Yıldırım Beyazıt Kimdir? Neler Yapmıştır? Hayatı, Eserleri

Yıldırım bayazit, dördüncü Osmanlı padişahıdır (1360 – 1403). I. Murat’ın oğludur. Şehzadeliğinde katıldığı savaşlarda büyük ün kazandı. Babası onu, Germiyanoğlu Süleymanşah’ın kızı Devlet Hatun ile evlendirdi. Çeyiz olarak verilen Kütahya, Tavşanlı, Emet, Simav ve Gediz, Osmanlı ülkesine katıldı. Bayezit, buraların yönetimini üzerine aldı. Karamanoğlu ile yapılan savaşta Rumeli askerine komuta etti. Çok hızlı ve kesin davranışlarıyla zaferin kazanılmasını sağladı. Bu başarısı nedeniyle, kendisine, Yıldırım takma adı verildiği söylenir.

Bayezit, Sırbistan’da Haçlı ordusuyla yapılan Birinci Kosova savaşında, Rumeli askeriyle sağ kanatta bulundu. Sol kanata, kardeşi Yakup Bey komuta ediyordu. Bayezit, Kosova meydan savaşında büyük yararlıklar gösterdi. Bir er gibi dövüştü. Zaferin kazanılmasında önemli rolü oldu (1389). Savaş sonunda I. Murat şehit edilince, devlet büyükleri tarafından hükümdar ilin edildi. Düşmanın peşine düşen Yakup Bey, geri çağrılarak boğduruldu. I. Murat’ın şehit edilmesine karşılık Sırp kralı Lazar da savaş meydanında öldürüldü.

Yakup Beyin öldürülmesi, Yıldırım Bayezit’e karşı bir güvensizlik yarattı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Karamanoğlu Alâeddin Ali Beyin kışkırtmasıyla Osmanlılara karşı düşmanca bir davranışa giriştiler. Amaçları, Osmanlıların baskısından kurtulmaktı. Bunun üzerine Yıldırım Bayezit, Önce Rumeli’yi güvenlik altına almak için Sırplılarla anlaşmayı uygun gördü. Yeni Sırp kralı İstefan, Osmanlılara her yıl vergi vermeyi, savaşlarda askerleriyle birlikte bulunmayı kabul etti. Böylece yerinde kalmayı sağlamış oldu. Yıldırım Bayezit, istefan’ın kız kardeşi Olivera ile evlendi. Sırplar, Bayezit’in bütün seferlerine katılarak yapılan anlaşmaya uymuşlardır. Yıldırım Bayezit, Üsküp ve çevresine Paşa Yiğit’i, Niğbolu’ya Firuz Beyi, Sarez’e de Evrenus Beyi gönderdikten sonra Anadolu’ya geçti.

Karamanoğlu Alaaddin Ali Bey, Beyşehir’i alarak Eskişehir’e kadar ilerlemişti. Germıyanoğlu II. Yakup Bey de kız kardeşinin çeyizi olarak Osmanlılara verilen şehirleri geri almaya uğraşıyordu.

Yıldırım Bayezit, Candaroğlu Süleyman Paşanın yardımını sağladıktan sonra 1390 yılı başlarında kendisine karşı yıkan beylikler üzerine yürüdü. Ordusuna Bizans ve Sırp kuvvetleri de katılmıştı. Bizans kuvvetlerinin başında imparatorun oğlu Manuel bulunuyordu. Yıldırım Bayezit, Manuel’e kendi kuvvetleriyle, Rumların Anadolu’da son kalesi olan Alaşehir’i aldırttı. II. Yakup Beyi tutuklayarak Rumeli’de İpsala kalesine hapsetti. Bütün Germiyan ülkesini .ele geçirdi. Daha çok deniz kuvvetleri bulunan Aydın, Menteşe ve Saruhan beyleri, bir savunma yapmadan teslim oldular. Ülkeleri, Osmanlı devletine katıldı. Yıldırım Bayezit, bundan sonra Karamanoğlu üzerine sefer yaptı. Beysehir’i geri aldı. Antalya’yı ele geçirdi. Sonra geri dönerek Konya üzerine yürüdü, Alaeddin Bey, barış istemek zorunda kaldı. Beyşedir ile Akşehir ve öteki bazı yerler Osmanlılarda kalmak ve Çarşamba suyu sınır olmak üzere antlaşma yapıldı (1391).

Eflak prensi Mirça, Niğbolu sancak beyi Firuz Beyin yaptığı akına karşılık Osmanlı ülkelerine saldırdı ve çok kötülük yaptı. Bunun üzerine Yıldırım Bayezit, Rumeli’ye geçti. Eflak’a girdi. Mirça’yı yenilgiye uğrattı ve teslim olmak zorunda bıraktı: Mirça, vergi ve asker vermeyi kabul etmesi üzerine ülkesine gönderildi. Bundan sonra Selanik alındı (1394).

