Hector Berlioz Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Hector Berlioz (Doğumu 1803 — Ölümü 1869)

Müzikte Romantik Çağın başladığı 19. yüzyılda yetişen sanatçılar, durmadan araştırmalar yaparak yeni buluşlarla dünya müzik tarihinde yerlerini aldılar. Bu yeni sanat atılımlarının ilkelerine göre, müziği insanlığa yaymak, ona mal etmek, bir eğlence aracı olmadığım kanıtlamak, sıkı kurallardan kurtulmak, insanın kendi yaşantısını, kahramanlık, öz ve taşkın duygularını belli ederek, doğa sevgisiyle dolu şiirsel konulu “Program Musik” (Programlı-Müzik) yaratmaktı. Nitekim romantik müzik sanatçıları, sanatı artık bir gönül eğlencesinden kurtardı. İnsan duygusunu dışa vurarak anlatmak istedi. Dramatik müziği ön plana alarak tam ve programlı müzik türünü meydana getirdi. Rönesans döneminde başlayan gelişmeyi tamamlayarak müziği insan duygularının derinliklerine götürmeyi başardı. Artık sanatta kişisel özgürlükler başladı ve sanatçı, kendi kendini tanıma olanağını da buldu.

1780 yıllarına doğru varlıklı Berlioz ailesi, Fransa’nın güneyinde bulunan Grenoble bölgesindeki Cöte Saint-Andre ilçesine yerleşmiştir. Bu ailenin bir oğlu Louise Berlioz, tıp fakültesinin iç hastalıklar bölümünü bitirmiş ve doktor çıkmıştı. Bir ara bulunduğu yerin de belediye başkanlığını yapmıştı. Tedavi ettiği ve iyileşmesini sağladığı bir hastasının, sesi güzel ve müzikten anlayan genç kızı Elise ile tanışarak evlenmişti. Bu mutlu evliliklerinden oğulları Hector Berlioz, 11.12.1803 günü gözlerini dünyaya açmıştır.

Aile içinde müzikle ve enstrümanla uğraşan kimse olmadığı gibi, doğduğu ilçede bir tek piyano bile yoktu. Çevresinde müzik yeteneğini geliştirecek bir kuruluş da yoktu. Yalnız annesinden dinlediği şarkılarla kulağı eğitiliyordu. Günden güne gelişen küçük Berlioz, doğuştan gelen üstün müzik yeteneğiyle çok sevdiği kırlarda güzel kuş seslerini, rüzgarın oluşturduğu yaprak hışırtılarını büyük bir dikkatle dinliyordu. Müzik enstrümanları ancak gezici müzisyenlerin elinde görüyor ve onların seslerini ayırt ediyordu.

1809 yılında, 6 yaşındayken ilkokula başlayan küçük Berlioz, okulda sesiyle ve söylediği şarkılararla kendini tanıtmada gecikmedi. Piyano, flüt ve gitardan anlayan sınıf öğretmenlerinden yararlandı ve ayrıca keman çalan okul müdüründen de ilk müzik derslerini almaya başladı. Kısa zamanda büyük gelişmeler gösteren bu küçük öğrenci, kendini okumaya veryor, daha bu yaşlarda ünlü Profesör Ch. S. Cotel’in armoni kitabını, en tanınmış yazarların tiyatro ile ilgili eserlerini okuyordu. Bunlar arasında Virgile, Florian ve Mhateaubriand gibi ünlüler de vardı. Fakat müziğe karşı büyük tutkusu üstün geliyor ve ancak müzik onun yolunu aydınlatıyordu.

1815’te, henüz 12 yaşına gelmiş bulunan Berlioz, küçük romanslar (Şarkılar), flüt, 2 keman, viola ve bas için 1 ses beşlisi ve başka parçalar bestelemişti. Bu erken kendini gösteren müzik eğilimini babası hoş karşılamamış kesinlikle karşı çıkmış ve onu müzikten uzaklaştırmak için .1819’da 16 yaşındayken, liseyi bitirdikten sonra, tıp öğrenimine başlatmıştı. Berlioz, fakülteye devam ederken, bir yandan da gizlice bestecilik dersleri alıyordu. Babası, 2 yıl sora 1821’de onu, Paris Tıp Fakültesine göndermişti. Artık delikanlı olan Berlioz ise, devlet merkezinde bulunmayı fırsat sayarak sık-sık konserlere gitmeye başladı. Gluck’un paralarını ve Beethoven’in senfonilerini hayran hayran dinliyor ve ilk gördüğü kalabalık orkestra onu büyülüyordu.

