Mozart Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Acıklı Ölüm Hikayesi

2006’da dünyaca ünlü besteci Mozart’ın 250. doğum yıl dönümü dünyanın dört bir yanında kutlandı. Kutlamalar, Avusturya’nın başşehri Viyana ve Salzburg şehirlerinde yapıldı.

Meşhur bestekarın doğum yeri Salzburg’da Avusturyalı şef Nikolaus Harnoncourt’un yönetimindeki Viyana Filarmoni Orkestrası tarafından verilen konserle kutlamalar başlatıldı. Konserin ardından Salzburg sokaklarında şenlikler ve geçit törenleri yapıldı. Bu şehirde ayrıca “Viva Mozart” adlı, bir yıl açık kalacak olan bir sergi açıldı.

Viyana’da da Mozart’ın “Figaro’nun Düğünü”nü bestelediği ev olan Mozart’ın muhafaza altındaki evi de ziyarete açıldı. Mozart’ın 250. doğum yıl dönümü dolayısiyle Avustralya’da da çeşitli kutlama programları düzenlendi. Bu programlar çerçevesinde, Sidney Senfoni Orkestrası, Sidney limanında bir konser verdi. İstanbul’da Devlet Tiyatrosu “Amadeus” isimli oyunu sahneye koydu.

Japonya, Çin, Tayland ve dünyanın daha birçok ülkelerinde Mozart’ın doğum yıl dönümü için, görkemli kutlama programları sahnelendi. 250 yıl sonra tüm dünyada kıymete binen Mozart, sağlığında sefalet içerisinde ve çoluk çocuğuyla rahatça yaşayacağı “maaşlı bir iş”in hayaliyle ömür sürmüştü.

Küçük dahi: Wolfgang Amadeus Mozart, 27 Ocak 1756’da Salzburg’da doğdu. Leopold ve Anna Maria Perti’in oğluydu. Onun hayatında annesinden çok babası mühim rol oynamıştı. Mozart’ın babası Leopold da bir müzisyendi. Kemancı ve besteci idi. Salzburg Başpiskoposu’nun Yardımcı Müzik Direktörlüğünü yapmaktaydı.

Mozart’ın müziğe olan kabili-yeti çok küçük yaşta anlaşıldı. Üç yaşında piyano çalmaya ve beş yaşında beste yapmaya başlamıştı, Kulağı bir kemanda bir notanın sekizde bir kadar akord düşkünlüğünü fark edecek derecede hassastı. Çirkin seslere, gürültülere karşı müthiş allerjisi vardı ve böyle bir durumda çok öfkeleniyor ve bazen baygınlık geçiriyordu. Bu de rece hassas bir bünyesi vardı.

Mozart’ın ablası Maria Anna da (1751-1829) başarılı bir yorumcuydu. Baba Leopold, bu iki kabiliyetli çocukları sayesinde çok para kazanacağını hayal etmekteydi. Kiliseden aldığı maaşla kıt kanaat geçiniyordu. Oysa çocuklanyla birlikte bir Avrupa turnesine çıkmış olsa muazzam para kazanabilirdi. Bu hayalle çocuklarını da yanına alarak bir turneye çıktı.

İlk olarak 1762’de Münih ve Viyana’ya gittiler. Daha sonra 1763’ten 1766’ya kadar devam eden uzun müddetli turnede; Münih, Augsburg, Frankfurt, Cologne, Brüksel, Paris ve Londra’ya uğradılar. Saraylarda konserler verdiler. Paris’te Versailles Sarayı’nda 15. Louis ve Londra’da III. George tarafından kabul edildiler.Zannedilenin aksine, krallar ve asilzadeler bu genç dahiye ve ailesine karşı çok cimri davrandı.

Avrupa’nın krallar o sırada da dahi olarak tanınmaya başlayan ve sonraları şöhreti daha da artacak olan bu sanatçıya, maddeten hiç yardımcı olmadılar.

Mozart saraylarda konser veriyordu, ama cebinde para yoktu. Ailesine maddi bakımdan katkıda bulunmak için bir iş bulmanın hayalini kuruyordu. Derken 13 yaşındayken, 1769’da Salzburg Piskoposluk Sarayı Konzertmeisterliğine tayin edildi. Karın tokluğuna çalışıyordu. Daha iyi bir iş bulabilmek umuduyla 1769- ‘771 yılları arasında iki defa İtalya’ya gitti.

Karın tokluğuna çalışıyor: 1772’de Mozart’ın iş hayatındaki çilesi daha da art-maya başlamıştı. Yeni başpiskopos, Mozart’a basit bir görevli gözüyle bakıyor ve ona düşmanca davranıyordu. 1772’de üçüncü defa İtalya’ya gitti. Gayesi İtalyan saraylarında ücretli bir iş bulabilmekti. Ama umduğunu elde edemedi.