Karamanoğulları üzerine yapılan sefere, Bizans imparatorunun oğlu Manuel de katılmıştı. Manuel, bu seferden Bursa’ya dönüşte babasının öldüğünü öğrendi. Yıldırım Bayezit’ten izin almadan gizlice İstanbul’a gitti. Yıldırım Bayezit, bu durumu düşmanca bir davranış olarak değerlendirdi. İstanbul’u abluka altına aldı. Şehre giriş ve çıkış önlendi. Çevredeki halk başka yerlere gönderildi. Onların yerine Türkler yerleştirildi. Manuel, ne yapacağını şaşırdı. Papadan, Macar ve Fransa krallarından acele yardım istedi. Bu abluka Niğbolu savaşına kadar sürdü.

Macar kralı Sigusmund, Balkan milletlerinin koruyuculuğunu yapıyor, Osmanlılara bağlı olan Bulgaristan üzerinde hak iddia ediyordu. Gönderdiği bir elçi ile, Yıldırım Bayezit’ten niçin Bulgaristan’ın işlerine karıştığını sormuştu, Yıldırım Bayezit de elçiyi kolundan tutarak silahlarının bulunduğu’ yere götürmüş ve ona, «Efendin krala bunları anlat; benim Bulgaristan’da olan hakkım, gördüğün bu silahlarla sağlanmıştır» karşılığını vermiştir. Elçinin dönüşünden sonra Yıldırım Bayezit, Transilvanya taraflarına akın yaptırdı. Macar kralı da buna karşılık, Osmanlılardan yüz çeviren Eflak prensi Mirça’yı yanına alarak kuvvetleriyle Bulgaristan’a girdi. Bazı başarılar da sağladı. Fakat Yıldırım Bayezit’in gönderdiği Türk kuvvetlerinin yetişmesi üzerine güç duruma düşerek geri çekildi. Canını bile zor Bayezit kurtardı. Sigismund. bu davranışıyla Avrupa’dan yardım almadan Osmanlılarla başa çıkamayacağını anladı. Ayrıca, yerli halkın Osmanlı yönetimine ısınmış olduğunu da gördü.

Macar kralının, Bulgaristan işlerine karışması ve Bulgar kralı Şişman’ın Macarlarla ilişki kurması üzerine, buraya Süleyman Çelebi komutasında kuvvet gönderildi. Üç ay süren kuşatmadan sonra, Tırnova alındı. Doğu Bulgaristan’daki Bulgar yönetimine son verildi.

Candaroğlu Süleyman Paşa. Osmanlılardan çekindiği için, Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin ile birlik oldu. Böylece Yıldırım Bayezit’in ülkesini almasını bir süre geciktirdi. Fakat, az sonra Yıldırım Bayezit Kastamonu’ya girdi. Yapılan savaşta Süleyman Paşa öldü. Candaroğlullarının Kastamonu koluna son verildi. Yalnız Kadı Burhaneddin ile yapılan Kırkdilim savaşında yenilgiye uğranıldı. Bununla birlikte Amasya Osmanlı topraklarına katıldı.

Osmanlıların Balkanlarda ilerlemeleri ve yerleşmeleri, komşu devletleri ve özellikle Macarları kuşkuya düşünüyordu. Macar kralı Sigusmund. Osmanlılara karşı başarı sağlayamayacağını daha önce anlamış olduğundan. Avrupa devletlerinden yardım istedi. Bunun üzerine, papanın da desteğiyle bir Haçlı ordusu hazırlanma,sına karar verildi. Fransa, İngiltere, İskoçya, Belçika, Felemenk, İsviçre, İtalya ve Almanya’dan gelen şövalyelerle soylular, Budin’de toplandılar. Macarların da katıldığı bu Haçlı ordusunun amacı, Türkleri Balkanlardan çıkarmak ve İstanbul’u ablukadan kurtarmaktı. Yüz bin kişiden çok olan Haçlılar, kendilerine fazla güveniyorlardı.

Yıldırım Bayezit, Kosova savaşından sonra yaptığı gibi, Niğbolu’da kazandığı başarıdan sonra da, Anadolu’da yönetimi altında olmayan yerleri ele geçirmeye başladı. Önce Karamanoğulları üzerine yürüdü. Alaaddin Bey, Niğbolu savaşı sırasında Osmanlı topraklarına saldırmış, Ankara’yı basarak Anadolu beylerbeyi olan Sarı Timurtaş Paşayı tutsak almıştı. Osmanlı kuvvetleri Karamanoğulları kuvvetlerinden çoktu. Konya ovasında yapılan savaşı Osmanlılar kazandılar. Karamanoğlu, Konya kalesine kaçtı. Kuşatılan Konya şehri on bir gün dayandıktan sonra teslim oldu. Alâeddin Bey kaçarken attan düştü ve yakalandı. Padişah eniştesi olan Alaaddin Beye niçin yönetimi altına görmediğini sorunca, «Niçin sana bağlanacağını, ben de senin gibi bir hükümdarım» karşılığını verdi. Bunun üzerine, Yıldırım Bayezit, onu öldürttü.

