Joseph Haydn Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Joseph Haydn (Doğumu 1732 – Ölümü 1809)

18. yüzyıl, gerçekten müzik dahilerinin serpilip yeşerdiği bir devre olarak saptanabilir. Doğanın arka arkaya meydana getirdiği üstün yetenekli çocuklardan birinin daha ailesi, yoksul müzikçi Haydn’lar, Avusturya’nın Macaristan sınırındaki Rohrau köyünün tek katlı bir kulübesinde, kaderleriyle baş-başa yaşıyordu. Arabacılık ve köy koruculuğu yapan Baba Franz’ın tenor bir sesi vardı ve her gece yemekten sonra, küçük arpının eşliğiyle şarkı söylemesini severdi. Annesi Maria, Soprano sesiyle kocasına katılırdı.

Bu müzikçi ailenin doğan çocuklarının çoğu, daha bebek yaşlarda yaşamlarını yitirmişlerdi. Fakat Tanrı, sanki onların acısını unutturmak için büyük bir eser meydana getirdi ki, O da 31 Mart 1732 de gözlerini dünyaya açan JOSEPH HAYDN’dır. 12 erkek kardeşten ikincisi olan bu çocuk, daha küçük yaşlarda duyduğu şarkıları ve güzel melodileri doğru olarak söylemesiyle müzik yeteneğini belli etmiş ve dik-geçirmeden oğlu küçük Haydn’ı köyün müzik öğretmeni ders almasını sağladı; bu ilk öğretmeni, O’na solfej, keman zamanda çok şey öğrenmiş ve gösterdiği büyük başarı öğretmeni bile şaşırtmıştı.

Henüz 6 yaşında bulunan Haydn, iki yıl daha sıkı bir disiplin altında solfej, armoni ve beste üzerinde çalıştığı gibi, doğduğu Rohrau köyünün (birkaç kilometre kadar ilerisindeki Hainburg kilisesi ilkokuluna ve çocuk korosuna Küçük Haydn, artık büyük bir kente gelmişti. Koro arkadaşları arasında çok kıpırdak, sevimli ve yaramaz bir çocuk olarak tanınıyordu.

Çünkü küçüklüğünde görgülü ve şefkatli bir eğitim almamıştı. Koroda birçok ilâhiler ve şarkılar öğrenerek müzik bilgi ilerletti ama, koro çalışmaları sırasında önünde duran çocukların saçlarını çekerek onları kızdırmakla eğleniyor, suçüstü yakalanınca da bir güzel dayak yediği oluyordu. Bir-gün caddede yapılacak bir törende kent bandosu davulcusunun hastalanması üzerine, tören günü davulcunun yerini Haydn aldı. Boyundan büyük ve ağır davulu güçlü ve iri bir çocuğa taşıttı. Haydn da elindeki tokmaklarla yanda yürüyüp marş temposuna uyarak neşeyle davulu çalıyordu.

1740 da küçük Haydn, 8 yaşındaydı ki, güzel’ sesinin olduğu, müzik anlayışı kulaktan kulağa duyulmakta ve ünü Viyana sanat çevrelerine de yayılmaktaydı.1 Bir gün Viyana’nın Stephansdom Katedralının koro şefi G. Reutter, merak ettiği bu yetenekli çocuğu, yakından tanımak için Hainburg ilçesine kadar gitmişti/Küçük Haydn’la tanıştı; O’nu düşündüğünden de akıllı ve sevimli buldu. Bir anlaşmayla küçük sanatçıyı hemen Viyana’ya getirdi. Güzel, parlak soprano sesiyle katedralin “Koro çocuğu” oldu. Daha sonra bu kuroya çok yetenekli kardeşi Michael Haydn da katıldı.

