Besinler Enerjiye Nasıl Dönüşür?

Her insan gün boyunca birçok farklı aktivite yapar. Yürüme, konuşma, düşünme bunların en başında gelir. Bu aktivitelerin her biri için enerji gerekir. Peki, bu enerji nasıl sağlanır? insanlar günlük aktiviteleri sırasında bazı kazalarla karşılaşabilir; bu kazalarda zarar görebilir. Örneğin yemek yaparken yanlışlıkla elini kesebilir. Kazalar sonucunda vücudumuzda oluşan yaraların iyileşmesi gerekir. Peki, bu yaraların iyileşmesi için gerekli maddeler nelerdir? Bu maddeler vücudumuza nasıl alınır?

İnsanların çevresinde gerçekleşen olayları algılayabilmesi, duyu organlarından aldığı verilere bağlıdır. Biyoloji derslerinden de anımsanacağı gibi duyu organlarıyla alınan uyartılar sinir hücreleriyle beyne iletilmelidir. Bu sırada bazı minerallere ihtiyaç duyulur. Peki, ihtiyaç duyulan bu mineraller vücudumuza nasıl alınır ve hücrelere nasıl taşınır?

İnsanlarının büyümesi, gelişmesi ya da yaralarının iyileşmesi için gerekli olan maddelerin tamamı dışarıdan alınamaz. Bu maddelerin bazılarının vücudumuzda dışarıdan alınan maddelerden sentezlenmesi gerekir. Bunun için genellikle vitaminlere ihtiyaç duyulur. Örneğin soğuk algınlığına karşı vücudun korunabilmesi için gerekli olan antikorların üretimi C vitaminleri sayesinde olmaktadır. Peki, ihtiyaç duyulan vitaminler nasıl sağlanır?

Besin maddeleri birçok farklı besin ögesi içerir. Bu besin ögeleri genel olarak 5 grupta toplanır. Bunlar; karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler ve minerallerdir.

Besin maddelerindeki ögelerin vücut tarafından kullanılabilir hale gelebilmesi için sindirilmesi gerekir. Sindirim, bilindiği gibi besin maddelerinin enzimler yardımıyla sindirim sisteminde hücrelere geçebilecek kadar küçük moleküllere parçalanmasıdır.

Sindirim sisteminde birçok organ görev alır. Bunların başında ağız, dil ve dişler gelir. Ağza alınan besin maddeleri dişlerle mekanik olarak parçalanır ve yutulabilecek duruma getirilir. Bu sırada suda çözünebilen nişasta moleküllerinin bir kısmı, aşağıdaki tepkime gereğince küçük moleküllere (maltoz, glikoz gibi) parçalanır. Bu tepkimenin gerçekleşmesini tükürük bezlerinin salgıladığı pityalin (amilaz) enzimi hızlandırır.

Çözünmeyen büyük nişasta molekülleri ince bağırsakta hidroliz tepkimesiyle küçük moleküllere parçalanır. Nişasta benzeri diğer karbonhidratlar da küçük moleküllere ayrılarak kana karışabilir. Sindirim olayı sırasında midemizde pek çok kimyasal tepkime gerçekleşir. Bunlardan biri, pepsin enzimi yardımıyla proteinlerin polipeptitlere hidrolizidir. Oluşan polipeptitler oniki-parmak bağırsağını geçerek pankreas tarafından salgılanan tripsin enzimiyle dipeptit ve amino asitlere dönüşür. Dipeptitler ise ince bağırsakta erepsin enzimi yardımıyla hidroliz olarak amino asitleri oluşturur.

Sindirim olayları sırasında gerçekleşen tepkimeler toplu olarak incelenirse besinlerin parçalanarak suda çözünebilir küçük moleküllere dönüştüğü görülür. Böylece besinler kana geçebilir. Bu sayede besin maddeleri kullanılmak üzere kan yoluyla hücrelere taşınabilmektedir.

Kana geçen besin ögelerinden metabolizmanın ihtiyaç duyduğu enerjinin üretilebilmesi için yanma tepkimesinin gerçekleşmesi gerekir. Bilindiği gibi yanma olayı, bazı maddelerin oksijenle tepkimeye girmesidir. O halde besinlerin enerjiye dönüşebilmesi için vücudumuza soluk alışverişle oksijen alınmalıdır. Önceki yıllarda solunum sisteminde görev alan organları ve görevlerini, solunum olayı sırasında havadan oksijenin alınıp havaya karbondioksit verilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.