Radyoaktif Kirlilik Nedir? Etkileri Ve Zararları Nelerdir?

Bu tür kirlilik, teknoloji ile yakından ilgili olduğundan ve bazı özellikler arz ettiğinden, önce bazı tanımlamaların yapılması, sonra da esas konunun açıklanması yararlı ve uygun bulunmuştur.

Radyoaktif Kirlenme: Sürekli olarak kendiliğinden elektron yayan ve “radyoaktif’ olarak nitelenen bazı maddelerin, bütün varlıkların atomlarında denge halinde bulunan elektron-proton sistemini bozmasıdır. Başka bir tanımlama da şu şekilde yapılabilir; radyoaktif kirlenme hava, su ve toprağa radyoaktif maddelerin karışmasıdır.

Radyasyon: Çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Aşağıda en önemlileri verilmiştir.

1) Enerji veren dalgaların, belirli bir kaynaktan gönderilmesi, bunların uzayda ve diğer bir ortamda yayılması (güneş radyasyonu gibi).

2) Genel olarak radyasyon, uzayda veya diğer bir ortamda yayılan dalgalar tarafından enerji verilme-si sürecidir. Eğer bu enerji dalgasının adı belirtilmemişse, genel olarak “elektromanyetik radyasyon” anlaşılır; verilen enerjiye de “radyant enerji” denir.

3) Elektron, neutron, proton parçacıkları, yahut yüksek enerji fotonları akımı veya bunların karışımından oluşan “parçacık akımı” da “radyasyon” olarak adlandırılır.

Radyoaktif Atıklar: Özellikle nükleer enerji üretiminde meydana gelen radyoaktif ayrışma sonunda geriye kalan ürünlerdir.

Radyoaktivitelik: Belirli atom çekirdeklerinin çevresine kendiliğinden verdiği elektromanyetik dalgalarla, yani elektron akımlarıyla değişerek, başka atomların çekirdeklerine dönüşme özelliğidir.
Bekerel (Becquerel) Radyasyon şiddeti birimidir.

Radyoaktif yağış: Doğal veya yapay kaynaklı radyoaktif parçacıkları içeren yağışlardır.

Radyasyonel Soğuma (karasal radyasyon): Güneş ışınlarıyla ısın.an yeryüzü ve bütün katı cisimler, sıcaklıkların karanlıkta (örneğin geceleyin) görünmez ışınlar halinde atmosferin yukarı tabakalarına verirler. Böylece katı yeryüzü örtüsü ve onun üzerini kaplayan hava tabakaları geceleri serinler, yani gündüze kıyasla daha düşük sıcaklık derecelerine sahip olur. Bu sürece “radyasyonel soğuma”veya “karasal radyasyon” denir. Başka bir bölümde ayrıntılarıyla açıklanacağı üzere, yeryüzüne yakın hava tabakalarında karbondioksit, metan, ozon gibi gazlar (sera gazlar’) yoğun bir şekilde bulunurlarsa, karasal radyasyon engellenir ve “küresel ısınma” olayı meydana gelir.

Radyoaktif Kirlenmenin Nedenleri ve Kaynakları: Radyoaktif kirlenmenin en etkin kaynakları şunlardır: Nükleer enerji santralları, bu santrallarda meydana gelen radyoaktif atıklar, nükleer denemeler ve nükleer silah üreten tesislerdir. Yeraltında yapılan nükleer silah denemelerinin bile radyasyon kirliliğine neden olması, nükleer enerji santrallarında radyoaktif madde atıklarının %100 güvenli bir şekilde saklanmasını sağlayacak yöntemlerin henüz bulunamamış olması, bu sayılan kaynakların radyoaktif kirlilik bakımından ne derece tehlikeli boyutlara sahip oldukları hususunda somut bir fikir vermektedir.

Ayrıca radyoaktif maddelerin çok uzun süre elektron yayma sürelerine (ömürlerine) sahip bulunmaları, tehlikenin vereceği zararların derecesini artıran ayrı bir faktördür. Örneğin uranyum-238’in yarılanma süresi, yani elektron verme ömrünün yarıya inmesi 4.5 milyar yıldır. Stronsyum 90 için bu değer 90 yıldır.

Radyoaktif Kirlenmenin Verdiği Zararlar ve Ekolojik Sonuçları: Radyoaktif maddelerin yaymış olduğu elektronların toprağa, havaya, suya, bitkilere, bitkilerden besin zinciri ile insan ve hayvanlara çok kolay ve çok hızlı bir şekilde geçmesi, radyoaktif kirlenmenin en tehlikeli özelliğidir. Böylece yaşam dünyalarındaki canlı ve cansız varlıklarla çok kolay temasa geçebilmektedir. Canlıların yapısına giren fazla miktardaki elektronlar, canlı hücrelerdeki elektron dengesini bozmakta, bunun sonucunda da hücereler, normal madde değişimi işlevlerini yerine getirememektedirler.

Radyasyon tehlikesinin en korkunç yanı, ölümcül etkisinin çok uzun süre sonra ortaya çıkmasıdır. Bu süre içinde genetik bozukluklar meydana gelmekte, yaşam dünyalarında ekolojik dengeler bozulmaktadır. Bu hususta yaşanmış ve aşağıda açıklanmış bazı olaylar, radyasyon kirlenmesiyle verilebilecek zararların ekli ve derecesi konusunda tipik örnekler oluşturmaktadır.

