Nüfusun Önemi Ve Özellikleri Nelerdir?

1. Nüfus Sayımları ve Nüfusun Önemi Hakkında Bilgi?

Nüfus, belirli bir zaman ve sınırları belirlenmiş olan bir alanda yaşayan insanların sayısıdır. Ülkelerin yönetimi açısından gerek üretim yada askeri güç için gerekli olan insanların sayısı ancak nüfusun sayımlarıyla tespit edilebilir.

Nüfusun miktarı ne kadar önemliyse de, özellikleri de ülkenin yönetimi açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle nüfus sayımları nüfusun eğitim, cinsiyet, yaş, çalıştığı iş dalı ve yaşadığı yer belirlenmiş olur. Nüfusun niteliklerini oluşturmuş  olan bu özellikler sayesinde ülkeler daha sağlıklı bir şekilde kalkınma ve ekonomik politikaları uygulayabiliyor.

İnsanlık tarihinin ilk çağlarından bu yana nüfus her zaman önemli rol oynamıştır. Bir topluluk yada ülkede kaç kişinin yaşadığına dair ve bu insanların yaşları ve cinsiyetleri gibi özellikler, yönetim açısından oldukça gerekli bilgilerdir. Bu nedenle belirli dönemlerde ihtiyaç doğrultusunda nüfus sayımları yapılmıştır.

Nüfus sayımlarının, de facto (dö fakto) ve de jure (dö jur) olmak üzere iki yöntemle yapılır. De facto yönteminde nüfus sayımlarının yapıldığı gün, insanlar hangi yerleşim biriminde bulunuyorsa oranın nüfusu olarak kayda geçmektedir. De jure yönteminde ise insanlar, ikamet ettikleri yerin nüfusu olarak kabul edilmektedir.

2. Nüfusun Özellikleri

Nüfusun özelliklerini; nüfusun artış hızı, yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılışı, okuryazar oranı; aktif nüfusun çalıştığı iş kollarına göre dağılışı ile nüfusun kır ve kente göre dağılışı oluşturur. Ülkelerin gelişmişlik düzeyinin ölçütlerinden biri nüfusun nitelikleridir. Şöyle ki gelişmiş ülkelerde doğal nüfus artış hızı düşüktür. Bu tür ülkelerde çocuk nüfus oranı az, yaşlı nüfus oranı fazladır. Buna karşın az gelişmiş ülkelerde doğum oranı yüksek, çocuk nüfus oranı fazla, yaşlı nüfus oranı azdır. Ülkeler, bu özelliklerine göre nüfus politikaları beklemektedir. Dünya genelinde doğal nüfus artış hızı binde 11’dir. Bu değer Avrupa kıtasında binde 3, Afrika kıtasında binde 25’tir.

Nüfusun yaş gruplarına ayrılmasında birçok ölçüt kullanılır fakat en yaygın kullanılan’ üç ana yaş grubudur. Buna göre 0-14 çocuk, 15-64 çalışma çağındaki nüfus ve 65 yaş ve üzerindeki nüfus yaşlı nüfus olarak kabul edilir.

Dünya nüfusunun dörtte birinden biraz fazlası 0-14 yaş grubunda bulunmaktadır. 15 ile 64 yaş arasındaki grup dünya nüfusunun %66’sını oluşturur. Dünyamızdaki yaşlı nüfus oranı ise %8’dir.

Dünya genelinde kadın ve erkek nüfusu birbirine yakındır. Dünya nüfusunun %50,4’ü erkek 9049,6’sı kadındır. Ortalama yaşam süreleri uzun olduğundan yaşlı nüfus içinde kadınların oranı fazladır. Göç gönderen ülkelerin çoğunda, göç edenlerin önemli bir kısmını erkekler oluşturduğundan bu tür ülkelerde kadın nüfus oranı fazladır. Yakın zamanda savaş yaşamış ülkelerde kadın nüfus oranı fazladır.

Gelişmiş ülkelerde okuryazar oranı yüksek, lise ve üniversite mezunlarının oranı fazladır. Az gelişmiş ve geri kalmış ülkelerde ise okur-yazar oranı düşüktür. Nüfusun okuryazarlık oranı ile eğitim durumu da ülkelerin kalkınmasında ve eğitimle ilgili yatırımların planlanmasında önem taşımaktadır. UNESCO’nun 2013 verilerine göre dünya nüfusunun %84’ü okuryazardır. Dünya genelinde erkeklerin okuryazar oranı fazladır. Erkeklerin okuryazar oranı %88,6 iken kadınlarda bu oran %79,9’dur. Okuryazar olmayanların büyük bir kısmı Afrika, Doğu Asya, Arabistan Yarımadası ve Büyük Okyanus’taki adalarda yaşamaktadır.