Bu koroda gerekli çalışmalar yapılıyor, çocuklara müzik, matematik, okuyup-yazma öğretiliyordu. Fakat gittikçe onlara yeteri kadar bakılmıyor, aç ve perişan oluyorlardı. Küçük Haydn, koroda çalışırken boş zamanlarında sanat gösterilerine başladı. Yaşantısını sürdürebilmek ve günlük ekmek parasını kazanmak için müzik dersleri veriyor’ ve besteler yaparak geçimini sağlamaya çalışıyordu.

Birkaç yıl böyle geçtikten sonra artık delikanlı olan genç Haydn’ın 1749 da 17 yaşına geldiği zaman ses değişimi devresi başlamıştı. Zaten koroda bu sesle şarkı da söyleyemiyordu. Bir süre sonra,koronun yöneticisi, Reutter’le aralarında anlaşmazlık yüzünden koroyu bıraktı. Şimdi artık beş parasız, işsiz ve arkadaşsız Viyana sokaklarında kalmıştı. Derin ve geniş düşünceli Haydn, kendisini büsbütün sanata vererek bağımsız çalışmaya başladı. Çocuksu bir sevimliliği, şakacı ve neşeli bir huyu olan Haydn, halk arasında da tutuluyor ve herkes o’nu tanımaya çalışıyordu.

Genç Haydn, bir süre daha gezisi müzikçilik yapmak zorunda kaldı. Zengin ailelere dans parçaları besteleyerek satıyordu. Bir ara yeni bestelediği bir opera 1752 de Viyana’da oynandı ve oldukça iyi karşılandı. Bu sırada iyi bir rastlantı İtalyan operacısı N. Porpora ile tanıştı. Onun önerilerinden ve bilgisinden yararlanmak için ev temizliği, mutfak işlerini bile yapıyordu. Haydn, Porpora sayesinde Viyana’nın ileri gelen müzikçileriyle, bu arada ünlü Gluck’ia tanıştı.

Sonunda büyük bir şans, genç Haydn’ın önüne varlıklı bir müziksever olan J. von Fürnberg adında kibar birisini çıkardı. Bu zengin adam, Haydn’ı kemancı ve besteci olarak saray gibi büyük evine götürdü. Haydn, bu iyilik sever insan için kısa sürede bir yaylılar kuvarteti ve “Topal şeytan” adlı bir komik opera yazdı.

Burada yedi yıl çalıştı. Bütün müzik bilgilerini ve besteciliği en iyi düzeyde kavrayan Haydn, 1759 da buradan ayrıldı ve imparatoriçenin adamlarından Kont F. Maximilian’ın yanına girdi. Bu Kont yılın hemen hemen yarısını Bohemya’daki çiftliğinde geçiriyor ve orada Haydn’ın emrine küçük bir orkestra veriyordu. Haydn, bu orkestra için çeşitli oda müziği eserleri ve ilk senfonisini yazarak tecrübe kazanmıştı.

Bu arada Haydn, 26.11.1760 da 28 yaşındaydı ki, vaktiyle kendisine iyilik yapan bir berberin kızı Josepharyı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti. Fakat bu kız, manastıra girdiği için ablası Anna ile evlenmek zorunda kaldı. Haydn’dan üç yaş büyük olan bu kız, huysuz ve bencil olduğu için evlilikleri onlara mutluluk getirmedi. Anna, kocasının büyük ruhunu anlayacak ve ona bakacak bir kadın değildi. O’nu çok üzmüş olmasına karşın Haydn’m şen yaradılışını bozamamış iyi, kalpli, yardımsever Haydn, bütün ömrü boyunca Anna’ya yardım elini bile uzatmıştır.

Haydn, yanında bulunduğu Kont’un ekonomik durumu bozulunca orkestrası dağıldı. Fakat bestecilik. orkestracılık ve odamüziği alanlarında büyük beceri kazanan Haydn’ın artık üne kavuşma zamanı gelmişti. Böylece buradan da ayrılarak 1.5.1761 de 29 yaşındayken Prens Anton Esterhazy’nin sarayına orkestra yöneticisi olarak atandı.

