Richard Wagner Kimdir? Hayatı, Eserleri, Besteleri

Richard Wagner  (Doğumu 1813 — Ölümü 1883)

Ataları, 17. ve 18. yüzyıllarda. Saksonya’da yaşamış olan Wagner ailesi, yeni kuşaklarına birçok müzik öğretmenliği, edebiyatçılık, din adamlığı, orgçuluk, bestecilik tiyatroculuk, eğitimcilik ve yüksek ahlak gibi yetenekleri miras bırakmıştı.

RİCHARD WAGNER, 22.5.1813 günü Almanya’nın Leipzig ilinde gözlerini Dünyaya açtı. Ne yazık ki, 6 aylık bebekken, savaş sonu askerden dönenlerin getirdiği tifüs hastalığı yüzünden babasını kaybetti. Bundan sonra, ilk günlerde, bakımını ve eğitimini fakülte bitirmiş aydın bir kişi olan amcası Adolf Wagner üzerine aldı. Annesi Rosine de 1814 de ressam, piyesler yazan iyi bir tiyatro aktörü Ludwig Greyer ile yeniden evlendi.

Küçük Wagner’in üvey babası, öteki yetim kardeşleriyle birlikte mini mini Wagner için de gerçek bir baba gibi olmuş, eğitim ve öğretimiyle candan ilgilenmiş, okul zamanı gelince O’nu “Kreuzschule’ye” bile Greyer soyadıyla yazdırmıştı. Richard, ancak 14 yaşına geldiği zaman asıl babasının adı olan Wagner soyadını tekrar kendi adına eklemiştir. Üvey babası, Dresden ilindeki krallık operasında daha verimli bir görev almış, küçük Richard’ın çocukluğu da burada, geçmiştir.

Fakat bir gün üvey babası, ağır bir şekilde hastalanmıştı. Onu görmeye gelen küçük Wagner’i eşine göstererek : “Şiire, resime, tiyatroya ve yabancı dile merakı yanında müziğe de yeteneği var mı?” diye sormuştu. Zira bu çocuk daha ilkokul sıralarında tiyatroya, şiire karşı büyük bir sevgi besliyor, kulislerde saatler geçiriyor, annesinin büyük zevk duyduğu müziği de dikkatle dinliyordu.

Küçük Wagner 1821 de, 8 yaşındayken üvey babası öldükten sonra şiirler yazmaya başlamış, yaşından umulmayacak kadar yetenek göstermişti. 11 yaşına geldiği zaman eski Grek ozanlarına benzemek istemiş Shakespeare’in “Hamiet” ve “Kral Lear-konularını karıştırıp büyük bir “Trajedi” (Acıklı sahne eseri) taslağı yazmıştı. Çok görkemli bu taslağın son sahnesinde ölen 42 kahramandan hiç birisi kalnnayınca Wagner, rol gereği, bazılarını ruhlarını sahnede konuşuyormuş gibi kullanmak zorunda kalmıştı.

1825 de Dresden de bir aile pansiyonuna verilen küçük Wagner’in çocukluğu çok canlı, yaramaz, kavgacı ve hayalci olarak geçmişti. O sıralarda Weber’in Freischütz adlı operasını bestecinin yönetiminde görmüş ve orkestra yöneticiliğine ilgi duymaya başlamıştı. Okul yaşamı 4 yıl sürdükten sonra ablası Rosalie, tiyatroyla bir anlaşma yaparak Leipzig’e giderken, 8 yaşından beri gitmediği küçük Wagner’i de birlikte götürdü. Çok parlak sesleri olan öteki ablaları Louise, Yohanna ve Clara de İtalyan parasında birinci soprano olarak çalışıyorlardı.

Bütün bu çeşitli ilişkiler, Richard Wagner Alman operasına doğru çek-meye başladı. Çok sevdiği ablası, yüksek sosyetede zengin birisiyle evlendi. Kendisi de onların arasına karışıyor ve insanları yakından tanımaya çalışıyordu. Küçük Wagner Leipzig’de Nicolai, okuluna yazılmıştır. Burada yaşantısının en önemli olayı, devrin sanatını geniş ölçüde etkilemiş olan iki büyük besteci, zamanla O’nu da müzikal yaratışa yöneltmiş ve Wagner dehasının, müzik sanatın’ tutan değerlendirilmesinde büyük rol oynamıştır. Bu sanatçılardan biri L. v. Beethoven, öteki de C. M. von Weber’dir. Onların yaratılanı, kendisini bu üstatların yaşantısı hakkında bilgi edinmeye götürmüştü, Beethoven’in ölümünü duyunca bir portresini Weber’le birleştirerek odasına asmıştı. Artık Sophokles, Shakespeare, Goethe, Mozart, Beethoven ve Weber, genç Wagner’in gerçek üstatlarıydı.