1) ABD’de Nevada Çölü’nde yapılan ilk nükleer denemelerden kaynaklanan radyoaktif kalıntılar önce tesadüfen, sonra da yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. Bu kalıntıların, ABD’nin her köşesinde, hava, su ve yiyecek maddelerinde ortaya çıktığı bildirilmektedir. Hatta Nevada Çölü’nden alınan kumlarla oluşturulan bir platformda 90 gün süreyle film çalışmaları yapan artistlerin hepsinin kansere yakalandığı bildirilmektedir.

2) 26 Nisan 1986 tarihinde Çernobil Nükleer Santralı’nda meydana gelen nükleer sızıntı kazasından sonra birçok radyoaktif madde geniş alanlara yayılmıştır. İsveç’in Apsele bölgesinde likenlerin, Almanya’nın Miesbach bölgesinde çayır otlarının yüksek oranlarda radyoaktif bulaşıklığa sahip olduğu ve bu tehlikeli durumun 30 yıl devam edeceği bildirilmiştir. Bu likenlerle beslenen ren geyiklerinin 1 kg miktarındaki etinde 5000-6000 bekerel radyasyon saptandığı, bunun sınır değer olarak verilen 50-60 bekeri’in 100 katı olduğu iddia edilmektedir.

Aynı kazada, radyoaktif sızmadan önemli derecede etkilenen Almanya’nın Miesbach bölgesindeki çayır otların’ yiyen ineklere ait her 10 buzağıdan birinin ölü veya sakat doğduğu, sakat doğanlar içinde kafası oluşmamış veya 3 bacaklı olarak doğanlar bulunduğu bildirilmektedir. Bunun nedeni olarak bu ineklerin 1986 Mayıs-Eylül arasında radyoaktif madde içeren otlarla beslenerek günde 150 bin bekerel radyasyon almaları gösterilmektedir (Almanya ve Türkiye’de çeşitli yazılı medya bildirimleri). Bu olay karşısında Çevre Enstitüsü yetkilileri yaptıkları değerlendirmeler sonucunda, üzüntülerini şöyle dile getirmekteydiler: “Bu olay, radyasyonun sağlık üzerindeki etkilerini önemsemeyen politikacıların ve görevlerin tehlikeyi örtbas ettiklerinin kanıtıdır.” Ülkemizde de çay ile ilgili olarak politikacıların tutumuatun hiç de farklı olmadığını, o yılları yaşayanlar çok iyi anımsayacaklardır.

Radyoaktif kirlenme tehlikesi, tüm canlıların sıhhat ve sağlığı için güncel bir sorun haline gelmiştir. Ancak enerji gereksiniminin de ağır bastığı dünyamızda, nükleer enerji santralı kurulup kurulmaması konusunda yapılan tartışmalar, sonu nereye gideceği belli olmayan karşıt görüşler halinde devam edip gitmektedir.

Radyoaktif Kirlenmeye Karşı Alınabilecek Önlemler: Nükleer silahların (atom çekirdeklerinin parçalanması esasına dayanan silahlar) yok edilmemesi, nükleer enerji santrallarının birçok ülkede tercih edilmemesi, nükleer denemelerin uluslararası antlaşmalar-la yasaklanması gibi tüm önlemlere karşın, radyasyon tehlikesi bütün dünyada hâlâ söz konusudur. Reaktör güvenliği, nükleer atık maddelerin zararsız halde saklanması gibi sorunlara hâlâ çözüm aranması, bu tehlikelerin devam ettiğini göstermektedir. Birçok ülke enerji darboğaz’ ile bu tehlikeler arasında sıkışıp bir çıkış yolu aramaktadır. Çıkış yolu olarak ise aşağıdaki seçenekler söz konusu olabilmektedir,

1) Nükleer enerji santralları kurmayarak, başka enerji kaynaklarından yararlanma yolunu seçmek. Bunlar güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, hidrolojik enerji, termal enerji, vb. olabilir.

2) Daha güvenli enerji kaynaklarına geçiş devresi içinde, elde bulunan güç kapasitelerini iyileştirerek bunlardan daha çok verim almalı, tasarruf sağlanmalı, vb.

3) Nükleer enerji kullanımına ilişkin tehlikelere ait sorunların uluslararası düzeyde çözümlenebileceğine inanarak, nükleer enerjiyi benimsemek ve geliştirmek.

Alınacak önlemler arasında, sürekli olarak radyasyon kontrolü yapmak, özellikle tıp hizmetinde kullanılan radyoaktif maddelerin sağlıklı ve güvenli bir şekilde saklanıp depolanması, atıkların zararsız hale getirilmesi konusunda ciddi uygulamalar yapmak gibi hususlar sayılabilir.

26 Yorum

  1. Geçenlerde bu sorun ortaya çıktı kötüymüş ya dikkatli olmak gerekir bu arada yazınız çok güzel ve okunaklı elinize sağlık adamın

  2. Arkadaşlar bende size katılıyorum detaylı bir anlatım ve ayrıca bu radyoaktif kirliliğe çok dikkat etmek gerekir

  3. radyoaktif kirlenmeyi sadece nükleer santraller ve silahlar üzerinden düşünmeyin arkadaşlar tıpta, inşaat ve makine sektörlerinde kullanılan radyoaktif cihazlar emin olun santraller ve silahlardan daha çok dünyamıza zarar vermekte ve her nedense türkiye atom enerji kurumu tarafından düzenli bir denetleme yapmamakta

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.