Igor Stravinsky Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Igor Stravinsky (Doğumu 1882 — Ölümü 1971)

Igor Stravinsky, 17 Haziran 1882 günü gözlerini dünyaya açmıştır. 1888’de, 6 yaşında ilkokula başlayan Strawinski, kısa sürede okulunda şarkılar söylüyor, bir opera artisti gibi roller yapıyor ve kendini sevdiriyordu. Durumunu yakından gören öğretmenleri ve okul müdürü de onunla ilgileniyordu. Bir gün okul müdürü, bu yetenekli öğrencisinin babasını okula davet ederek çocuk üzerinde konuşmuş, birtakım önerilerle kendisini kutlamış ve oğlunun gelecekte dünya çapında büyük bir sanatçı olacağını müjdelemişti.

1891’de henüz 9 yaşındayken piyano dersleri almaya başlayan küçük Strawinsky, müziğe olan büyük yeteneğini daha o yaşlarda belli etmiş, kafadan tasarladığı küçük parçaları piyanoda serbestçe çalarak herkesin dikkatini çekmişti. O’nu müzikte ilk etkileyen izlenimler, çocukluğunda Petersburg’daki saray operasında babasının, M. Glinka ile P.i. Çaykovski’nin eserlerinden okuduğu aryalar olmuştur. 1893’de liseye başlayan Strawinsky, eve geldiği zaman babasının kitaplığına dalıyor, çok sevdiği Çaykovski’yi kendine örnek tutarak, büyük bir müzisyen olmayı düşünüyor ve piyano öğrenimine hız veriyordu.

1900’de 20. yüzyıla girerken 18 yaşında liseyi bitiren genç Strawinski, üniversiteye yazıldı. 1903 yılında Petersburg Üniversitesinde hukuk öğrenimi yaparken yeni bestelediği eserlerinden birkaçını ilişki kurduğu ünlü Rus bestecisi Rimsky-Korsakow’a götürüp gösterdi. Besteleri inceleyen sanatçı, bu genç müzik heveslisinin kural tanımayan, yeni ritmler, yeni akorlar ve yeni bir müzik anlayışına tanık oldu. Bu bozuk ve çapraşık bestelerden hoşlanmamakla beraber Strawinsky’nin kişiliğine ve cesaretine sempati duyarak, o na bestecilik ve orkestralama dersleri vermeyi üzerine aldı ve sanatçı kalması için önerilerde bulundu. O günden sonra, öğretmen ve öğrenci olan, genç ve yaşlı iki besteci arasında uzun süren bir dostluk kurulmuş oldu.

1905 yılında üniversite öğrenimini bitiren Strawinsky, konservatuvara gitmeden Rimsky – Korsakow yanında özel öğrenci olarak 3 yıl çalıştıktan ve bu dersler dışında kendi kendini yetiştirdikten sonra yaratıcı kudretini göstermeye başlamış, orkestralama öğretmeni Rimsky-Korsakow’dan gelen parlak ve renkli bir çalgılama becerikliliği ile oluşan eserler vermiştir. Daha önce 1903 de < impresionizm (izlenimcilik)’in yurdu olan Paris’teki Fransız besteci C. Debussy’nin etkisinde kalarak yazdığı bir piyano sonatından sonra, 1906’da bir senfoni, 1908’de op. 3 «Phantastische-Scherzo», 1909’da sevgili öğretmeni Pimsky-Korsakow’un ölümü üzerine, onun anısına bir cenaze marşı ve bir de büyük orkestra için op. 4 «Feuerwerk» (Hava Fişeği) adlı eserlerini yazmıştır.

Bu sıralarda bale sanatı Rusya’da büyük ilgi görüyordu. Rus balesinin müdürü tanınmış şair ve siyaset adamı S. Diaghilew, Strawinsky’nin hemşerisiydi. Yeni buluşlarıyla az zamanda orijinal yaratılar meydana getirmeye başlayan bu yetenekli gencin büyük işler başarabileceğini, balenin Strawinsky müziğiyle daha güzel, hareketli ve coşturucu bir devreye gireceğini hesapladı ve 1909’da sanatçıyla anlaşarak Rus öykülerine ve halk havalarına dayanan «Ateş Kuşu» bale müziğini ısmarladı. Üstün başarı kazanması üzerine 1910’da eserin partisyonunu Paris’e gönderdi. Balenin orada da gösterilmesi büyük yankılara neden oldu ve bu eseriyle Strawinsky, Batı Avrupa’da bir azfer kazandı. Bundan sonra 1911’de «Petruşka» adlı ikinci balesini yazdı. Bu eser Fransa’da Ve Almanya’da yaşayan korkunç bir kuklanın acıklı yaşamını canlandırıyordu.

