Niccolo Paganini Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Niccolo Paganini (Doğumu 1782 -Ölümü 1840)

Genellikle olağanüstü yaradılışta (Harika) çocuklar çağı olan 18. yüzyılın yarısında, atalarının nereden geldiği henüz belli olmayan müzik meraklısı Antonyo adında ticaretle uğraşan, orta Mil bir iş adamı, İtalya’nın Cenova ilinde yerleşmişti. Mağazasındaki eşyalar yanında mandolin de satıyor, müzik yeteneği olduğu için iyi mandolin çalıyordu. Oturduğu mahallede tanıştığı Teresa adında sesi çok güzel bir kızla evlendi.

Bu mutlu evlilikten 1,5 yıl sonra siyah saçlı, iri gözlü, sivri çeneli ve uzun parmaklı bir çocuk olan NİCCOLO PAGANINİ, 27 Ekim 1782 günü Cenova ilinde dünyaya geldi. Bu minicik çocuk, yavaş yavaş büyüyor ve her türlü seslere, özellikle annesinin söylediği şarkılara karşı çok duygulu davranıyordu. Yürümeye başlayan Niccolo, çoğunlukla annesi Teresa ile babasının işyerine gelip-gidiyor, mağazadaki çalgıları ve seslerini tanımaya çalışıyordu. Oraya gelen sanatçıların beğenip de dinliyor ve onlara doğru neşeyle koşuyor, sanatçıların onu kucaklayarak sevmesinden son derece memnun oluyordu.

Küçük Paganini, henüz 3 yaşındaydı ki, birgün mağazada oynarken kendi boyuna uygun bulduğu bir mandolini kunakladığı gibi eve götürmeye kalkışmıştı. Zira, elin. den alınınca hemen yaygarayı basıyordu. Artık özel malı olan bu oyuncağa uçacak gibi çok sevinen Paganini, büyük bir istekle uzun parmaklarını, babasından ve mağazaya gelen sanatçılardan gördüğü gibi basmaya çalışıyor ve çıkardığı seslerle yanındakileri şaşırtıyordu.

Baba Paganini, oğlunun hevesini ve önüne geçilmez yaradılış yeteneğini pek çabuk görmüş ve böylece küçük Niccolo, sanatın temelini oluşturan ilk müzik bilgilerini ve mandolin çalmayı babasından öğrenmişti. Küçük Paganini, o kadar müzikal bir çocuktu ki, henüz 4 yaşındayken mandolin çalan babasını ritmsiz çaldığından ötürü uyarmıştı.

Daha o zaman, çevrede bu küçük çocuğun gelecekte büyük bir heyecan uyandıracağı kanısı yayılmıştı. Söylendiğine göre, bir gece annesi Teresa, gördüğü bir rüyada karşısına bir melek çıkmış, ona oğlunun büyük bir kemancı olması için rica etmiş ve melek de buna olumlu yanıt vermiş.

Bu rüya üzerine küçük Niccolo’nun gittikçe hevesinin arttığı görülmüştü. Bunu sezen babası, çevrede tanıdığı müzik eğitimcileriyle görüşmüş ve oğlunu 6 yaşına gelince Cenova’nın en iyi keman öğretmeni Costa’nın mahir eline vermiş, mandolin ve keman dersleri almasını sağlamıştır. Bu öğretmeni, küçük kemancıya altı ay içinde 30 ders vermiş, fakat kendine özgü yay çekişinden onu vazgeçirememişti. Paganini, kendi kolayına gelen keman çaba kurallarını işte bukadar erken meydana koymuş ve bunları geniş ölçüde benimsemişti.

Küçük Paganini’nin kısa zamanda bir harika çocuk olduğu önce Cenova’ya ve sonra bütün İtalya’ya yayılmıştı. 8 yaşına geldiği zaman büyük besteci A. Rclia’dan armoni öğrenmeye başladı. Bir gün babasıyla öğretmeninin evine derse gitmiş, evin bayanı onları bir odaya almıştı. Küçük Paganini, masanın üstünde bir kemanla, üstadın yeni bestelenmiş bir koncertosunu gördü. Kemanı alıp çalmak için babasının bir işaretine bakıyordu. işaret alır almaz, ilk gördüğü bu keman koncertosunu yukardan aşağı çalmaya başladı. Besteci Rolla, birden şaşırarak “Bu çalan kim? ‘ diye sormuştu. Bunun bir çocuk olacağına bir türlü inanmamıştı. Fakat gerçek olduğunu görünce heyecanla babasına dönerek “Bu durumda ben de kendisine bir şey öğretemem, Allah aşkına gecikmeden daha yüksek düzeyde ders veren Paer’e gidin. Burada zamanınızı boşuna yitirmiş olursunuz” demişti.

