Levha Tektoniği Nedir? Hareketleri Nelerdir?

Tektonik terimi Latince “tectonicus”dan gelir; inşa etmek, yapılandırmak anlamındadır. Dolayısıyla “levha tektoniği”, levhaların yapılandırılması ya da inşası anlamında kullanılır. 1960’h yıllarda, 20. yüzyılın başında Alfred Wegener’in ortaya attığı kıtaların kaydığı görüşü esas alınarak, okyanus tabanı yayılmaları tezi de buna eklenerek ortaya atılan kuramdır. Sonrasında devam eden araştırmalar ile defalarca kanıtlanmıştır.

Levha tektoniği kuramı 1960’lı yıllarda geçerli sayılmaya başlamıştır ama, kabuk kırılmaya başladığından beri, yani Proterozoyik’ten itibaren levhalar hareket halindedir. Bu hareketler gezegende yapısal ve biyolojik anlamda büyük değişikliklerin meydana gelmesine neden olmuştur.

Levha tektoniğinde temel prensip; faylarla kırılan litosferden (taş küre) oluşan levhaların bunun içine tüm kıtalar da dahildir. Magmadaki konveksiyonel ısı akımları ile hareket etmesi ve zaman zaman zayıf zonları nedeniyle birbirleriyle çarpışmasıdır. Aşağıda bu çarpışmalar ve sonuçlarını, farklı levha tiplerine göre ele alıyoruz. Kırılan litosferin iki tip kabuktan oluştuğunu unutmayalım. Bunlar kıtasal ve okyanusal kabuklardır. Diğer önemli nokta levhaların birbirleriyle olan ilişkileridir. Levha tektoniğinin can alıcı noktası, levha sınırlarıdır.

Uzaklaşan levha sınırları: Bunlar diğer adıyla yayılma sırtlan olarak da bilinir. Levhaların birbirinden ayrıldığı ve yeni okyanusal kabuğun ya da litosferin oluştuğu yerlerde bulunurlar. Buradaki çalışma mekanizması şöyledir:

Mantonun ergimesi sonrasında oluşan bazaltik magma, zayıf zonları kullanarak okyanus tabanından dışarıya çıkar ve böylelikle oluşan bazaltik yastık lavları, siller ve dayklar şeklinde gelişerek ve katılaşarak yeni bir okyanusal kabuk oluşturur. Bu olay bir denizaltı volkanizması şeklinde yorumlanmalıdır. Okyanus tabanında birbirine eklenen bazalt lavları katılaştığında, okyanus tabanını bir mengene gibi germekte ve açmaktadır. Böylece kıtalar da birbirinden uzaklaşmaktadır. Bazalt lavlarının birbirine eklenerek oluşturdukları şeritlerde, yerin jeoloji tarihi boyunca meydana gelen manyetik değişikliklerinin bir anlamda kayıtları tutulur.

Bir önceki soruda, bu kayıtları ele alan bilimsel araştırma alanı paleomanyetizmadan söz etmiştik. Günümüzde uzaklaşan levha sınırlarına en güzel örnek, Atlantik Okyanusu’nu kuzeyden güneye kat eden muazzam kırık hattır ki; burada halen magma faaliyetleri aktif olup, Amerika, Afrika ve Avrupa Kıtaları’nı birbirinden uzaklaştırmaktadır. Günümüzde bu olaya başka taze bir örnek, Doğu Afrika Rift Vadisi’dir. Burada yeni bir okyanus açılmak üzeredir. Bu bölge Afrika’dan ayrılıp, Madakasgar Adası’na benzer bir coğrafya meydana getirecektir.

Yaklaşan levha sınırları: Birbirinden uzaklaşan levha sınırları yeni bir kabuk oluşturur ve bunların birbirine eklenmesine katkıda bulunurken; birbirine yaklaşan levhalar, oluşan yeni kabuğun tekrardan yitirilmesini, kısaca yok olmasını sağlamaktadır. Eğer birbirine yaklaşan levhalar olmasaydı, devamlı genişleyen bir gezegenimizin olması kaçınılmaz olacaktı. Yaklaşan levhalar çeşitlidir, aşağıda bunlardan söz edeceğiz. Volkanik aktivite, metamorfizma, maden yataklarının oluşumu ve deprem birbirine yaklaşan levha sınırlarının sonuçlandır. Aşağıda yaklaşan levha sınırlarının çeşitlerini açıklayalım.

Okyanusal-okyanusal levha sınırları: İki okyanusal levha birbirine yaklaştığında, biri diğerinin altına, levha sınırı boyunca dalar. Dalan levha, aşağıya doğru eğilerek okyanus çukurunun dış çukurunu oluşturur. Dalan levha mantoya doğru yaklaştıkça ısınır ve ergir. Bunun sonu-cunda andezit bileşimli bir magma meydana gelir. Bunlar yeryüzüne çıkarak ada yaylarını, örneğin Japon Adaları gibi bir coğrafyayı oluşturur. Bu ada yaylarının çoğu Büyük Okyanus’da oluşmuş ya da oluşmaktadır.

Okyanusal-kıtasal levha sınırları: Yoğun olan okyanusal levha daha az yoğun olan kıtasal levhanın altına doğru dalar. Dalan levhanın yitirilmesi sonucunda oluşan magma, kıtanın altında yükselir ve ya yüzeye erişmeden önce soğuyarak kristallenir ya da yüzeye ulaşır ve volkanları oluşturur. Buna en güzel örnek olarak G. Amerika Kıtası’nın batısındaki Nazka Okyanus Levhası’nın Güney Amerika Kıtası’ınn altına dalarak And Dağları’ndaki bir dizi volkanı meydana getirmesidir.

Kıtasal levha sınırları: Birbirine yaklaşan iki kıta düşünelim. Bu iki kıta çarpıştığında birbirlerine kaynar; bu zonda magmatik sokulumlar, metamorfik kayalar ile arada yitirilen okyanusa ait kabuk kalıntılarından meydana gelen bir dağ kuşağı oluşur. Örneğin, Himalaya Dağları, Bitlis Dağları gibi. Kıtaların çarpışmasını, kafa kafaya çarpışan iki otomobilin katlanarak yükselmesine benzetebiliriz. Bu bölgelerde deprem aktiviteleri yoğundur. Levhaların hareketlerinde transform faylar önemli rol oynar. Bunlar levhalar arasındaki hareketin türünü değiştiren ya da dönüştüren fay çeşididir. Levhalar oluşan bu kilometrelerce uzunluğundaki faylarla sınırlanmıştır. En tipik örnek, Anadolu Levhası ile Avrasya Levhası arasındaki Kuzey Anadolu Transform Fayı’dır. Başka bir önemli örnek de San Andreas Transform Fayı olarak bilinir. Buna benzer faylar kıta içlerinde ve okyanuslarda yaygın olarak bulunur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.