Mozart, babası hastalandığı için 1777’de annesiyle birlikte bir turneye çıktı. Münih, Augsburg ve Mannheim’in ardından 1778’de Paris’e gittiler. Mozart’ın annesi 1778 Temmuz ayında öldü.

Mozart 1779’da iki yıl için Salzburg Sarayı ve katedralinin orgcusu olmuştu. Ancak Salzburg Piskoposu, kendisine göz açtırmıyordu. Mozart 1781’de Viyana’ya yerleşmeye karar verdi. istifasını vermeye gittiğinde büyük gürültü koptu ve piskoposun sekreteri tarafından hakaretlerle koyuldu.

Evlilik hayatı: 1782’de Constanze Weber’le evlenen Mozart’ın, altı çocuğu oldu. Bunlardan dördü küçük yaşlarda hayatını kaybetti. Kadın düşkünü, içki müptelası ve ağzından küfür eksik olmadığı için kaba-saha biri diye bilinen Mozart, hayatı boyunca sefalet içerisinde yaşamıştı. Zaman zaman eline kendisini ve ailesini refah içerisinde yaşatacak para geçmişti, ama onun bir özelliği de çok müsrif oluşu ve elinde paranın durmayışıydı. Karısı da kendisi gibi müsrifti ve gösterişe düşkündü.

Çok küçük yaşlarda saraylarda konserler vermeye başlayan, normal çocukluğunu yaşayamayan ve devamlı baba baskısı altında kalan Mozart’ın çocuksu yönü, hayatının sonuna kadar hep dışa yansıyacaktı. Çok yetenekli olduğu için diğer müzisyen arkadaşları tarafından kıskanılmakta ve kendisinden nefret edilmekteydi. Mesela, o devirde saray bestecisi olan Salieri, Mozart’ı “öldüresiye” kıskanıyordu.

Bazı araştırmacılara göre Mozart, Salieri tarafından zehirlenmiştir.

Zira kendisi de iyi bir bestekar olan Salieri devamlı Mozart’ın gölgesinde kalmıştır.

Evlendikten sonra Le Nozze di Figaro (1786), Don Giovanni (1787) ve Cosi fan tutte (1790) operalarını besteleyen Mozart, iyi gelir elde etti, ama parayı elde tutmasını bilemedi, 9 yılda 11 defa ev değiştirdi.

Mozart çocukluğundan itibaren türlü hastalık geçirmiş, defalarca ölümün eşiğinden dönmüştü. Tifo, çiçek ve mafsal romatizması gibi o zamana göre ölümcül olan hastalıkları atlatmıştı.

Yirmi beş yaşına kadar rahat ve huzur yüzü görmeden o kentten bu kente dolaşan Mozart, bu esnada ucuz han odalarında barınmış; bazen yiyeceksiz kalmış, soğuk günlerde kar ve yağmur altında yaptığı seyahatlerde atlı yolcu arabalarında titreyip durmuştu. Bu zorlu yolculuklar ve sağlıklı beslenememe zayıf olan bünyesini daha da yıpratmıştı.

Parasızlık ve sefalet içinde öldü: 41 senfonisi, 27 piyano, 5 keman, 2 flüt, 4 korno, 1 klarinet konçertosu, 20 piyano sonatı bulunan, dünya sahnelerinde yıllarca baş eserler olarak sahnelenen operaların bestesine imza atan Mozart, hayatı boyunca hep para sıkıntısı içerisinde ve “iyi maaşlı bir işin” hayali peşinde yaşamıştır.

Son devrelerinde yine müthiş sıkıntı ve ızdırap çeken, mali durumu gibi sağlığı da kötüye giden ve böbrek yetmezliğinden muzdarip olan Mozart, üç hafta yüksek ateş ve derin acılar içerisinde kıvranmış ve 5 Aralık 1791’de, henüz 35 yaşında iken Viyana’da ölmüştür.

Mezar yeri belirsiz: Bugün dünyanın dört bir yanında kendisi için “anma merasimi yapılan” Mozart’ın cenaze merasimi ve gömülmesi de bir tuhaf olmuştur.

Bu koca dâhinin cenaze merasimine topu topu kendisini tanıyan altı kişi katılmıştır.

Katedraldeki cenaze duasından sonra bu kafile, şiddetli yağmur nedeniyle mezarlığa kadar tabuta eşlik edememiş ve hepsi de yan yoldan geri dönmüşlerdi.

Atlı arabanın sürücüsü tabutu tek başına mezarlığa götürmüş, oradaki görevliler Mozart’ın tabutunu, yağmur altında ve alelacele dilenciler ve kimsesizler için ayrılan bir mezara gömmüşler, bir tek yakını bile gömülmesi esnasında bulunmadığı için onlar da bu “kimsesiz” ölünün mezarına bir işaret koymamış, herhangi bir yazı yazmamışlardır. Daha sonra yapılan bütün araştırmalara rağmen Mozart’ın mezarının yeri öğrenilememiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.