Bundan sonra Strawinsky, yoğun bir çalışmaya girerek, alışılmamış bil hava taşıyan öyle bir eser meydana getirdi ki, bu da üçüncü balesi «ilk-bahar Töreni» dir. ilk oynanışı 28.5.1913 gecesi Paris’te ünlü orkestra şefi P. Monteux yönetiminde Rus Balesi tarafından sahneye konulduğu zaman sanki yer yerinden oynadı. Eserin konusu olan doğada dünyanın ilk yaratılışı, hayatın fışkırması olayı, eşsiz bir orkestralama ile yorumlandı ve o kadar alışılmamış bir biçimde müzikle karşılaşıldı ki, bazı müzikseverler, bunu, zamanın en büyük sanat skandal] olarak niteledi.

Metronomsuz ritmler, atomsu patlamalar, karışık tonlar ve 154 ölçü içeri-sinde 245 kez tempo değişikliğinin yapıldığını, bunun eski sanatla hiç bir ilgisi bulunmadığını söylediler. Temsil sonunda salonda karışıklık çıktı, kavgayı önlemek için polisten yardım istedikleri bile oldu. Strawinsky, geçmişi-geleceği değil sadece içinde bulunduğu zamanı düşünerek eserler besteliyordu. O, müziğin eğlenmek ve zevk için değil düşünmek için dinlenmesini istiyordu.

Üç görkemli bale eseriyle 20. yüzyılın en değerli müzik örneklerini vermiş olan Strawinsky, 1914 yılında İsviçre’nin Zürih ilinde yaşamını sürdürürken orkestra yöneticisi olarak çalışmış ve 1917 Rus devriminden sonra anavatanına dönmemiştir. İsviçre’de tanıştığı ünlü şair Ch. F. Ramuz ve orkestra şefi E. Ansermet ile yakın dostluk ilişkisi kurması, sanatçının gelişimi açısından oldukça yararlı sonuçlar vermiştir. Strawinsky’nin Rusya’dan kopması ve uzun yıllar İsviçre’nin uluslararası atmosferinde yaşaması, sanatçının ruhunda önemli bir değişiklik meydana gelmesine yol açmış ve dünya vatandaşı olma tutku-suna kadar varmıştır.

1917 yılında İtalya’ya giderek Roma’ya yerleşen Strawinsky, özellikle orada kübik ressamlığın ünlü simgesi P. Picasso ile tanıştı ve yakın dostluk kurdu. Biri resimde, öteki müzikte aynı yolun yolculuğunu yapan iki kübist sanatçı birbiriyle çok iyi anlaştılar. Picasso, Strawinsky’nin bir portresini de yaptı. Bu portreyi görenler, daha çok onu, bir haritaya benzetiyorlar ve ilk bakışta bir şey anlamıyorlardı. Strawinsky’ye sorulduğu zaman «Bu sadece benim yüzümün haritasıdır.» diyordu. Roma’da iyi bir çevre edinen sanatçı, yeni besteler yapıyor ve piyano resitallcri veriyordu.

Strawinsky, daha önce başladığı «Düğün kantatı» ile, içinde horoz, tilki, kedi ve keçi sesleri bulunan gezici tiyatro topluluklarının müziğini andıran «Tilki» operasını bitirmiş, 1818’de bir asker kaçağının şeytanla çatışmasını anlatan «Bir Erin Öyküsü» nü, caz parçalarına benzeyen «Ragtime» i, 1819 da Rus Balesi için 18. yüzyıl İtalyan bestecisi G.B. Pergolesi’nin müziğine dayanan (Pulcinella-Müzik» balesini ve bir de senfoni yazmıştır.