Konya, Larenda (Karaman), Niğde şehirleri Osmanlı ülkesine katıldı. Karamanoğulları Beyliğine de son verildi. 1398’de Samsun ve çevresi ele geçirildi. Bu bölgedeki beyler Osmanlı egemenliğini kabuk ettiler. Sivas, Kayseri, Tokat ve çevresinde güçlü bir devlet kurmuş olan Kadı Burhaneddin, Karayölük Osman Beyle yaptığı çarpışmada öldü. Sivas halkının çağrısı üzerine buraya gelen Yıldırım Bayezit, bir güçlüğe uğramadan Kadı Burhaneddin’in yönetimindeki şehirleri ele geçirdi. Bir yıl sonra Doğu Anadolu’ya bir sefer yaptı. Memlüklere bağlı olan Malatya’yı aldı. Ayrıca Kahta. Divriği, Behisni, Darende kaleleri Osmanlılara geçti. Böylece geniş ölçüde Anadolu Türk birliği sağlanmış oldu (1399).

Yıldırım Bayezit, bundan sonra, başarıdan başarıya ulaşmanın verdiği güç ve kendine olanı güvenle Timur’un karşısına çıktı. Timur, Maveraünnehir, Horasan ve İran’da büyük bir imparatorluk kurmuş, Osmanlı sınırlarına ‘kadar yaklaşmıştı. Kendisini çok büyük görüyor, Yıldırım Bayezit’i ise küçümsüyordu. Bu sırada Irak hükümdarı Ahmet Celiyir ile Karakoyunlu Türkmen beyi Kara Yusuf, Timur’un saldırısından kaçarak Osmanlı devletine sığınmışlardı. Timur, Yıldırım Bayezit’ten bu beylerin bağlanarak kendisine verilmesini istedi. Ayrıca, Hıristiyanlara karşı başarı kazandığı için onun ülkesine saldırmadığını, fakat dediğini yapmazsa savaşa hazır olmasını bildirdi. Bağımsız bir hükümdar olan Bayezit’ten böyle bir isteğin yerine getirilmesi beklenemezdi. Yıldırım Bayezit, olumsuz cevap verince, Timur hızla Anadolu’ya girdi ve Sivas’ı kuşattı. Sivas, on sekiz gün dayandı. Timur’un, kimsenin hayatına dokunmayacağına söz vermesi üzerine, kale komutanı Malkoçoğlu, şehri teslim etti.

Timur Sivas’a girince ,şehri savunan askerleri diri diri toprağa gömdürdü. Böylece kan akıtmadığı için sanki sözünde durmuş oldu. Halktan kurtuluş parası aldı; Sivas’ı yıkıp yaktı. Bundan sonra geri dönerek Suriye’ye girdi; Halep ve Şam’ı aldı. Timur’un yanına kaçan Anadolu beyleri, onu Osmanlılara karşı savaşa kışkırtıyorlardı. Timur, Yıldırım Bayezit’e gönderdiği her mektupta yeni isteklerde bulunuyordu. Yıldırım Bayezit, ordusuyla doğu sınırına geldi. Timur’a bağlı olan Erzincan ve Kemah’ı aldı. Bu davranış da. iki hükümdarın arasını daha çok açtı. Timur, Yıldırım Bayezit’ten şu isteklerde bulundu. Kemah kulesinin geri verilmesi, Sehzadelerden birinin rehine olarak kendi yanına gönderilmesi, Bayezit’in, egemenliğini tanıması,  Ahmet Celayir ile Kara Yusuf’un verilmesi veya öldürülmesi, Anadolu beylerinden alınan yerlerin, eski sahiplerine bırakılması.

Yıldırım Bayezit, bu istekleri kabul etmedi. Timur’a ağır bir karşılık verdi. Osmanlı komutanları daha ölçülü davranılmasını söyledilerse de Yıldırım Bayezit onlara «Onurumuz ve karşı koyacak kuvvetimiz vardır. Bağlı olamayız. özgür yaşamalıyız» dedi. İki taraf da savaşa hazırdı. Yıldırım Bayezit, ordusunun başında Ankara ünlerine geldi. Timur da ordusuyla Anadolu’ya girdi. Kemah’ı aldıktan sonra Sivas’a kadar ilerledi. Yıldırım Bayezit, ileri yürüyüşe geçerek dağlık bölgede savaş için hazırlığa başladı. Fakat, Timur, ordusu atlı olduğundan burada savaşmayı uygun görmedi. Kayseri’ye doğru yürüdü. Bu durumda Osmanlı ordusu da Timur’un ordusuna paralel olarak batıya doğru .yürüyüşe geçti. Timur, Ankara’ya gelerek şehri kuşattı.