Bugünden sonra Viyana’da prensin sarayına yerleşen Haydn’ın parlak devresi başlamış ve bu otuz yıl sürmüştü. Ünü yavaş yavaş Avusturya’nın her köşesine ve sonra bütün Avrupa’ya yayıldı. 1764 de orijinal yaratıları Viyana, Paris ve Hollanda’da yayınlandı. Müzik Dünyasında kazandığı sonsuz ün O’nu şımartmıştı. Sade ve dürüst bir insan olarak kaldı. Fakir bir aileden çıktığını her zaman anımsar, bu düzeye geldiği için, haklı olarak onur duyardı.

Daha orta yaşlarda son derece nazik ve çok şefkatli olan Haydn, orkestra üyelerine ve gençlere ”Çocuğum” diye seslenirdi. Bu sözünden ötürü ve gösterdiği içten sevgi karşısında O’nu “Baba Haydn” diye anıyorlardı. Artırdığı paralardan fakir akrabalarına yardım etmekten rahatlık duyuyordu. Düşmanı az, seveni pek çok olan ender sanatçılardan birisiydi. 1779 da Paris’e gitti ve orada altı senfoni besteledi. Sonra İngiltere’ye giderek

Oxford senfonisini besteledi. Kendisine “Fahri Doktorluk” payesi verildi. Sonra yurduna dönerken Bonn’a uğrayıp, genç Beethoven’le görüşen Hayd n , tekrar Viyana’da Prens sa-rayına girdi ve yeni senfoniler yazdı. Bu senfoniler, birtakım ilginç özel başlıklarla basıldı. Örneğin : Av, tavuk, ayı, toy, davul, askeri oyuncak, sabah, akşam, öğlen, saat, veda, sürpriz, imperyal, Oxford, Londra senfonileri, kraliçe gibi adlarla Dünyaya yayıldı.

Haydn, tekrar İngiltere’ye gitti bu kez bütün Londra halkı ve kraliyet sarayındakiler kendisini benimsedi. Handel gibi onun da İngiltere’de yerleşmesi için girişimlerde bulunulduysa da bunu istemedi. Vatanına çok bağlı olan bu ünlü besteci, 1795 yılı yazında Viyana’ya dön& Yeniden şimdiye kadar görülmemiş nitelikte eserler bestelemeye başladı. Yaşamının son yıllarında “Yaradılış” adında Dünyanın, Güneşin ve yıldızların oluşunu anlatan dev bir eser ile “Mevsimler” adlı oratoryolarını besteledi.

Böylece yaratıcı yaşamının son günlerinde Napolyon ordularının Viyana’yı top ateşiyle işgal etmesine çok üzülen Haydn, 31 Mayıs 1809, da, 77 yaşındayken Viyana’da Dünyaya veda etti. Cenaze törenine Napolyon’un emriyle bütün Fransız subayları da katılmıştır.

Heydn, Viyana Klasiklerinin başta gelen simgesidir. Senfoniye gerçek rengini vermiş, çalgıları karakter ve tınılarına göre orkestrada (kullanmayı en ileri düzeye çıkarmıştır. Bunun içindir ki, haklı olarak O’na “Senfoninin babası” adını vermişlerdir.

Özet olarak şunu söyleyebiliriz ki, Haydn son derece geniş bir yaratma kudreti göstererek çalgı müziğinin en büyük üstadı sayılmaktadır. Dehasının en parlak ürünlerini senfoni ve kuvartet alanında vermiş. eserleri arasında opera, kukla, komedi, sahne ve konser müziği, yaylı çalgılar kuvarteti, senfoni, sonat, konçerto, oratorya ve kantat türlerinden yığınla güzel yaratılar verdiği gibi, insanlık için büyük değer taşıyan ve öğrenciliğini/yapan Mozart ve Beethoven gibi ünlülere yol gösteren Haydn, Dünyada unutulmaz bir saygınlık kazanmış ve ölümsüz yerini almıştır.

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.