Kazım Karabekir Kimdir? Neler Yapmıştır?

(Milli Mücadele Kahramanlarından ve Büyük Türk Kumandanlarından, General)

Kâzım Karabekir, 1882’de İstanbul’da doğdu. Karaman civarında Kasya köyünden Karabekir adlı köklü bir aileye mensuptur. Babası Mehmet Emin Paşa’dır. Fatih Askeri Rüştiyesi’nde, Kuleli İdadisi’nde okudu. Harp Okulu’ndan biricilikle çıktı. Harp Okulu birinci sınıfında iken kendisinden bir sınıf yukarıda bulunan Ali Fuat Cebesoy tarafından Atatürk’e tanıtıldı. Arkadaşlıkları bu tarihten başlar. Cebesoy der ki :

Mektep sıralarında kolkola girmiştik. Milli Mücadele’ye de üç genç general olarak kol kola atıldık.

Kurmay sınıfına ayrıldı. Burada da tahsilini yine birincilikle bitirdi ve Türk ordusuna kurmay yüzbaşı olarak katıldı. Kıta stajını yapmak üzere Manastır’a gönderildi. Komitecilerle müsademelerde bulunarak ilk terfisini ateş hattında kazandı. 1907’de kolağası iken Harp Okulu’na tabiye muavinliğine atandı. 1908 Meşrutiyet inkılabını müteakip Edirne Tümeni kurmaylığına getirildi. Bu görevde iken, daha önce katılıp faal rol oynadığı, İttihat ve Terakki Fırkası” Edirne merkezinde çalıştı. Selanik’te birinci kongreye İstanbul temsilcisi olarak katıldı.

13 Nisan 1909’da patlak veren ve tarihlerimizde (31 Mart Vakası), adıyla geçen irtica hareketi üzerine İstanbul’a yürüyen Hareket Ordusu’ndaki 2. Tümen’in kurmaybaşkanı idi. Bu tümen Beyoğlu ve Yıldız hareketlerini yaptı. Bundan sonra Arnavutluk isyanını bastırmaya memur edilen kolorduya harekat şubesi müdürü olarak katildi. Balkan Savaşlarında ve Edirne Muharebelerinde bulundu.

Balkan Harbi’nden sonra Alman Askeri Islah Heyeti arasında Erkânıharbiye İstihbarat Şubesi müdürlüğünü yaptı. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan veliahtı Fransuva Ferdinand ile zevcesinin bir Sırp milliyetçisi tarafından Saraybosna’da vurulduğu zaman Karabekir, Paris’te bulunuyordu. 1914 Temmuzu’nda İstanbul’a döndüğü zaman Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya dünya savaşının çok yakın olduğunu söyledi. Aynı konu üzerinde üç ay önce de paşayı uyarmıştı.

28 Temmuz 1914’te Birinci Dünya Savaşı patladı. Türkiye 11 Kasım’da Merkezi Devletler safında savaşa girdi. 29 Kasım 1914’te rütbesi yarbaylığa yükselen Karabekir, Birinci Dünya Savaşı’nın başında Iran Seferi kuvvetler kumandanı, Bağdat’ta Irak ve hayalisi kumandanı, sonra Çanakkale’de Kerevizdere’de tümen kumandanı olarak hizmet etti.

Bu sırada albay rütbesiyle ve Fonder Golç Paşa’nın kurmay başkanı sıfatıyla Bağdat’a gitti. Golç Paşa’nın vefatından sonra da sukut etmek üzere olan Kut-ül-Amare’nin önündeki 18. Kolordu Kumandanlığına atandı. Bir buçuk yıl kadar Irak Cephesi’nde çalıştı. İstanbul’da yeni bir göreve tayin olunmak üzere merkeze çağırıldı. Fakat Adana’ya geldiği zaman merkezi Lice’de bulunan 2. Kolordu kumandanlığına tayin edildiğini öğrenerek oraya gitti. Rus ordularının Bolşeviklik darbesiyle sarsılması üzerine Kafkas Cephesi’nin sağ cenahında bulunan 2. Kolordu’dan 13 Aralık 1917’de Erzincan karşısındaki 1. Kafkas Kolordusu kumandanlığına getirildi. Bu kolordu ile 26 Şubat 1818’de Erzincan ve 12 Mart 1918’de Erzurum’u kurtardı.

Ermeni ordusunun tecavüzlerine karşı başarılı savaşlarda bulundu. 25 Nisan 1918’de Kars ve Gümrü’yü işgal etti. Rütbesi generalliğe yükseltildi. Birinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerimiz-le beraber mağlup ve perişan çıkmıştık. 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandı. Karabekir, İstanbul’a çağırılarak Tekirdağ’daki 14. Kolordu kumandanlığına atandı. İstanbul’da Atatürk’e konuştu ve onunla ilişkisini sıklaştırdı. İstiklal Savaşı’na girişmek üzere 15. Kolordu kumandanı sıfatıyla tekrar doğuya git-ti. 1919 yılı Nisan ortalarında Erzurum’da görevine başladı. Milli Mücadele tarihimizde pek önemli bir belge olan ve Türk milletine kurtuluş yolunu çizen 22 Haziran 1919 Amasya kararlarına katıldı. Erzurum Kongresi’nin toplanmasında hayli emeği geçti. Atatürk’ün ve Hüseyin Rauf Bey’in tevkiflerini emreden İstanbul hükümetinin kararlarını tanımadı. Bilakis onlarla çok sıkı işbirliği yaptı. Atatürk askerlikten istifa mecburiyetinde kaldığı zaman onu yine milli ihtilalin lideri olarak tanıdı. Burada tarihi bir olaydan bahsedeceğiz.