Çalışma çağında olup herhangi bir iş kolunda çalışanlar aktif nüfus olarak ifade edilir. Aktif nüfusun çalıştığı başlıca iş kolları tarım, sanayi ve hizmet sektörüdür. Gelişmiş ülkelerde sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların oranı, az gelişmiş ülkelerde ise tarım sektöründe çalışanların oranı fazladır. Nüfus sayımları sonucu elde edilen bu veriler ülkelerin tarım, sanayi ve hizmet sektörlerine yönelik politikalarının belirlenmesinde yol gösterici olmaktadır.

Nüfusun kır ve kente göre dağılımı da ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre değişmektedir. Gelişmiş ülkelerde nüfusun önemli bir kısmı kentlerde yaşarken az gelişmiş ülkelerde kırsal kesimde yaşayanların oranı fazladır. Bu durumda kentlerdeki sanayileşme ve kırdan kente göçlerin önemi büyüktür. Dünya nüfusunun %49’u kırsal %51’i kentli nüfustur. Kent nüfusunun en fazla olduğu kıta Amerika (yaklaşık %81) en az olduğu kıta Afrika’dır (%40). Nüfus sayımları sonucu bu bilgilerin elde edilmesi, ülkelerin göç politikalarının belirlenmesinde önem taşımaktadır.

Yeryüzünde Nüfus Dağılışı

Yeryüzü yer şekilleri, iklim, su kaynakları ve ekonomik etkinlikler bakımından farklı özellikteki alanlardan oluşmaktadır. Bu nedenle nüfusun yeryüzündeki dağılışında önemli dengesizlikler görülmektedir. İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinde nüfus dağılışında daha çok doğal koşullar egemendi. Bu nedenle insanlar, iklimin daha çok elverişli olduğu alanlarda, tarıma elverişli ve su kaynaklarının bulunduğu yerlerde yaşamışlardır. Günümüzde de nüfus dağılışında doğal koşullar etkili olmakla birlikte beşeri faktörlerin etkisi ön plana geçmiş durumdadır. Buna göre yeryüzünde nüfus dağılışını etkileyen etmenleri doğal ve beşeri faktörler olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.

1. Nüfus Dağılışını Etkileyen Doğal Etmenler

Yeryüzünde nüfus dağılışını etkileyen etmenlerden biri enlemdir. Sıcaklığın çok yüksek olduğu sıcak kuşak ile sıcak-lığın düşük olduğu soğuk kuşak, ılıman kuşağa göre daha az nüfuslanmıştır. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı ‘liman kuşakta toplanmıştır.

Nüfus dağılışını etkileyen etmenlerin başında kara ve denizlerin dağılışı gelmektedir. Her ne kadar bazı kıyılarda, teknelerde yaşayan insanlar varsa da denizler, nüfus dağılışında bir engeldir. Aynı şekilde göller ve bataklıklar da nüfus dağılışını sınırlandıran etmenlerdendir.

Nüfus dağılışı bakımından yer şekilleri önemli bir etmendir. Dünya nüfusunun önemli bir kısmı engebenin az olduğu yerlerde yaşamaktadır. Engebenin çok olduğu yerler seyrek nüfusludur. Bu nedenle dağlık alanların önemli bir kısmında nüfus azdır. Engebenin yanı sıra yükseklik de önemli bir etmendir. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı yüksekliği 500 metreden az alanlarda toplanmıştır. Bu nedenle Himalayalar, Kayalık ve And Dağları başta olmak üzere yüksekliği çok fazla olan dağlarda nüfus azdır.

İklim insanların yaşam koşullarını ve ekonomik etkinliklerini etkilemektedir. Bu nedenle dünya nüfusunun büyük bir kısmı, iklimin daha elverişli olduğu orta kuşakta yaşamaktadır. İklim koşullarının elverişli olmadığı Amazon ve Kongo havzaları, seyrek nüfuslu alanlardandır. Bu bölgede alçak yerlerde nem ve sıcaklığın fazla olmasından dolayı nüfusun önemli bir kısmı yüksekliği 2000 metreden fazla olan alanlarda toplanmıştır. Yağışın az olduğu çöl alanları da yeryüzünün seyrek nüfuslu bölgelerindendir. Bu nedenle Orta Asya’da yer alan Gobi, Tarım, Çungarya, Taklamakan çölleri; Arabistan Yarımadası, Güneydoğu Asya’da Tar, Kuzey Afrika’da Büyük Sahra, Güney Afrika’da Kalahari, Güney Amerika’da Atakama çölleri ile Kuzey Amerika’nın batısındaki çöl alanları yeryüzünün seyrek nüfuslu bölgeleridir.

