Kuraklıktan Etkilenen Ülkeler

Sahel

Kuraklık denince akla gelen ilk kıta şüphesiz ki Afrika’dır. Afrika’nın özellikle Sahel bölgesinde sık sık kuraklıklar yaşanmaktadır. Sahra çölünün Sahel olarak adlandırılan güney kesimi Afrika’da Senegal’den Sudan’a kadar sekiz ülkeyi kapsayan bir alana yayılır.

Senegal, Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer, Nijerya, Çad, Sudan, Etiyopya ve Somali’yi içine alarak Afrika’nın orta kuşağın’ oluşturan Sahel bölgesi, 40 yıldır görülen en uzun kuraklığı yaşamaktadır. Yağmur oranı %20-50 civarında azalmıştır.

1960’dan beridir çöle düşen yıllık yağış miktarı normalin oldukça altına inmiştir. Sulama için gereken su miktarının eksikliği, olağan mahsülün de sekteye uğramasına sebep olmuştur. Bu, bazı bölgelerde neredeyse kalıcı bir kıtlığa sebebiyet vermektedir. 1968 ve 1973 yıllarına yayılan uzun bir kuraklık döneminde, 250 binden fazla insan ve 3.5 milyon sığır ölmüştür. Açlıkla boğuşan aileler yabani tohum ve mısır yaprakları bulup yemek için çaresiz bir şekilde çorak arazileri taramaya başlamışlardır. O zamandan beri tekrarlayan kuraklıklar, sık sık görülen kıtlık ve açlıkla sonuçlanmıştır.259 Kuraklığın en şiddetli olduğu 1972-75, 1984-85 yılları arasında Sahel’de toplam 1 milyon insan açlıktan ölmüştür.

Saharanın Kuzey Kesimi

Sahara’nın kuzey kesimi boyunca her yıl 1,000 km2’lik bir alan çöl arazisi haline gelmektedir. Kuşkusuz bunda başlıca etmen yağışların azalmasıdır, fakat bazı bilim adamları buna sebep olan bir diğer etkenin de gittikçe yükselen nüfus sonu-:anda yiyeceğe taleplerin artması ve yaşama alanı ihtiyacı sonu-:unda insanların yayılma alanlarının genişlemesi olduğu görüşündedirler. Daimi olarak otlayan keçiler ve sığırlar tüm bitki  örtüsünü tüketmekte ve insanlar ısınmak için ağaçları kesmek. Bu da toprağın kavrulmasına ve çıplaklaşmasına ve dönüşmesine sebep olmaktadır.

Çin

Şimdiye dek kuraklıktan ölen insan sayısının en çok olduğu ülke Çin olmuştur. 1907 yılında Çin’de etkili olan kuraklık sırasında yaşanan açlık sonucunda 24 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 1928 yılında yaşanan kuraklıkta ise 3 milyon insan ölmüştür.

1960’ların başında ise, yaklaşık dünyanın merkezinde çok büyük bir kıtlık yaşandı. Ve bunun sonucunda ise 30 ila 40 milyon insan yaşamını yitirdi. Doğa koşullarının etkisi ile din ahlakından uzak insan davranışları bir araya geldiğinde ise, bu bölgelerde ciddi anlamda büyük felaketler meydana geldi.

1960’larda Çin’in komünist lideri, Mao Zedong, milyonlarca çiftçinin evlerini ve tarlalarını fabrikalarda çalışmak üzere terk etmelerini emretmişti. Bu durum muazzam bir yiyecek kıtlığıyla son buldu. Aynı döneme denk gelen bir kuraklık da ülkeyi vurunca milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Komünist mantığın acımasızlığı sonucunda yakın tarihte komünist rejim-le yönetilen tüm ülkelerde, zavallı masum insanların hayatları-na mal olan ibret verici, birbirinden ilginç zulüm örnekleri mey-dana gelmiştir. Çin’de gerçekleşen bu felaket de bunun örneklerinden biridir. Tüm nimeti ve mülkü Allah’ın vereceğini unutan bu nedenle acımasız ve zalim bir bakış açısıyla insanları işgücünden başka bir şey olarak görmeyen toplumlar, bu tip yıkımlarla sık sık karşı karşıya kalmaktadır..

