Toprak Kirliliği Nedir? Nedenleri Ve Etkileri Nelerdir?

Dünya üzerindeki bütün topraklar çok yönlü baskı altında bulunmaktadır. Bunun sonucunda verimli toprakların yerini, kıraç ve çorak araziler ile çöller almaktadır. Gerçekten, dünyadaki 99 ülkenin verimli toprakları çöle dönüşme tehlikesiyle, yerküremiz topraklarının dörtte biri de çölleşme tehditi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sayısal değerler, tehlikenin büyüklüğü hakkında bir fikir vermektedir. Böyle bir sürecin gelişiminde, hava ve su kirlenmesi, küresel iklim değişimi, hızlı nüfus artışı gibi temel ekolojik sorunlar hiç kuşkusuz önemli roller oynamaktadır.

Ancak bu faktörlerin yanında, yoğun tarım işletmeciliği uygulaması da etkili olmaktadır. Gerçekten, aşırı derecede mineral gübre kullanımı, hatalı sulama, tarımsal zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal maddeler, toprağın verimliliğini ve bunun sürekliliğini tehlikeye sokmaktadır. Bu şekilde toprağa yarar yerine zarar getiren uygulamalardan kesinlikle kaçınmak gerekir. Çünkü toprak, bütün canlıların yaşamında özel bir yeri olan, yeni-den üretilemeyen değerli bir kaynaktır. Hiçbir ekosistem öğesi, mikroskobik boyuttaki milyonlarca mikroorganizmadan, dev yapılı canlılara kadar çok çeşitli hayvansal ve bitkisel organizmaları bağrında barındıramaz, diğer ekosistemlere madde ve enerji gönderen bir kaynak olamaz. Bu nedenle toprak, her çevresel ve ekolojik değişimin ve sorunun önemli bir merkezi sistemini oluşturmaktadır.

Yukarıda işlevleri ve özellikleri açıklanan böyle bir sisteme zarar veren ve onu işlemez hale getiren zararlı ekolojik süreçlerden biri olan “Toprak Kirlenmesi “konusunu ayrıntılı olarak incelemek gerekir. Bu amaçla, bu bölümde, toprak kirlenmesinin ne olduğu, toprak kirliliğinin kaynakları, toprak kirliliğinin çevreye verdiği zararlar ile bunun ekolojik sonuçları, toprak kirliliğini önlemek için neler yapılabileceği konularında bilgi verilmiştir.

Toprak Kirlenmesinin Tanımı: Toprak kirliliği veya kirlenmesi, toprağın üstüne ve içine bırakılan veya başka yerlerden gelen zararlı atık maddelerin, toprağın niteliğini bozmasıdır. Veya başka bir tanımlama: “Toprağın verim gücünü düşürecek, optimum toprak özelliklerini bozacak her türlü teknik ve ekolojik baskılar ve olaylardır”.

Toprağı Kirleten Kaynaklar: Toprağın kirlenmesine neden olan süreçler ve kaynaklar birbirinden farklı iki grupta toplanabilir, bunlardan birincisi, toprak dışındaki ekosistemlerde meydana gelen çevre kirlenmesinden kaynaklanan kirleticilerdir. Diğeri ise, insanlar tarafından toprağın içine ve üstüne getirilen zararlı maddelerdir: Bunlar, tarımsal aktivitelerle toprağa verilen mineral gübreler, tarımsal zararlılara karşı kullanılan kimyasal mücadele ilaçları, hormonlar, tarımsal endüstri atık maddeleri, sıvı ve katı gübreler gibi maddelerdir. Her iki gruba giren maddeler inorganik ve organik bileşimde olabilir. Toprak kirletici maddeler konusunda toplu olarak bilgi verebilmek için, bunların dört grupta incelenmesi yararlı görülmüştür.

Havadaki Kirletici Maddelerin Toprağı Kirletmesi: Fabrika bacalarından, termik santrallardan ve konut bacalarından gaz, aeresol (gaz-toz veya gaz-sıvı karışımı) ve katı parçacıklar halinde çıkan zararlı maddeler, çeşitli yollarla toprağa ulaşarak toprakta birikirler, toprakta bazı kimyasal ve biyolojik reaksiyonlara girerek toprağa zarar verirler. Zarar şekilleri, toprağın verim gücü üzerinde rol oynayan fiziksel ve kimyasal toprak özelliklerini bozmak, toprak canlıların’ öldürmek şeklinde olabilir. Hava kirleticiler olarak toprağa ulaşıp, kirlilik yaratan gaz maddeler, özellikle sıvı maddelerden, sülfirik asit ve sülfüröz asit içeren yağışlardır.