Babası, oğlunu alarak İtalya’nın en ünlü bestecisi Paer’in müdür bulunduğu konservatuvara götürdü. Paer, genç Paganini’yi önce kendi öğretmeni, orkestra şefi C. Ghiretti’ den 6 ay kontrpuan dersi aldırttı ve sonra öğrencisiyle bir süre de kendisi ilgilendi. Bu arada ünlü üstat Paer, Paganini’nin ne derece ilerlediğini anlamak için O’na bir beste ödevi verdi. Yapılan bu besteyi ciddi bir şekilde inceledi ve kurallara aykırı hiçbir yanlış bulamadığı için, gülümseyerek Paganini’yi coşkuyla kutladı.

Bunun üzerine babası, oğlunu sabahtan akşama kadar kemanı elinden bırakmamaya zorluyordu. ihtiyar babasının şiddeti ve baskısı o kadar büyük olmuştu ki, Niccolo’nun çalışmasını yeterli bulmazsa kuvvetini bir kat daha arttırması için onu açlıkla korkutuyordu. Bu zorlamayla çocuğun sağlığı pek erken bozulmaya başladı. Zaten kemanına düşkün olduğundan, bukadar baskıya ne gerek vardı? Paganini, daha o zaman devrin büyük keman üstadları olan Corelli, Vivaldi, Tartini, Pugniani ve Viotti’nın en güzel yaratılarına çalışarak olgunlaşan genç kemancı, seçkin bir kişilik elde etmiş, verdiği konserlerle her yerde hayret ve hayranlık uyandırmıştı.

Buna karşılık Paganini’nin bilgi ve tekniği geliştikçe babasının aşırı derecedeki kuvvetli baskısı daha da artıyor ve ezici bir etki yapıyordu. Paganini, 1797 de 15 yaşındayken babasıyla son kez birlikte kuzey İtalya illerinde yaptığı konser turnelerinde alkış tufanına boğuluyor ve coşkun gösterilerle karşılanıyordu.

Ancak bir yıl sonra 1798> de 16 yaşındayken ihtiyar babası, Niccolo’nun abağeyisi gözetimi altında Lucca ilindeki konser gezilerine izin verdi. Artık bir delikanlı olan Paganini, babasıyla aralarındaki sıkı şiddet bağlarını söküp atmayı başardı ve bu tarihten sonra özgür yaşamak istedi. Bir müziksever tarafından kendisine armağan edilen Guarnerius kemanıyla, harika kemancı olarak kendi adına Dünyayı dolaşmaya başladı.

NiccoIo Paganini, 17 yaşına gelince ün yapmış ve konserlerinde birçok para kazanmış, babasının egemenliğinden kurtularak biraz da eğlence hayatına dalmıştı. Güzel şatolarda ve zenginlerin konaklarında seçkin sosyetenin çok sevdiği mandolin ve gitarı düşünüyor ve bu çalgılar için teknik bakımdan ilginç besteler de yazıyordu. Bu arada içkiye ve kumar oynamaya başladı.

Bir gün kemanına varıncaya kadar oynadı ve kaybetti. Şu aksiliğe bakın ki, ertesi akşam bir konserini hatırladı ve hemen kemanını kazanan bir müziksever Fransız tüccar’ olan adama koştu. Akşamki konseri için kemanı bir geceliğine izin vermesini rica etti. Tüccar kemanı verdi ve akşam konserinde de bulundu. O akşam Paganini, konserde öyle insanüstü çaldı ki, adama kemanı getirdiği zaman tüccar ona “Parmaklarınızın değdiği tellere elimi süremem. Bu büyük bir saygısızlık olur. O keman artık sizindir” dedi.

Paganini, kısa bir sürede halkın merakla beklediği bu müzik sahnesini bitirdi ve bir gece, prensesin de hazır bulunduğu konser salonunda kalabalık bir dinleyici karşısına çıktı.

Konserden sonra prenses Elise, genç harika kemancıyı içtenlikle kutladı, ona sonsuz takdirlerini bildirerek şöyle konuştu : “Mademki iki tel üzerinde bu kadar üstün beceri gösteriyorsunuz, bize bir tel üzerinde de birşeyler dinletmek istemez misiniz?” dedi. Paganini, prensese olumlu yanıt verdi ve imparatorun doğumgünü nedeniyle sol .teli için “Napolyon” başlıklı bir sonat besteledi. Bu eserini de sarayda toplanan seçkin bir kala-balık önünde büyük başarıyla çaldı.

Paganini, Prenses Elise’nin sarayından 1813 de ayrılarak Milano’ya geldi. İlk kez sahneye çıkınca çalışının büyüleyici etkileri, halk arasında kemanın sihirbazı olduğu söylentileri kuvvet kazanıyordu. Burada da 11 konser verdikten sonra Venedik’e gitti. Burada da zaferden zafere koşarak yine herkesi büyüledi. Birkaç sene içinde bütün İtalya’yı dolaştı.

1820 de tekrar Venedik’e geldi. Bir konser salonunda kendisine çok ilgi duyan tiyatro şarkıcısı güzel sesli Antonia ile evlendi. Dört yıl birlikte konser turnelerine çıktılar. Paganini, kazandığı paralarla Cremona’da yapılan en güzel kemanları satın aldı. Bunlar Amati, Guarnerius ve Stradivarius kemanlarlyda Özellikle Stradivarius kemanına “Kemanların Papa’sı” adını verdi.