O da bunlar gibi olmak istedi, fakat armoni bilmiyordu; ders alacak parası da yoktur kirayı bile veremiyordu. Bu durumda ailesi O’nu yanlarına çekmek istedilerse de O, müzik hayranlığını bırakamıyordu. 1829 da, 16 yaşındayken bir gün Leipzig’in “Gewandhaus Konserleri”nde Beethoven’in, bir kahramanın yaşantısını canlandıran “Egmont” uvertürünü dindikten sonra müzikçi olma kararını büsbütün kesinleştirmişti. Yine o devrede Beethoven’in “Fidelio” operasını da görmüş ve çok büyük heyecan duymuştu. Bir mektubunda “Yaşamım bu anda başladı ve anlam kazandı. Erişmek istediğim amacı bu opera hazırladı ” diye yazmıştı. Bir ara ünlü Thomas Kanton müzik okuluna girmiş, müzikli oyun alanına yönelik güç ve engellerle dolu yolculuğu burada başlamıştı.

Genç Leipzig’li Wagner, bütün denemelerinde opera yazmak için seçtiği sözler, istediği müzikle kaynaşmıyor, prozodi bozuklukları oluyor, O’na ilham vermiyor ve bu yüzden zorluk çekiyordu. Bunun üzerine olumlu bir kararla operalarının sözlerini de kendisi yazmaya başladı. Burada ilk operası “Die Peen” (Periler) ini besteledi. 1834 de Magdeburg tiyatro orkestrası şefi oldu. O sıralarda zengin arkadaşı T. Apel ile Bohemya’a bir gezi düzenledi; oranın edebiyat ve müzik sorunlarını inceleyerek döndü.

Magdeburg tiyatrosunun orkestra şefi genç Wagner, tiyatronun en güzel ve yetenekli oyuncusu Minna Planer ile tanıştı. Güler yüzlü, sakin ve zarif görünüşlü bu kız, Wagner’in dehasını sezdi ve O’nu benimsemeye başladı. 1836 da opera mevsimi sona erince Wagner, Leipzig’deki ailesinin yanına gitti. Bir süre sonra Minna da oraya geldi. Wagner O’nu ailesiyle tanıştırdı ve 24.11.1836 da evlendiler.

Kısa bir süre sonra 30 yıl savaşları yüzünden 1837 de işsiz ve parasız kalan Wagner, Estonya’nın Riga başkentindeki tiyatro orkestrası şefi oldu. Bundan sonra büyük işler yapmak istiyor ve içinde büyük bir atılım duyuyordu. Bunun için Paris’e gitmeyi düşünmekteydi. iki sene sonra eşi Minna’yı da alarak 19.9.1839 da Paris’e geldiler. Bir ara bir yelkenliyle Londra’ya, oradan da Paris’e gitmek istediler. Gidiş çok zikzaklı oldu. Oraya varıncaya kadar 15 gün geçti. Bu felaketler O’nun denizcilik şarkıları yazmasına neden oldu. Kaderini denemek için Meyerbeer’in zaferler kazandığı Paris’e geldi. Burada umduğunu bulamadı. Elindeki ve avcundaki paraları da harcadı. Yoksulluk ve fena koşullar altında 3 yıl Paris’te kaldı.

1839 da Fransızların kendisine karşı olan ilgisizliklerine içerliyen Wagner, bir gece Paris operasında Weber’in “Freischütz” operası gösteriliyordu. Operayı dinledikten sonra Wagner, heyecanla ayağa kalkarak “Ey benim görkemli Alman vatanımı Seni ne kadar sever ve takdis ederim; hiç bir şeyin olmasa bile “Freischütz” ün senin toprağında doğmuş olması yeterlidir.” diye bağırmıştı.

Para kazanmak için özel dersler veriyor, başkalarının eserlerine yardım ediyor, kopyalar yapıyor, piyano partisyonları ve Fransız şiirlerine müzik yazıyordu. Bu ufak-tefek işler arasında Goethe’rbn Faust’u için bir uvertür ve “Rienzi” operasını tamamladı. Bu opera trajik bir eserdir. 14. yüzyılda Roma’da yaşamış bir halk kahramanının cumhuriyeti korumak pahasına ölümü göze alışını gösterir.

