlıklarını attırmaktadır. Ve bir de demir ve nikel manyetik çekim özelliğine sahip olmalarına neden olur çoğunlukla. Saniyede yirmi kilometre hız ile atmosfere girdiklerinden dolayı yoğun bir sürtünmeden geçmektedirler. Bu sürtünme dış yüzeylerinde erimeye, siyah renkte camlaşmaya yol açar.

Şekilleri genelde yamru yumru olur. Dış kabuğunda şeffaf bir tabaka parmak ile kil gibi itildiği zaman çatlar. İç yapılarında ani ısınma soğuma ve şiddetli sarsıntıdan kırılmalar oluşmuştur. Bunlar mikroskoplarla özellikle elektron mikroskobuyla gözlemlenir. Fakat yine de bir meteorun tespit edilmesi kolay bir iş değildir. Bir uzmanlık gerektirmektedir.

1 Yorum

  1. İstanbuldayım ve genel niteliklere uymakta olan göktaşı mevcut ben bunu nereye götürüp göktaşı olup olmadığını test ettire bilirim teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.