Strawinski, 1920 yılında Roma’dan Fransa başkenti Paris’e gelmiş ve bura-ya yerleşmiştir.. Eserlerinden çoğunun sahneye konması, ya da yorumu ilk kez bu kentte gerçekleştirilmiş ve Fransa’nın aydın, çevreleriyle yakın ilişki kurma bakımından önemli sonuçlar vermiş, bu arada Fransız rejisörü J. Cocteau ile tanışmıştır. Böylece bir opera sanatçısının oğlu olan Strawinsky’nin gelişmesini sağlayan etkenlerden birisi de Paris’in kendisini sanata özendirmiş olmasıdır. Strawinsky burada, o zamanki sanat yaşantısının unutulmaz koruyucusu olarak tanınan Prenses Polignde’nin müzik çalışmalarına ayırdığı salonda, sık sık piyano konser ve resitalleri vermiş ve eserlerini tanıtma olanağını bulmuştur.

Artık Paris’e yerleşen Strawinsky, tekrar Rus Balesi için çalışmalara başlamış ve 1822’de, anavatanından son konu olarak ele aldığı «Mawra-oparasını tamamlamış ve bir süreden beri ilkel müzik çarpıcılığına dayanan melodi, armoni, düzensiz çok-seslilik ve orkestralama açılarından yenilik getiren düşüncelerini bırakarak «Yeni-Klâsizm» sözcüğüyle tanılan bir yola girmiş, eski bestecilerin anlayışına dayanan eserler vermeye başlamıştır. Bir ara 1925 yılında ilk olarak, kendi bestelerinden oluşan bir programla konserler vermek üzere Birleşik Amerika’ya giderek orayı tanıma olanağını bulmuş ve tekrar Paris’e dönmüştür.

Bundan sonra Strawinsky’rin eserleri, dünyanın her yerinde çalınıyor ve genç kuşaklar, o’nu taparcasına seviyordu. 1934 yılında Fransız uyruğuna girerek, daha çok piyanist ve orkestra şefliğinde geçen yaşantısını 1936’da «Öz Yaşantımdan Günlük Yankılar- adı altında yazdığı bir kitapta yayımladı. 2. Dünya Savaşının başlarında, öğretim görevlisi olarak Amerika’ya gitmiş, Howard Üniversitesinde müzik tarihi ve estetiğiyle ilgili «Müziğin Ozanca Anlatım Gücü» adını taşıyan dersler vermiş ve sanat çevrelerinde geniş ilgi uyandırmıştır. 1939 yılında ilk eşini kaybetmesi ve bir süre sonra da Paris’in Alman işgali altında bulunmasından ötürü Fransa’ya dönmek istemeyen sanatçı, büsbütün Amerika’-da kalarak artistler kenti Holliwood’a yerleşmiştir.

Strawinsky, ilk eşini yitirdikten sonra 1940 yılında Amerika’da bulunan Rus Balesi Topluluğunun dansözlerinden Vera Soudeikina ile evlendi ve Amerika için ünlü «Orpheus» balesini besteledi. Amerika’yı çok seven sanatçı, burada mutlu günler geçirdi. Amerikalılar da o’nun müziğini çok sevdiler; o’na geniş çalışma ve konserler verme olanağını sağladılar. Burada ünlü orkestra şeflerinden S. Koussevitsky, L. Btokowsky’yi ve Walt Disney gibi karikatür ustasıyla tanıştı. Walt Disney, «Fantasia» adındaki filmini meydana getirirken dünyanın yaratılış bölümünde Strawinsky’nin ilkbahar Töreni» bale müziğinden yararlandı.

1962 yılında Strawinsky’nin New Yorkta 88. doğumgünü kutlandı. Bu nedenle Amerika’nın bellibaşlı sanat merkezlerinde, eserlerinden oluşan konserler düzenlendi. Bu arada Başkan Kennedy, sanatçıyı Beyazsaray’a davet etti ve kendisine bir altın madalya verildi. Ayrıca birçok müzik kurumlarından besteciye kıymetli armağanlar da verildi. Bundan sonra 1966 yazında New York Filarmoni Derneği tarafından büyük bir Strawinsky müzik şenliği düzenlendi.

Birleşik Amerika uyruklu olarak New York’a yerleşen, Amerikan Sanat ve Edebiyat Enstitüsü ile Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi Üyesi ve çağdaş müziğin en büyük bestecisi olan Igor Strawinsky, 6.4.1971 günü, 89 yaşındayken New York’ta gözlerini dünyaya kapadı. Ölmeden önce yaptığı vasiyetine uyularak cenazesi, 9 gün sonra 15.4.1971’de uçakla İtalya’ya getirildi. Venedik’te büyük bir cenaze töreniyle ve ‹<Messe» adlı eseri de seslendirilerek, o’nu dünyaya ilk tanıtan Serge Diaghilew’in (1872 – 1929) mezarının yanına gömüldü.