Wagner’in 2.1 1843 de bestelediği “Fliegender Hollânder” (Uçan Hollandalı) operası, şair Heine’nın yazdığı Hollanda gemicilerinin 1600 yılına ait bir deniz efsanesine dayanır. Uçan Hollandalı, sonsuza dek denizlerde yelken açmak zorunda olan Iânetlenmiş bir denizcinin öyküsüdür. O’na yalnız 7 yılda bir kıyıya demir atma izni verilmiştir. Ancak, bir kadın çıksın ve o’nu bu sonsuz yolculuktan kurtarsın. Bu eser öyle bir başarı kazandı ki, sonunda kendisine Dresden kentinin “Kapellemaister’liğini (Orkestra Şefliği’ni) verdiler. Bundan sonra gençlik ürünü olan “Tannhâuser” adlı operasını 19.10.1845 de sahneye koydu Bu opera, Anadolu’da olduğu gibi, Alman halk ozanlarının sazları ve sözleriyle karşılaşmalarını gösterir. Bu opera’da, güzellik ilâhesi Venüs’ün gizli çekiciliği, parlaklığı, ozanlar’ Venüs dağına kadar götürür günâh işleyenlerin yakarma sahneleri, korolar, doğaüstü romantik bir inanış vardır.

1848 de tiyatro yöneticilerinin bu operayı repertuvara almamaları yüzünden son derece üzülmüş ve Dresden Kültür Bakanlığına sunduğu ulusal bir Alman tiyatrosunun kurulması projesi ile yenilenme düşüncesinin istenmemesi üzerine sanatçı, hükümete baş-kaldırma eylemine katılmış ve tutuklanmamak için önce Weimar’dakı Liszt’in yanına, ve oradan de 1849 da İsviçre’ye kaçmıştır. Bu tarihten sonra Wagner’in “Reform” (Yenilenme) yazıları buradan yayınlanmıştır. Burada kendisine Zürih kent orkestrası şefliği verilmiştir ve düzenlediği konserlerle başarılar kazanmıştır.

Wagner sanatının tanınıp yayılmasında büyük rolü olan Franz Liszh’in 1850 yılındaki enerjik yardımı sayesinde “Lohangrin” ()parası Liszt’in yönetiminde ilk olarak kalan Weimar’da oynanmıştır. Eserin büyük değeri, ancak bu oyunla ortaya çıkmıştır. Bu opera, vaktiyle 1283 yıllarında Almanya’da yaşamış bir zararı Ortaçağ savaşlarını konu olarak ele almasını canlandırmaktadır. Operada kayık çeken kuğu, bir yerlerden gelen gizli geldi, şövalye gibi ilginç sahneler vardır. Olay, Kral I. Heinrich zamanına aktarılmış, Macarlar çok ve Araplarla yapılmış savaşlar gösterilmektedir.

1851 de eşi Minna ile geçimsizlikleri son aşamaya vardı ve tamamen ayrılmaya  karar verdiler; Wagner, Venedik’e, Minna da Saksonya’da ailesi yanına döndü. Wagner ise;

Çok sevdiği anavatanına iyice yerleşen Wagner, yeni sanat düşüncelerini Alman sanat politikasını, Beethoven’in iyice tanınmasını yazılarıyla belli etmişti. Doğa ve yaşam üzerindeki düşünceleri gittikçe en yüksek düzeye çıkmış, karamsarlığı artık geride kalmıştı. O “Kurtuluş yolunda insanlara ancak müzik sanatı öncülük edecektir, çünkü sanat yaratılan uygarlığın görkemli birer simgesidir” diyordu.

Wagner, 1850 den beri operalarının açık yerlerde oynanmasına bir son vermek istiyordu, Hiç bir çıkar beklenmeyecek biçimde Bayreuth’da bir “Festspielhaus” (Festivalevi) düşünüyordu. Bir °parasının önsözünde bu projeyi halka açıklıyor ve onları yardıma çağırıyordu. Almanların 1871 de kazandıkları zaferden sonra Wagner, durumu elverişli buldu ve genel bir yardım defteri açtı. 5 yıl sonunda tiyatro Beyreuth dinde yapıldı. Wagner, bu işin kimseye en ufak bir çıkar getirmesini istemiyor ve halkın olmasını istiyordu.

