Çevre Sorunları ve Çözüm Yolları Nelerdir?

Teknolojinin ilerlemesi, hızlı nüfus artışı, sağlıksız kentleşme doğal kaynakların kirlenmesine, azalmasına ve çevre kirliliğinin artmasına neden olmuştur.

Çevremizde geçici veya kalıcı kirlilikler olmaktadır. Geçici kirlilikler organik kalıntılarla olmaktadır. Leş yiyen canlılar ve saprofitlerin etkinliği ile giderilmektedir. Çevremiz için temel sorun kalıcı kirliliktir. Bu kirliliğin etkisi daha uzun zaman sürmektedir.

Çevre kirliliği şu gruplarda incelenebilir :

a) Su kirliliği

b) Hava kirliliği

c) Toprak kirliliği

d) Ses kirliliği

e) Işık kirliliği

f) Besin kirliliği

g) Radyasyon kirliliği

A) Su kirliliği

Evsel ve sanayi atıklarının arıtılmadan suya verilmesi ile ortaya çıkar. Tarımda kullanılan gübre ve ilaçların sulara karışması ve atmosferdeki kirletici unsurların suda çözünmesi de su kirliliğini artım. Suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirir. Suda yaşayan canlılar doğrudan olumsuz etkilenir.

Balıkların besin olarak tüketilmesi ile zehirli bazı maddeler ve ağır metaller insana geçer. Ayrıca kirlenmiş sularda zararlı mikroorganizma miktarı artar. Bu suların çeşitli  nedenlerle kullanılması insanda dizanteri, sarılık, tifo gibi hastalıklara neden olur.

Suda kirlenmeye neden olan faktörler sudaki canlılar ve oksijen etkisi ile zamanla temizlenmektedir. Bu temizlenme olayına otobiyolojik temizlenme denir. Otobiyolojik temizlenmenin yetersiz olması durumunda su kirliliği meydana gelir.

Evsel veya sanayi atıkları ile suya karışan azotlu ve fosforlu bileşikler bazı alg türleri için gübreleme etkisi yapar ve aşırı çoğalmalarına neden olur. Su yeşil ve bulanık bir hal alır. Su yüzeyi özellikle göllerde veya denizlerin kıyı bölgelerinde yeşil bir alg örtüsü ile kaplanır. Alt bölgelere geçen ışık miktarı azaldığından fotosentez hızı azalır.

Suda çözünmüş oksijen miktarı azalır. Hayvanların ölüm oranı artar. Dip kısımlarda çürüme artar. Bu olumsuz durumlar genel olarak ötrofikasyon olarak isimlendirilir.

B) Hava kirliliği

Hava birçok gazı içinde bulundurur. Azot %78 , oksijen %21, karbondioksit %0,03 oranında bulunur. Havadaki gazların oranını bozan her madde kirleticidir. Hava kirliliği atmosferdeki toz, duman, gaz, su buharı şeklindeki kirleticilerin canlılara zarar verecek düzeye erişmesidir. Sanayi tesislerinden arıtılmadan salınan gazlar, fosil yakıt kullanımı ile atmosfere verilen gazlar ve taşıtlardan salı-nan gazlar hava kirliliğinin başlıca nedenleridir.

Sera etkisi

Atmosferin kendisi özellikle CO2, yeryüzünden yansıyan ısıyı tutar. Yeryüzüne çarpıp uzaya yansıyan ışınlar atmosferdeki CO2 tabakası tarafından tekrar tutularak ısınmaya neden olur.
Sanayileşme ve yakıt kullanımının artması sonucu atmosferin CO2 oranı artmıştır. Bu nedenle dünyadan yansıyan ışınların tutulma oranının artması, dünyanın ortalama sıcaklığın artmasına neden olmaktadır. Bu durum sera etkisi olarak ifade edilmektedir.

Sıcaklıkların artması ile beraber iklimlerin ve bitki örtüsünün değişmesi, şiddetli kasırgalar, birçok yerin çölleşmesi, kutuplarda buzulların eriyerek karaların sular altında kalması gibi felaketlerin olması beklenmektedir. Buzulların erimesi küresel ısınmanın görülen etkilerinden biridir.

Karbon ayak izi

İnsanların yaşamı sırasında gerçekleştirdiği birçok olay ile atmosfere CO2 verilmesine neden olur. Bir İnsanın atmosfere verilmesine neden olduğu CO2 ?erin tamamına karbon ayak izi denir.
Bir birey ulaşım, ısınma, elektrik kullanımı, satın aldığı maddelerin üretiminde, solunum sonucu atmosfere CO2 salınmasına neden olur. Karbon ayak izi büyük olan çevreyi daha fazla kirletiyor demektir.

Asit yağmurları

Bu yağmurlar fosil yakıt artıklarının su döngüsüne karışması ile oluşur. Atmosferde azotlu ve kükürtlü bileşiklerin artması ve bu bileşiklerin su buharı ile tepkimeye girmesi ile asidik bileşikler oluşur. Nitrik asit, sülfürik asit bileşikleri yağışlarla yere iner. Bitkiler, hayvanlar, tarihi eserler asitli yağışlardan olumsuz etkilenir. Bu duruma karşı fabrika bacalarına filtre takılması ve araçların egzoz borularında dönüştürücüler kullanılması sağlanabilir.

