Nasiruddin Tusi Kimdir? Hayatı, Eserleri, Buluşları

Nasîrüddin Tûsî astronomi, özellikle deneysel astronomi, matematik ve geometride isim yapmış bir ilim adamıdır.

İlme hizmeti N. Tûsî, başvezirliğine rağmen ilmi çalışmalarını sürdürmek istiyordu. Bunun için bir rasathaneye ihtiyaç duydu. Ne yazık ki Hülagü, ilmi araştırmalara inanan biri değildi. Nasîrüddin Tûsî’nin rasathane kurma konusundaki teklifleri ve onun getireceği masraflar, güvensiz ve katı kalpli hükümdarı kaygıya düşürmüştü.

Astronominin sağlayacağı fayda, böylesine muazzam para ve masraf gerektiren bir müesseseyi kurmaya değer miydi? Nasîrüddin, “Bunun faydasını bir misalle hemen gözlerinizin önüne sereceğim” dedi. Hülagü’nün müsaadesiyle, kimsenin dikkatini çekmeden sarayın damına büyük bir kazan koydurdu.

Devlet büyükleriyle hükümdarın toplantı yaptığı bir akşam vakti, damdaki kazanı aşağı yuvarlamalarını emretti. Kazan korkunç bir gürültü çıkararak aşağı yuvarlanırken devlet büyükleri kıyamet kopuyor zannedip korkuya düştüler.

Gürültü kesilir kesilmez Maliye Bakanı Nasîrüddin Tûsî söz aldı: “Görüyorsunuz,” dedi, “bu eşyanın illetinden başka bir-şey değildir. Bu gürültüyü damdan yuvarlanan boş bir kazanın çıkardığını bilseydiniz, korkmazdınız. Öyleyse kainatta olanları bilmek lazımdır.

“Bunun için her hadiseyi incelemek icap eder. Böylece bilinmeyenden doğan korkuyu yenebiliriz. İşte astronominin bize sağlayacağı faydalardan biri budur.”

Bu olaydan sonra astronomik araştırmaların lüzumuna herkes inandı ve Hulagü, Tûsî’ye gerekli parayı verdi.

İşin sür’atle neticelenmesine, artık hiçbir şey engel olamazdı. Rasathanenin kurulması ve uygun aletlerle donatılması için gereken para fazlasıyla bulunmuştu.

Tûsî, yoğun bir çalışma sonunda, nihayet 1256’da, rasathanesini tamamladı. Rasathane tek kelimeyle muhteşemdi, emsalsizdi. Zamanın en modern ve en mükemmel aletleriyle donatılmıştı. Bunlardan bir kısmı bizzat Nasîrüddin Tûsînin icadıydı. O bazı aletleri de geliştirmiş, mükemmel hale getirmişti. Beş daireden meydana gelen harika bir usturlab bulunmaktaydı ki, görevleri hayrette bırakırdı. Bunlar ekliptik, ekvator, arz dairesi, ekinoks ve meridyeni tespit etmek içindi. Ayrıca bunlar arasında bir azimut dairesi de bulunmaktaydı.

Tûsî , ayrıca Hülagu’nun kendi-sine armağan ettiği 20.000 düka altınla Bağdat, Suriye ve Mezopotamya kütüphanelerinden kitaplar getirtti, 400.000 ciltlik muazzam bir kütüphane kurdu. Dünyanın çeşitli yerlerinden tanınmış ilim adamlarını topladı. Şam, Tiflis ve Musul’dan ta İspanya’ya varıncaya kadar bir çok şehirden ünlü bilginler getirtti. Çok geçmeden de büyük bir hızla astronomik cetvellerin hazırlanmasına geçildi.

O günün dünyasının hiçbir yerinde bulunmayan en modern aletlere sahip olan rasathane gerek gözlem ve gerekse hesaplama bakımından kendisinden sonra yapılan rasathanelere örnek olacaktı. Kısa zamanda üne ulaştı. Roma’dan Avrupa içlerine kadar tesirini sürdürdü.

Nasîrüddin Tûsî, gezegenlerin tam bir şekilde rasat edilmesi için otuz seneye ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Çünkü Zühal, yani Satürn, devrini ancak bu kadar zamanda tamamlayabiliyordu. Hülagü bu zamanı uzun buldu ve “Rasatların on iki yılda bitirilmesini istiyorum” diye kesin emrini verdi.

Gerçekten de ilhani-i Cetvelleri emrolunan zaman içerisinde tamamlandı. Ziyc-i ilhan-i de denilen bu cetveller 350 sene Avrupa’da hükmünü sürdürdü. Kepler ondan büyük ölçüde faydalandı.

Nasîrüddin Tûsî uzun yıllar faaliyette kalan rasathanesinde bir çok incelemelerde bulundu, rasatlar yaptı. Gezegenler teorisini geliştirdi. Bunu Batlamyus’un tertibatıyla sentez yaptı ve geliştirdi. Buna rağmen bazı meselelerde ona tenkitler yöneltmekten de çekinmedi.

Bu çalışmalarıyla Copernicus’a da öncülük yaptı. Nasîrüddin Tûsî’nin astronominin bugünkü noktaya ulaşmasında büyük hizmetleri oldu. Copernicus, Ay’ın hareketleriyle ilgili teorisini ortaya atarken bir İslam astronomu olan İbni Şatır’ın (öl. 1379) kullandığı tertibattan faydalanmıştı.

Geometrideki hizmetleri: Will Durant, The Age of Faith (İman Çağı) adlı eserinde, Nasîrüddin Tûsî”nin trigonometriyi astronominin bir kolu olmaktan çıkardığını, onu bağımsız bir ilim haline getirdiğini ve bu hususta bir eser yazdığını söyler. Kitâbü Şekli’l-Kutta adındaki bu kitap iki asır sonra Regiomontanus’un De Triangulis adlı eserine kadar sahasında tek kitap olarak kaldı. Tûsî eserinde küresel trigonometriye de yer vermekteydi.

Diğer hizmetleri: Nasîrüddin Tûsî’nin çocuk terbiyesi üzerinde de durduğunu görüyoruz. Bu mevzuda geniş araştırma ve açıklamalarda bulunmuştur. Ondan faydalanan Avrupalı bilgin Locke konuyu daha da genişletmiştir. Demek oluyor ki Nasîrüddin Tûsî, Locke’ye de öncülük etmiştir.

Tesirleri: Nasîrüddin Tûsî, İslam ülkelerinde olduğu gibi Batıda da birçok astronomi ve matematik bilginini etkiledi. Hazırladığı Ziyc-i İlhan-i yakın zamanlara kadar gök incelemelerinde önemli bir kaynak olarak benimsendi. Uluğ Bey dünya haritasını hazırlarken ondan istifade etti.

Sedillot, Bağdat Mektebinden söz ederken, mektebin yeni devirlerle iskenderiye Mektebi arasındaki boşluğu kapayıp Avrupa’yı uyandırmakla kalmadığını, aynı zamanda ışıklarıyla Asya’yı aydırılattığını; bu bilgilerin İslam bilginleri yoluyla çeşitli devletlere geçtiğini belirtirken, Nasîrüddin Tûsî vasıtasıyla da Moğollara geçtiğini ifade eder.

Eserleri: Nasîrüddin Tûsî, bir çok eser vermiştir. Bir kısmı şunlardır: Şerh-i işarât, Tahrir-i Öklides (Öklid’in eserinin yorumu), Tahrirü’l-Macisti, Ahlâk-ı Nasiri, Tecridü’l-Akâid Tezkere-i Hayat, Evsafü’l-Eşraf.

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.