1874 de her şeyi tamamlanmış olan tiyatronun durumu tehlikeye düşüyordu. Araya giren yabancılar, tiyatronun Baden’de, Londra’da, şikago’da kurulması için bir çok para önerildiyse de Wagner, hepsini geri çevirdi. Yine eski sanatsever Kral Ludwig II, imdada yetişti; avans ve çeklerle tiyatronun tamamen bitirilmesi için Wagner emrine gerekli parayı verdi ve görkemli sanat tapınağı 9.8.1876 da bitirildi. İlk prova ve temsil Kral’ın önünde oynandı. Böylece 40 yıllık gayret ve sonsuz uğraşı en sonunda muzaffer oldu.

1882 ye kadar bir çok temsiller verilen Bayreuth tiyatrosunda Wagner’in son operasi “Parsifal”ın ilk temsili verildi bu kez Wagner, yılların yorgunluğunu dindirmek için kış mevsimini geçirmek üzere Venedik’e gitti. Burada her sabah kanaldaki gezintilerinden önce piyanosunun başına geçiyor, kendisinin, ya da sevdiği üstadların yaratılarını çalıyordu. 13.2,1882 sabahı yine piyanosunu çalarken bitiş akorundan sonra ayağa kalktı ve 70 yaşındayken ölümün kolları arasına düştü.

Richard Wagner, öldüğü zaman yanında sadık eşi Cosima vardı. Taparcasına sevdiği bu eşsiz dahinin cenazesini Bayreuth’a getirdi. Daha önce Wagner’in olan Wahnfried Villasının bahçesine görkemli bir törenle gömüldü. Bestecinin ölümünden sonra 47 yıl daha yaşayan son ve fedakâr eşi Cosima (1837-1930), Bayreuth Müzik Festivallerinin sürmesi için elinden gelen gayretleri göstermiş bu geleneği çocukları ve torunları da benimsemiştir. Genç oğlu Siegfried Wagner (1869-1930), babasının orkestra değneğini övgüye değer bir başarıyla 1930 yılına kadar kullanmıştır. Hâlâ Bayreuth’taki festival havası günümüze kadar, her yıl sürüp gitmektedir.

Wagner, “Müzikli Dram” türünde, yaşadığı yüzyılı bütünüyle etkisi altında bıraktı, ona kendi damgasını vurdu. Opera alanında söz, resim, dekor ve jestin birleştirilmesiyle bir sanat eseri meydana getirdi. Müzik sanatına “Leitmotiv” (Sürekli Melodi) gibi yenilikler uyguladı. Tiyotrayu bir ahlâk kuruluşu olarak gerçekleştirdi. Yaratılarıyla gelecek kuşaklara üstün ve şerefli vatan sevgisini miras bıraktı.

Müzisyen, şair, yazar, filozof Wagner, Almanya’nın, 19. yüzyılda yetiştirdiği en ateşli, atılgan ve devrimler yaratan bir bestecisidir. Üstün yeteneği, yaratma gücü, ulusal duyguları, sanatta dünyaya egemen olma isteği, metotlu çalışması, önüne çıkan bütün engelleri aşma azmi ve büyük dahası bu romantik bestecinin nitelikleridir.

Yaratıları : 20 ye ulaşan operalar, 1 Do Majör Senfoni, 9 uvertür, bir kaç odamüziği, şarkılar ve koro için müzik bestelemiştir. Bu eserler müzik sanatının unutulmaz abideleri olarak kalacaktır.

Bestelerinden Bazıları: 

  • Nibelung Yüzüğü,
  • Valküreler,
  • Tristan ve İsolde,
  • Tannhäuser,
  • Parsifal,
  • Lohengrin,
  • Bridal Chorus,
  • Uçan Hollandalı (opera),
  • Götterdämmerung,
  • Nürnberg’in Usta Şarkıcıları,
  • Liebestod,
  • Rienzi,
  • Siegfried İdyll,
  • Wesendonck Lieder,
  • Die Feen,
  • Das Rheingold: Entrance of the Gods into Valhalla,
  • Symphony in C major,
  • Tannhäuser und der Sängerkrieg auf Wartburg: Ouvertüre,
  • Die Hochzeit,
  • Lohengrin,
  • Act III,Prelude (1994 Remastered),
  • Im Treibhaus,
  • The Flying Dutchman: Overture,
  • Das Liebesmahl der Apostel,
  • Polonia,
  • Siegfried: Forest Murmurs,
  • Les deux grenadiers,
  • Prelude to Lohengrin,
  • Die Meistersinger von Nürnberg: Act III “Wach auf” (Chor),
  • Elsa’s Procession to the Cathedral,
  • Der Engel, Die Walküre: Act 3,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.