Kale komutanı Yakup Bey, kahramanca bir savunma yaptı. Yıldırım Bayezit, çok kısa bir. sürede, Timur’un hiç beklemediği bir yoldan Ankara önlerine geldi. Güç durumda kalan Timur. kuşatmayı kaldırıp kale çevresinden çekildi. Yıldırım Bayezit’in burada saldırıya geçmemesi önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden oldu. İki ordu, Çubuk ovasında karşılaştı.

Ankara savaşı adıyla tarihe geçen bu çok önemli çarpışma, 28 temmuz 1402 cuma günü başladı. Timur, Osmanlı ordusunun sol kanadına saldırdıysa da bir sonuç alamadı. Fakat, Timur’un gizlice elde ettiği Kara Tatarlar, hainlik ederek arkadan ok attılar. Bu yüzden bu kanattaki Rumeli askerleri, geri çekilmek zorunda kaldılar. Osmanlıların sağ kanattaki kuvvetleri, üstünlük sağladıkları bir sırada ikinci bir hainliğe daha uğranıldı. Daha önce Anadolu beylerine bağlı olan timarlı Timur’un tarafına geçtiler. Bu kanat da güç duruma düştü ve geri çekildi.

Osmanlı ordusu bozuldu. Komu-tanlar ve şehzadeler, birliklerini alarak savaş meydanından ayrıldılar. Yıldırım Bayezit, yanında kalan az bir kuvvetle sonuna kadar savaştı. Etrafı sarılmıştı. Kurtulmak için ileri atıldığı sırada, atının yuvarlanması yüzünden tutsak düştü.

Timur, yanına getirdikleri Yıldırım Bayezit’e saygı gösterdi. Onu teselli etti. Bu duruma kendisinin neden olduğunu söyledi.. Kaçmaması için de gereğini yaptırdı. Yıldırım Bayezit’e tutsak olarak yaşamak çok ağır geldi. Timur onu beraberinde Batı Anadolu’ya götürmüştti. Bu sırada hastalandı. Timur, Yıldırım Bayezit’i Akşehir’e gönderdi. Tedavisi için en tanınmış doktorları görevlendirdi. Fakat iyi olamadı ve öldü. Onun, yüzük taşının altında sakladığı zehiri alması, hastalanmasına ve ölümüne neden olduğu yazılmıştır.

Yıldırım Bayezit, verdiği kararı yerine getiren, bu yolda önüne çıkan engelleri ortadan kaldıran güçlü bir hükümdardı. Çok cesurdu; en büyük tehlikelere atılmaktan çekinmezdi. Savaşta bir er gibi dövüşürdü. Değerli bir komutan olduğundan da kuşku yoktur. Aceleci olup, çabuk kızardı. Bilginlere ve şeyhlere karşı saygılı idi. Fakat, hükümdarlara karşı kendini büyük gören bir tutumu vardı. Adalete çok değer verirdi. Halkın şikayetlerini dinler, uğradıkları haksızlıkları hemen giderirdi.

Ülkesinde güvenliği ve adaleti tam olarak sağlamıştır. Kadıların adil olmalarına büyük önem vermiştir. Kendisinin tanıklığını kabul etmeyen Bursa kadısı Molla Fenarrye daha fazla saygı göstermiştir. Kadıların bağımsız olması gereğine inanmıştır. Fakat kadıların yolsuzluk yaptıklarını öğrenince, onların diri diri yakılmalarını istemiştir. Bu kararı güçlükle önlenebilmiştir. Yıldırım Bayezit zamanında, Osmanlı devleti çok zenginleşti. Devlet adamlarının yaşayışı da değişti. Yıldırım Bayezit, eğlenceyi ve içkiyi severdi. Bu yüzden eleştirilere de uğramıştır.

Yıldırım Bayezit savaş gelirlerinden birçok din ve hayır kurumu meydana getirmiştir. Bursa’da Ulucami, Yıldırım camisi, darüşşifa, imaret, medrese: misafirhane, hamam, Edirne’de cami ve imaret yaptırmıştır. Kütahya ve Balıkesir’de camileri vardır Bursa’da Akçağlayan suyunu şehre getirmiş, bundan halkın yararlanmasını sağlamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.