Strawinsky’nin sanat yaşantısını 3 döneme ayırarak şöyle özetleyebiliriz

1) Ulusal Rus folklor-Lindan beslenen geleneksel karaktere bağlı kalarak işe başlamış, 1. Dünya Savaşının sonlarına kadar sürmüş, bazı eserlerine, Rus folkloruyla ilgisi olmayan marş, vals, tango gibi yabancı elemanlar katmış ve dün-ya çapında bir üne ulaşma yolunda olduğunu kanıtlamıştır. Bu dönemde var olan kuralların dışına çıkarak, birçok tepkiler karşısında kişiliğini bozmamış, müzik sanatına yeni bir dil getirerek bir devrim yaratmak istemiş ve öylece halkın karşısına çıkmıştır.

2) Bu dönem «Yeni-Klasizm» olarak yorumlanan, 1920 den 1950’ye kadar 30 yıl süren uzun bir zamanda Strawinsky, hiç bir kural tanımaz gibi görünürken -Neo-Klassizmus» (Yeni-Klasizm) adında yeni bir düzen doğmaya başlamıştır. igor Strawinsky, bu düzende J.S. Bach, Polıfoni, Barok, Viyana Klasikleri ve Romantikler arasında köprüler kurmak suretiyle, geçmişteki büyük üstatlardan örnekler alarak müzik sanatına yeni bir şeyler getirmeye çalışmış, önce Pergolesi’nin, sonra Bach’ın etkisi altında kalmış klasik formlara, ya da Çaykovskinin dolgun tınlayışlarına yaklaşmıştır.

3) «Atonal» ya da «Oniki-Ton-Tekniği» dönemi : 1952 yılından yaşamı sonuna kadar sürüp gitmiş olan bu 19 yıllık dönemde Strawinsky, kendini tamamen «Atonal-Dizi» sistemlerine vermiş ve bu döneme, daha önce belirtilen -Soprano, Tenor, Kadın-Korosu ve Küçük-Orkestra» için bestelediği bir Cantat ile başlamıştır. Bundan sonra «20. Yüzyıl Sanatında Yenilenme» konularında birçok eserler vermiş, son yıllarında Messe, Canticum secrum gibi dinsel eserler bestelemiştir.

Bir bütün oluşturan kısa devreli eserleriyle, bir yere kadar gruplar halinde birbirini izleyen ve oradan oraya atlar gibi görünen Strawinsky, gerçekte içlen gelen bir zorunlulukla kendi yönüne yönelmiştir. ilk atılımlarından yaratıcılığının doruğuna kadar bütün eserlerinde teknik ve armoni bakımlarından daima kendine özgü bir sanat biçimi belirlemiştir. Bazı devrelerinde kural tanımayan ana düşünceleri yüzünden tutucu bir devrimci gibi sayılan sanatçı, yeni sanat düşüncelerinin ve yasalarının yaratıcısı ve ölmez bir simgesidir.

Eserleri : Piyano sonatları, senfoniler, odamüziği ve orkestra eserleri, baleler, operalar, 4 el için piyano parçaları, caz müziği, oratorio, messe ve piyano etütleri, Elisabeth devri kantatı, piyano ve orkestra için kaprisler, piyano konçertosu, yalnız piyano için 2 konçerto, org eserleri, koro müziği, 4 Norveç havası, üfleme-vurma-maden? çalgılar için parçalar, keman ve nefesli çalgılar için konçerto, oda orkestrası için konçerto, nefesli çalgılar için konçerto, Anthem, motette’ler, Rus ve bülbül şarkıları, kanonlar, suit’ler, ninni, klarnet ve orkestra için konçerto, J. Kennedy için anı, 2 İtalyan suite, Japon şarkıları, minyatürfer, pastorale, Rus dansları, orkestra için 4 etüt, tango gibi daha birçok yaratılar meydana getiren Igor Strawinsky, dünyamızın ünlü bestecileri arasında yerini almış bulunmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.