Mustafa Kemal Paşa, pek sevdiği uğrunda nice fedakarlıklara katlandığı ve mübarek bildiği askerlikten 8 Temmuz 1919’da istifa zorunda kaldığı zaman, çok müteessir olmuş, teessürünü arkadaşlarından saklayamamıştı. Aynı günlerde Erzurum’da Rauf (Orbay) Bey’le oturmuşlar, bu istifanın orduda ve halk arasında ne gibi bir tepki yapacağı üzerinde konuşuyorlardı. 3 .Ordu Müfettişliği Kurmaybaşkanı Albay Kazım (Dinli() şifahi olarak:

Paşam, siz askerlikten istifa eylediniz. Bundan sonra benim vazifeme devamına imkan kalmadı. Müsaadenizle Kazım Karabekir Paşa’dan askeri bir vazife isteyeceğim. Evrakı kime teslim etmemi emir buyurursunuz?” diyerek yaptığı müracaat teessürünü büsbütün artırmıştı. Bu müracaattan biraz sonra yaver içeri girerek Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir Paşa’nın, kendisine ziyarete geldiği haber vermişti. Paşa odaya girdiği zaman Mustafa Kemal ve Rauf ayağa kalkmışlardı. Karabekir topuklarını bir birine vurarak hazır ol vaziyeti almış ve şöyle demişti:

“Kumandam altında bulunan zabitan ve efradın hürmet ve tazimlerini arza geldim. Siz, bundan evvel olduğu gibi bundan sonra da benim muhterem kumandanımsınız. Kolordu kumandanına mahsus araba ile bir süvari takımını getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz, Paşam.

Karabekir, ayrıca bağlılığını resmi bir tezkere ile de belirtmişti. Diyordu ki: “Hizmetleri ve fedakârlığı bütün cihanca teslim edilen, ordu ve milletin mabihiliftiharı (övünme sebebi) olan zat-ı sâmilerinin istifaya mecburiyetlerinden dolayı şahsım ve kolordum çok müteessirdir.” Yalnız mukaddes milli gayemiz için hiçbir gün geri durulmayacağı hakkında yüksek vaatlarıyle teselli bulduğumuzu arz ile vatan ve milletimiz için her türlü mesaide Tanrı’nın başarılar ihsan buyurmasını tazarru eder ve kolordunun ihtiramlarını ve tazimlerini arz eylerim,” diyerek bağlılıklarını bildirdi.

Birinci Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak girdi. Fakat kuvvetlerinin başında bulunduğu için Ankara’ya gelip oturumlara katılamadı. 9 Haziran 1920’de Doğu Cephesi kumandanlığına tayin edildi. 24 Eylül’de Türk topraklarına saldıran Taşnakçı Ermenistan ordularına karşı taarruza geçerek arka arkaya parlak zaferler kazandı. Sarıkamış ve İngilizler tarafından Ermenilere terk edilmiş olan Kars ve Gümrü’yü kurtardı. Ermenilerin istemesi üzerine 18 Kasım’da mütareke imzalandı.

Doğu savaşlarının muzaffer başkumandanı sıfatıyla 2-3 Aralık gecesi Gümrü Antlaşması’nı imzaladı. Gümrü Antlaşması milli hükümetin imzaladığı ilk muahededir. İsmet İnönü der ki: Kazım Karabekir’in zaferleri batı ve güney sınırlarımızda ve içeride türlü şekildeki saltanat hareketlerine karşı gerçekten bunalmış olduğumuz bir zamanda yetişmiştir. Orduda ve memlekette hasıl olan sevk ve sevinç bütün kurtuluş hareketimize yepyeni bir hamlenin bütün ümit ufuklarını açmıştır. Karabekir adı, istiklal savaşının büyük abidelerinden biri olarak milletin takdirinde bir şeref yeri tutacaktır.

Bir aralık ordu müfettişi olan Kazım Karabekir, 1924’te askerlikten istifa ederek, Ali Fuat (Cebesoy), Rafet (Hele), Hüseyin Rauf (Orbay), Adnan (Adıvar) beylerle beraber (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı), kurdu ve fırkanın lideri oldu. Terakkiperver Fırkası kapatıldıktan sonra politika hayatından çekilmek zorunda kaldı. 1938’den sonra (Cumhuriyet Halk Fırkası’na), girdi ve İstanbul’dan milletvekili seçildi. Sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu. 26 Ocak 1948’de öldü.

Türk bayrağına sarılı tabutunu onbinlerce Ankaralı gözyaşlarıyla takip etmişti. Bir ara bazı gençler tabuta konan bayrağın eskiliğini işaret ederek itiraz etmişler: “Bir kahramana bunumu layık görüyorsunuz?” diye bağırmışlardı. Kendisini yakından tanıyanlar: Bu bayrak merhumun Kars Kalesi’ne çektiği şanlı ve tarihi sancaktır, cevabını verince, hıçkırıklar yükselmişti. Evet, bu bayrak, Karabekir’in kurtardığı Kars’ın Kalesi’ne çekilen bayraktı. İstiklal Harbimizin belli başlı kahraman ve kumandanlarından olan General Kazım Karabekir’in tertemiz ve şerefli bir askeri mazisi vardır. Türk milletinin kadirbilir hafızasında daima minnet ve takdirle yâd edilecektir. Harp tarihine ait eserleri ve hatıraları basılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.