Atmosferden toprağa ulaşan katı parçacıklar (tozlar), kimyasal bileşim bakımından çeşitlidir. Başlıcaları sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, aluminyum, mangan ve demir gibi mineral maddelerdir. Hava yoluyla toprağa gelen ağır metal parçacıkları (bakır, cıva, nikel, kurşun,çinko vb.), toprakta birikmekte ve toprakta, canlılar da dahil olmak üzere, çok yönlü zararlı etkilere sahip bulunmaktadır. Bunların, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini nasıl değiştirdikleri, özel konular olduğundan, burada açıklanmasına gerek görülmemiştir. Ancak, hepsi olumsuz etkileriyle toprağın doğal özelliklerini bozmakta ve verim gücünü azaltmaktadır. Bundan sonra bu hususta ayrıntılı bilgi verilecektir.

Sulardaki Toprak Kirletici Maddeler: Endüstriyel ve kentsel atık sular içindeki zararlı maddeler ile çöplerden kaynaklanan yüzey ve sızıntı satılan, çiftlik gübrelerine ait çözeltiler, sulardaki toprak kirleten başlıca kirleticilerdir. Bunlar ya doğrudan doğruya, ya da kontrolsüz sulamalarla toprağa girerek, içerdikleri zararlı maddelerle toprağın doğal özelliklerini bozmakta ve verimini azaltmaktadır.

Tarımsal Aktivitelerin Yarattığı Toprak Kirleticiler

Bu hususta toprağı kirleterek zarar veren başlıca kaynaklar şunlardır:

  • Büyük çaptaki hayvan besiciliğiyle, büyük çiftliklerde meydana gelen katı ve sıvı gübreler, diğer atık maddeler,
  • Toprağa verilen mineral maddeler, özellikle azotlu gübreler,
  • Tarımsal zararlılara karşı kullanılan kimyasal mücadele ilaçları (biyositler),
  • Tarımsal sanayi kuruluşlarında meydana gelen atık maddeler. Bunlar genellikle, et kombinaları, deri işleyen sanayi, yağ ve yem fabrikaları, şeker ve bira sanayi üretim işletmeleri, tekstil ve konserve fabrikalarıdır.

Diğer Toprak Kirletici Madde Kaynakları: Bunların başlıcaları petrol, mineral yağlar, radyoaktif maddeler, katı atık maddeler, uçucu küller ve tuzlardır. Buraya kadar sayılan kirletici kaynaklardan çıkan maddelerin toprağa verdiği zarar dereceleri ve şekilleri birbirinden farklıdır. Aşağıda bu konuda özet bilgiler verilmiştir.

Atmosferden Kaynaklanan Kirleticilerin Zarar Şekilleri ve Ekolojik Sonuçları: Atmosferden gelen katı ve gaz halindeki zararlı maddelerin toprağı kirlettiğine daha önce değinilmişti. Bu iki gruba ait kirleticilerin zarar şekilleri ve dereceleri birbirinden farklı olup, bu hususta aşağıda bilgi verilmiştir.

1) Katı Parçacıkların, Özellikle Ağır Metallerin Verdiği Zararlar Şimdiye kadar yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre, toprağa gelmiş ve birikmiş olan ağır metallerin ve bileşiklerin çevreye yapabileceği zararlar hakkında, kesin bir yargıya varmak çok güçtür. Çünkü bunların bir kısmı, bitkiler için gerekli besin maddeleridir. Bunların bitki tarafından alınan miktarları ve bitkiler için zararlı olabilecek sınır değerleri, bitki türüne göre çok değişmektedir. Ayrıca, bunların zararlı hale dönüşmelerinde, toprak asitliği, toprağın organik madde içeriği, diğer elementlerin birlikte bulunup bulunmadığı gibi çok çeşitli etmenler rol oynamaktadır. O nedenle, şimdiye kadar belirlenebilmiş ve net bilgi sahibi olduğumuz zararlı etki şekilleri konusunda bilgi verilecektir.

2) Havadan Toprağa Ulaşan Gaz Halindeki Kirleticilerin Zarar şekilleri ve Ekolojik Sonuçları Fabrikalar, özellikle termik santralların bacalarından çıkan duman içinde bol miktarda kükürtdioksit ve azotoksitleri gibi gazlar bulunmaktadır. Bunlar atmosferin yüksek katlarına çıkmakta ve buradaki hava akımlarıyla, binlerce kilometre uzaklara taşınmaktadır.

3) Havadaki Organik Maddelerin Toprağa Verdiği Zararlar Toprağı kirleten, havadaki maddelerden bir grubu da organik bileşimdeki kirleticilerdir. Yapılan araş-armalardan elde edilen sonuçlara göre, endüstri kuruluşlarından, kentlerden ve trafik araçlarından kaynaklanan çok sayıdaki organik madde, doğrudan doğruya atmosferden gaz halinde ve yağışlarla toprağa gelerek, zararlı etkilerde bulundukları bildirilmektedir (AİD, e.v. 1987). Binlerce organik maddeden, özellikle. 100-115 tanesinin varlığı, bütün dünyada belirlenmiş olup, bunların toprağa verdiği zarar bakımın-ı ağırlıkta oldukları bildirilmektedir. Bunlar, canlıların bünyesinde birikerek, belirli bir miktardan son-zararlı hale gelmektedir.