Mutlu geçen evliliklerinde, 23.7.1825 günü bir oğulları dünyaya geldi. Paganin babalık gururu içinde çocuğuna Achillino (Akillino) adını verdi. Bundan sonra Paganini ailesi, bütün konser gezilerini hep birlikte sürdürdüler. Fakat karısı Antonia, konserlerde kocasına karşı aşırı sevgi ve ilgi gösteren bayanları çok kıskanıyor ve gereksiz kaprisleriyle Paganini’yi çok üzüyor ve evliliği çekilmez hale getiriyordu. Avrupa gezileri sırasında Viyana’ya geldikleri zaman geçimsizlik son aşamaya varınca eşi Antonia İtalya’ya döndü ve Paganini’den mahkeme yoluyla alman büyük bir para karşılığında ayrıldı.

Babasının yanında kalan sevimli oğlu Achillino, çok güzel, kara gözlü ve kumral saçlı bir çocuktu. Henüz iki yaşındayken babasından geçme hayret verici temiz bir işitme ve annesinden gelen güzel bir sesi vardı. Çocuk 7 yaşındayken, Avrupa gezilerinde babasının asla öğrenemediği Almanca, Fransızca ve İtalyancayı konuşuyor ve babasına tercümanlık ederek yararlı oluyordu. Paganini, artık sanatı ve çocuğu için yaşıyordu.

Paganini, Avrupa’nın bütün sanat merkezlerinde, şimdiye kadar böylesi görülmemiş şekilde başarılarla dolu konserler veriyordu. Viyana’da onu dinleyen Schubert, “Şeytan gibi gökyüzünden gelme, eminolun böyle yaman bir sanatçı dünyaya bir daha gelmez” demiştir. Berlin’de verdiği bir konserde “Bu adam ender görülen. bir varlıktır ve bizzat kemanın kendisidir” dediler. Paganini, daha sonra Varşova’ya gitti. Buradaki bir konserinde genç Chopin de bulundu ve onun kemanıyla büyülendi. Frankfurt’taki konserinde onu dinleyen Schumann, çok beğendiği kaprislerini piyanoya çevirdi.

Şimdi sıra Paris’e geldi. Dünyanın en ünlü kemancısı heyecanla bekleniyordu. Kemanıyla bütün Paris’i coşturup 160.000 frank bir kazanç sağladıktan sonra Londra’ya gitti. Burada da herkesi hayretler -içinde bırakarak 15 gecede 10.200 Sterlin kazandı. Tekrar Paris’e döndü. Konservatuvar orkestrasıyla H. Berlioz’un bir eseri yorumlandı. Orada bulunan bestecinin elini öptü. Para durumu iyi olmayan bu Fransız bestecisine yardım için, 12 yaşındaki oğlu Achillino ile 20.000 Frank gönderdi. Önce almak istemeyen Berlioz, bu para ile bir süre maddi’ sıkıntıdan kurtularak “Roıneo ve Juliette” adındaki solo korolu sahne eserini tamamladı ve Paganini’ye adadı.

Şeytanın oğlu dedikleri bu efsaneleşmiş ve sırrı henüz çözülmemiş harika kemancı Paganini’nin zaferden zafere koşan hayatı yavaş yavaş sona eriyor, gücü günden güne azalıyor, veremli olduğu için artık kendini ölüme aday sayıyordu. Daha önce 1837 de de vasiyet kâğıdını hazırlamıştı. Çok sevdiği oğlu Achillino’ya 2,5 milyon Mark ile evini ve diğer servetini, notalarının satışından çocuğunun annesine yılda 1.200 Mark verilmesini ve koruduğu iki hemşiresine de bir miktar para bağlanmasını istemişti.

Paganini, Nice’deki evinde 27 5.1840 da hayata gözlerini kaparken konser gezilerindeki sihirli ve sadık arkadaşı Stradivarius kemanına sarıldı ve öptü. Tellerin kaybolup giden hafif sesleriyle beraber baştan aşağı melodiden oluşan bir varlık son nefesini verdi.

Paganini, kemancılık tacını giymiş bir keman kralı olarak, gelmiş geçmiş kendi çağının en beğenilen üstadı olmuştur. Er besteci olmaktan çok olağanüstü yaradılışta bir kemancıydı. Kemanda yeni bir çığır açmış, keman çalma sanatın doruk noktasına ulaştırmış, kendinden sonra gelen bestecilere ve keman yorumcularına birtakım teknik bilgiler vererek örnek olmuştur.

Besteleri arasında, solo keman için 24 kapris, keman ve orkestra için 4 konçerto, gitar için sonatlar, mandolin için parçalar, sol telinde varyasyon ve fanteziler yer almış ve 200 yıldır müzik dünyasının unutamadığı en büyük keman virtüozu olarak takdir edilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.