Yaşam için hayati bir önem taşıyan su, nüfus dağılışında önemli bir etmendir. İlk yerleşmelerden günümüze kadar insanlar yaşamak için su kaynaklarının bulunduğu yerleri seçmişlerdir. Bu nedenle su kaynaklarının az olduğu yerlerde nüfus azdır.

Toprak yapısı ve otlaklar da nüfus dağılışını etkilemektedir. Tarıma elverişli topraklar ve gür otlakların bulunduğu meralar, tarım ve hayvancılıkla uğraşan topluluklar için elverişli alanlardır. Bu nedenle verimli tarım alanları ile hayvancılığa elverişli otlaklar insanların yaşadığı başlıca alanlardandır.

2. Nüfus Dağılışını Etkileyen Beşeri Etmenler

Nüfus dağılışını etkileyen beşeri etmenlerin başında ekonomik etkinlikler yer almaktadır. Sanayi Devrimi’ne kadar olan sürede en önemli ekonomik etkinlik tarım olduğundan tarıma elverişli alanlar, yeryüzünün sık nüfuslu yerleriydi. Günümüzde de tarıma elverişli yerler sık nüfusludur.

Sanayi Devrimi’nden sonra dünya genelinde sanayi merkezlerine doğru büyük bir göç dalgası başladı. Bu göç dalgası günümüzde de devam etmektedir. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı sanayi merkezlerinin bulunduğu yerlerde toplanmıştır. Kuzey Amerika’nın doğusu, Batı Avrupa ve Doğu Asya bu nedenle yeryüzünün sık nüfuslu bölgelerindendir.

Nüfus dağılışını etkileyen etmenlerden biri de madenciliktir. Bir bölgede maden çıkarılmaya başlandıktan veya madeni işleyecek fabrika kurulduktan sonra o yerin nüfusu hızla artmaktadır. Örneğin Almanya’da Ruhr Bölgesi, kömür yataklarının yoğun olarak işlenmeye başlanması ve burada demir çelik sanayisi kurulmasından sonra hızla nüfuslanmış, Avrupa’nın en kalabalık yerlerinden biri olmuştur.

Turizm de nüfus dağılışını etkileyen etmenlerdendir. turizme elverişli olan yerler de turizm hizmeti veren kurum ve kuruluşlardan dolayı nüfuslanmaktadır. Bu tür yerlerin bir ismi yılın belirli dönemlerinde turist akınına uğramaktadır. Özellikle Akdeniz kıyıları (İspanya, Fransa, Yunanistan ve Türkiye), yaz döneminde nüfusu artan ülkelerdendir.

Kıtalara göre nüfus dağılışı incelendiğinde dünya nüfusunun yarıdan fazlasının Asya kıtasında olduğu görülür. Dünyanın en fazla nüfusa sahip ilk 10 ülkesinden 7 tanesi bu kıtadadır. Özellikle Güneydoğu Asya, yeryüzünün en fazla nüfusa sahip bölgesidir. Çin ve Hindistan dünya nüfusunun 1/3’ünden fazlasını barındırmaktadır. Himalaya Dağları ve Orta Asya çölleri, seyrek nüfusludur.

Asya’dan sonra en fazla nüfusa sahip olan kıta Afrika’dır. Dünya nüfusunun %15’i bu kıtadadır. Afrika’da nüfusun büyük bir kısmı ekvatoral ve çöl iklimlerinin dışında kalan alanlarda toplanmıştır. Nijerya bu kıtada nüfusu en fazla olan ülkedir.

Amerika kıtası, yeryüzündeki nüfusun %13’ünü barındırmaktadır. Bu kıtada nüfusun önemli bir kısmı sanayi, tarım ve ticaretin gelişmiş olduğu doğu kıyılarında toplanmıştır. Dağlık ve kurak alanların geniş yer kapladığı batı kesimi seyrek nüfusludur. ABD ve Brezilya bu kıtanın en kalabalık ülkeleridir.

Dünya nüfusunun °/0111 Avrupa’da yaşamaktadır. Sanayi Devrimi’nin başladığı ve sanayileşmiş ülkelerin çok olduğu bu kıtada nüfusun büyük bir kısmı batıda toplanmıştır. Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya bu kıtada nüfusu en çok olan ülkelerdir.

Büyük bir kısmı çöllerden oluşan Okyanusya kıtasında yaşayan nüfus, dünya nüfusunun %0,4’üdür. Bu kıtadaki nüfus daha çok doğu. güney ve kuzeyde toplanmıştır. Kıtada çöllerin geniş yer kapladığı batı kesimi ise seyrek nüfusludur.

Antarktika Kıtası, buzullarla kaplı olduğundan burada yerleşik hayat yoktur. Bu kıtaya belirli dönemlerde araştırmalar yapmak için bilim insanları gitmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.