Sulardaki Toprak Kirletici Maddelerin Zarar Şekilleri: Daha önce açıklandığı gibi, sular çeşitli nedenlerle kirletilmekte ve bu sular tarım ve orman topraklarına çeşitli yollarla karıştıklarında, içlerindeki kirletici maddeler topraklara zarar vermektedir. Kirletme şekilleri, toprağa verdiği zararlar ve bunların ekolojik sonuçları aşağıda açıklanmıştır.

1) Kirli Akarsularla Tarım Topraklarının Sulanmasından Kaynaklanan Zararlar Bu konuda bazı somut örnekler verilerek konu açıklanmaya çalışılacaktır.

  • Kütahya-Emet ile Balıkesir il merkezi arasındaki 200 kilometre uzunluğunda, 70-120 km enindeki bir kuşakta bor cevheri üretimi yapılmaktadır. Burada üretilen bor cevheri yerinde yıkanarak temizlenmektedir. Yıkama sonucunda oluşan atık sular, bol miktarda bor minerali ile kirlenmekte ve bunlar drenaj yoluyla veya başka şekilde çevredeki akarsulara karışmaktadır. Böylece hem Simav Çayı hem de Ulu-abat Gölü, bor içeren kirli sular haline gelmektedir. Simav su toplama havzasındaki topraklardan, 94000 hektarı bu şekilde bor ile kirlenmiş sularla sulanmaktadır. Bunun sonucunda topraklar zehirlenmekte, ürün verimi gittikçe düşmekte ve Uluabat Gölü’nde su ürünlerinin miktar ve çeşitleri gittikçe azalmak-tadır.
  • Aynı şekilde borlu sularla, Niğde-Aksaray, Burdur, Eskişehir, Germencik, Iğdır, Yüksekova ve Hak-kari yörelerindeki bir kısım toprak yüksek düzeyde bor ile kirlenmektedir.
  • Ankara çayı kollarıyla sulanan, Ankara yöresindeki yaklaşık 80000 hektarlık sulu tarım arazisinin toprakları da, kirlilik derecesi gittikçe artan Ankara Çayı’nın kolları tarafından gitgide kirletilmektedir.

2) Minimal Düzeyde Arıtılmış Atıksularla Yapılan Sulamaların Toprağı Kirletmeleri Minimal düzeyde artılımış sularla sürekli olarak sulanan toprakların, özellikle yüzey kısımlarında, bakteri, virüs, protozoa ve bağırsak solucanları gibi, hastalık yapan elemanlar (patojenler) birikmekte, bunlar hem toprağa hem de çevrelerindeki diğer canlılara zarar vermektedir. Böylece sağlık bakımın-dan ciddi sorunların meydana gelmesine neden olmaktadır. O nedenle atık suların arıtılması, bilimsel yöntem ve teknolojilere göre çalışan atıksu arıtma tesisleriyle yapılmalıdır.

3) sular ve Zarar şekilleri Atık suların toprağa verilmesiyle hem toprakta hem de toprak içinden aşağı süzülerek bu suların karıştığı taban sularında kirlenmeler meydana gelmektedir. Taban sularından birçok bölgede içme ve kullanma suyu olarak yararlanıldığından, atık sularda bulunabilecek ve içme, kullanma sularını kirletecek olan bakteri, virüs, diğer mikroorganizmalar ile ağır metallerin, azot bileşiklerinin doğal yolla temizlenmesi için, gelişmiş ülkelerde yönetmelikler ve tüzükler hazırlanmış olup, bunlar titizlikle uygulanmaktadır. Bu yönetmelik ve tüzüklerde, atık suların (arıtılmış da olsa) toprağa verilmesini sınırlayan bazı hükümler bulunmaktadır.

4) Atıksu Çamuru İle Toprak Kirlenmesi Ailksuların arıtılması esnasında katı maddelerden oluşan “Atıksu Çamuru”oluşmaktadır. Bu katı kütle, hem organik hem de inorganik bileşimde, gübre niteliğini taşıyan, onun için de toprağa gübre olabilecek maddelere sahiptir. Ancak, aynı zamanda sağlık bakımından endişe verici patojen bakterileri, zehirli ağır metaller ve virüsleri de içerebilmektedir. Endüstrileşme yaygınlaştıkça, nüfus artış hızı yükseldikçe, atıksu çamuru miktarı da artmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.