Hindistan

Dünyanın özellikle belli bir kesimi su konusunda büyük bir kıtlık yaşamaktadır. Bunlardan bir tanesi Hindistan’dır. Bunun bir getirisi olarak da dünyada en çok açlık yaşanan yerlerden birisi de yine Hindistan’dır. Hindistan’da Gujaratta köylüleri, komşu bölgelerdeki tüm su havzaları, membalar ve göletler kuruduğu için tek bir kuyuya akın ederler. Bu gibi bölgelerde yaşayan binlerce insan suya ulaşabilmek için olağanüstü mesafeler katetmek zorunda kalırlar. Ya da ülkenin bir diğer ucundan temiz suyun geleceği tankerlere ulaşabilmek için saatlerce beklemelidirler.

Hindistan tarihinde de pek çok kez kuraklıklarla karşı karşıya kalmıştır. Örneğin, Hindistan’da 1942 yılında yaşanan kuraklıkta 1,5 milyon, 1900 yılında 1,2 milyon, 1965, 1966, 1967 yıllarında 500’er bin olmak üzere toplam 4,2. milyon insan ölmüştür.

Etiyopya

Susuzluktan en çok etkilenen ülkelerden bir diğeri de bir Doğu Afrika ülkesi olan Etiyopya’dır. Etiyopya kargaşanın hiç eksik olmadığı bir ülkedir. Ülkenin tropik bir kuşakta yer alması sebebiyle yüksek kesimler ılıman, alçak kesimler sıcak bir iklime sahiptir. Burası, az gelişmiş bir ülkedir. Bunun yanı sıra Etiyopya kendi iç meselelerinden ötürü devamlı savaş, açlık ve ölümlerle karşı karşıya olan bir toplum yapısına sahiptir. Buna kuraklığın etkileri de eklenince, açlık, susuzluk, fakirlik, yoksulluk insanların sürekli iç içe bulunduğu kaçınılmaz gerçeklerdir.

Etiyopya 1970’lerin hem başında hem sonunda önemli boyutlarda kuraklık ve açlık yaşamıştı. 1984 ile 1985 yılları arasında ülkede yeniden kuraklık başladı. Bunun sonucunda yaşa-nan açlık, tarihin en önemli olaylarından biri olarak kayıtlarda yerini almıştır. Yaklaşık bir milyon insan kuraklığın da eklenmesiyle açlıktan ölmüştür.

Aynı yıl, BBC haber ekibi Michael Buerk ile açlığı tanımlarken “20. yüzyılda İncil’deki tariflere benzer bir açlık” ve “Dünya üzerinde cehenneme en yakın şey” olarak ifade etti bu zor durumu. Bu rapor İngiltere’yi şok etmiş ve Etiyopya’daki bu krize dünyanın dikkatini çekmek için tüm İngiliz vatandaşları motive olmuştu. Ocak 1985 de ilk defa uçakla havadan yiyecek atıldı. Almanya, Polonya, Amerika ve Rusya da uluslararası yardım kampanyaları başlattılar.

Etiyopya hükümeti bunu düzeltebilmek için hiçbir şey yapamamıştı. İç çatışmalar yüzünden kuzeyden elde edilen mahsulün neredeyse tamamı bozulmuş, yardımlar da kuraklık ve zayıf güvenlik koşulları sebebiyle yerlerine ulaştırılamamıştı. Hatta öyle ki yardım organizasyonunda çalışan işçiler bile açlıkla karşı karşıya kalıyorlardı. 1986 yılında tüm bunlara bir de çekirge istilası eklendi.

Etiyopya’nın coğrafi yapısı incelendiğinde 70 tane nehrin ve irili ufaklı göllerinin mevcut olduğu görülür. Başkenti Addis Ababa (Yeni çiçek), adı gibi yeşillik, çiçekli bir bölge olmasına rağmen şehrin hemen dışı ve ülkenin hemen hemen her yeri dağlıktır ve kuraklık sorunlu bölgelerle çevrilidir. Tüm bunların yanı sıra aslında Nil’in bir kaynağı da yine Etiyopya’dan çıkmaktadır. (Nil iki kaynaktan beslenir, biri Sudan, diğeri.

Etiyopya). Nil en uzun mesafeyi katlettiği Mısır topraklarındaki hakimiyetini aslında Etiyopya’ya borçludur. Bu kuraklık ve açlık ülkesi, Mısır’a akan suyun yüzde 80’ine sahiptir. Bu kaynakların var olmasına rağmen, bunların hiçbirinin kullanılamıyor olmasının temel sebebi yıllardır süren yönetim, altyapı ve organizasyon sıkıntısıdır. Etiyopya’nın bu stratejik öneme sahip zenginliği, çevre ülkelerin bu ülke üzerinde yüzyıllarca süren siyasi planlar yapmasına sebep olmuştur. Kuraklığın yıkıcı etkilerini en çok gösterdiği yerler hiç şüphesiz çok sıcak ve kuru bölgelerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.