Ozon tabakasının incelmesi

Ozon tabakası güneşten gelen mor ötesi (ultraviyole) ışınları süzerek yeryüzündeki sıcaklığın dengeli olmasını Sağlar. Bir örtü gibi dünyayı zararlı ışınlardan korur. Bu tabakada bulunan ozon gazı kloroflorokarbon (CFC) gazı ile tepkimeye girerek incelir. CFC deodorantlarda, klima ve buzdolaplarında kullanılır.

Ozon tabakasının incelmesi ve delinmesi ile zararlı ışınlar yeryüzüne ulaşır ve canlıları olumsuz etkiler, insanda deri kanseri ile katarakt hastalıklarının artmasına neden olur.

C) Toprak kirliliği

Karasal canlılar için yaşama alanı topraktır. Toprakta oluşan olumsuz değişmeler, üzerinde yaşayan canlıları da olumsuz etkiler. Toprak verimliliğini azaltan her faktör kirlenmeye neden olur. Toprak kirliliğinin en önemli nedeni hızlı nüfus artışıdır.

Plansız yerleşim, tarım ilaçları, gübre, sanayi artıkları, ayrışmayan maddeler (plastik, naylon) havadaki asitlerin yağmur suları ile toprağa geçmesi ve erozyonlar toprak kirliliğinin başlıca nedenleridir.

Kirlenen toprağın rengi değişik, verimliliği düşer. Toprakta ayrışamayan zehirli maddeler bitkilere geçer. Bu bitkilere beslenen hayvanların vücuduna da bu zehir geçer. Böylelikle zehirli maddelerin birikimi üreticiden tüketicilere doğru artar.

Erozyon olayı genellikle yağmurla, bazı bölgelerde rüzgarla verimli toprak tabakasının aşınması olayıdır. Ormanların ve yeşil alanların azalması erozyonun temel nedenidir. Bilinçsizce tarım alanı haline dönüştürülen eğimli arazilerde gerekli önlemlerin alınmaması da tarımsal alanların verimin) azaltır. Erozyonun devam etmesi açlık, susuzluk ve buna bağlı dış göçlerin olmasına neden olur. Bu nedenlerle erozyonu azaltma girişimleri artmıştır.

D) Ses kirliliği Ses kirliliği

İnsanın işitme sağlığını, psikolojisini ve algı-lama gücünü olumsuz etkiler. Ses kirliliğinin yoğun olduğu yerlerde insanların iş verimi düşer, sinirli, psikolojisi ve huzuru bozuk olur. Ses kirliliğinin nedenleri trafik taşıtlar, sanayileşmeden dolayı oluşan kirliliktir. Yüksek sesli müzik ve eğlence yerleri gürültü kirliliği oluşturur.

E) Işık kirliliği

Dünyada ve ülkemizde aşırı ve gereksiz gece aydınlatmaları ışık kirliliğine neden olmaktadır. insanlara doğrudan zararı olmasa da gereksiz enerji kullanımı atmosfere salı nan karbondioksit miktarının artmasına neden olmaktadır. Enerji kaybına, elektrik üretimi için daha fazla karbon salınmasına neden olmaktadır.
Ayrıca ışık kirliliğinin göç eden bazı hayvanların yön bulmasını zorlaştırdığı tespit edilmiştir.

F) Besin kirliliği

Artan insan nüfusu besinlere olan ihtiyacı artırmıştır. İnsanların kullandığı hazır besinler ve depo edilen gıdalarda zamanla fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişimler gerçekleşerek sağlığı tehdit edecek duruma gelmesine besin kirliliği denir.

Özellikle mikroorganizmaların yiyeceklerde artışı ve bunların ürettiği zararlı maddeler (toksin) gıda zehirlenmelerine neden olmaktadır. Besin kirliliğini önlemek için evde ve üretim ortamlarında hijyen kurallarına mutlaka uyulmalıdır.

G) Radyasyon (Nükleer) kirliliği

Nükleer kirlilik etkileri bakımından geniş bir özellik gösterir. Karasal ortamda su ortamında ve atmosferde nükleer kirlilik oluşabilir. Ayrıca insanların ürettiği yapay radyoaktif maddeler de havada, karada ve suda etkili olmaktadır. Bu nedenle nükleer kirliliğin, tüm dünya ekosistemi içinde incelenmesi daha doğru olur. Nükleer kirlilik çok tehlikelidir. Canlıların genlerini ve doğrudan enzim sistemlerini bozabilir. Ani ölümlere ve sakat doğumlara neden olabilir.

Ekolojik ayak izi:

Günlük yaşamda kullandığınız kaynakların, enerjinin, ham maddenin üretilmesi ve oluşturduğumuz atıkların etkisiz hale getirilmesi için gerekli olan kara ve deniz alanıdır. Kullandığımız kaynaklar dünyanın farklı bölgelerinden gelebilir. Bu nedenle kullandığımız ürünlerin bulunduğu bütün dünyadaki alanların toplamıdır.

Ekolojik ayak izi bir birey, ülke hatta bir ürün için de hesaplanabilir. Örneğin bir paket makarna tüketen bir kişi makarna üretiminde kullanılan buğdayın üretilmesi işlenmesi, taşınması, fabrikada makarna yapılması, markette satılması sürecinde bulunduğu alanların toplamı ekolojik ayak izidir.

Yapılan araştırmalara göre bir insana ortalama 1,5 hektarlık ekolojik ayak izi düşmektedir. Gelişmiş ülkelerde bir insana ise ortalama 4,5 hektarlık ekolojik ayak izi düşmektedir. Ekolojik ayak izi alanı büyüdükçe çevreye verilen zarar miktarı artmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.