1822 yılı içinde bestecilik dersleri alıyor, büyük bir gayretle opera konuları arıyor ve denemeler yapıyordu. Çalışmalarını ve müzik alanında gösterdiği üstün yeteneğini gören Paris Konservatuvarı öğretim üyelerinden tanınmış besteci J. F. Lesueur,, dehasına inandığı bu yeni öğrencisine ders vermeye başladı. 2 yıl kadar böyle sürerken fakülteyi bitirdi ve diplomasını alarak doktor çıktı. Fakat, ondan sonra, doktorluk mesleğini tama-men bırakarak bütün kuvvetiyle müziğe döndü. Babasına yazdığı mektuplarda kendisini bağışlamasını dileyerek “Müzikte başarıya ulaşacağına inanıyorum, içime doğan ses, mantığın karşı koymasından daha güçlüdür.” diyordu.

Artık bir besteci olduğunu kanıtlamak amacıyla yeni yazdığı dinsel bir eser olan “Messa”yı, giderlerini kendi cebinden ödeyerek 1825’te seslenmesini sağladı. O zamana kadar alışılmamış tınılar içeren bu eserin etkisi onu sevindirdiyse de iyice borca girmişti. Genç Berlioz, durumunu düzeltmek için 1826’da Büyük Roma Ödülü yarışmasına katıldı; daha ilk elemelerde kaybetti.

Bunun üzerine, ailesinin istememesine karşın kendini daha çok kuvvetlendirmek amacıyla, 1826’da Paris Konservatuvarına yazıldı. Bunu ve borçlandığını duyan doktor babası, mesleğinde yön değiştiren oğluna kızarak borcunu ödedi ve fakat, her ay gönderdiği 120 franklık ödeneği kesti. Babasının yardımından tamamen yoksun kalan genç sanatçı, bir yandan okudu, bir yandan da yaşamını büyük güçlükler içinde kazanmak zorunda kaldı. Daha 1825 yıllarında henüz 21 yaşındayken, büyük eserler vermeye başlayan Berlioz, parasal ve duygusal bakımlardan yoğun bir mücadeleye atılmıştı.

1826’da ünlü öğretmen Anton Reicha’dan armoni ve kontrpuan, J. F. Lesuer’den de bestecilik dersleri almaya başladı. Geçimini sağlamak için bir tiyatro korosuna girip ayda 50 frank kazanıyordu. 1827 yılında “die Feme Freigeriche (Fem Mahkemesi Yargıçları) operasını yazmaya başladı ve bununla 2. kez Büyük Roma Ödülü yarışmasına girdi ve yine başaramadı. Aynı yıl, daha pek genç denecek yaştayken, Paris’e gelen bir İngiliz tiyatro topluluğunun Hamlet oyununda gördüğü İrlandalı artist Harriet Smithson adında bir kızla evlenmek istemişse de bazı dedikodular yüzünden geri kalmıştır. 1828’de bestelediği bir kantatla Roma Ödülü için başvurdu ve bu yarışmada 2. lik ödülünü kazandı.

1828’de besteleri arasına “Waverley” üvertürünü de katmıştı. Aynı yıl Faust romanından 8 tabloluk bir bestesini, ünlü Alman şairi W. Goethe’ye göndermişti. Bir yıl önce yaşamını yitiren Beethoven’den sonra, ilk kez çağır açıcı yaratısı ünlü senfonisini yazmaya başlayan Berlioz, bir müzisyenin çektiği bütün acıları dile getiren 5 bölümlü “Fantastik Senfoni” adlı bu eserini “Programmın-Musik” (Programb-Müzik) yanı konulu olarak 1830’da tamamlamış ve 1828’den 1830 yılları içinde yazdığı öteki eserlerle birlikte halk gözünde büyük başarı kazanmış ve üne kavuşmaya başlamıştı.

Sanatçı, aynı yıl “Sardanapale” adlı kantatiyle 4. kez katıldığı “Grande Prix de Rome” (Büyük Roma Ödülü) nü kazandı ve bununla birlikte 3 yıl Roma’da kalma hakkını elde etti. Roma’da kaldığı süre içinde çeşitli türlerde opera dışı “Lelio ya da yaşama dönüş”, “Kral Lear” ve “Rob Roy” adlı üvertürlerini besteledi ve 1831’de görkemli eseri Fantastik Senfonisinde son düzeltmeleri de yaparak 1832 Kasımında Paris’e döndü.

9.12.1832’de Fantastik Senfcninin Lelio ile birlikte seslendirilmesinden sonra büyük üne kavuştu ve günün adamı oldu. Konsere gelen İrlandalı ktist Harriet ile anlaşarak, ailelerinin karşı çıkmasına aldırmadan 3.10.1833’de evlendiler. Fakat çok geçmeden aralarında geçimsizlik baş gösterdi. Bu kız çok borçlu durumdaydı. Bundan sonra zaman geçtikçe Berlioz, bu kızın, belleğinde beslediği niteliklerin hiçbirine malik olmadığını, kendisini anlayacak bir durumda bulunmadığını gördü. Çileli ve mutsuz yaşantısını sona erdirmek için eşinden ayrıldı.

Çalışmalarını sürdüren Berlioz, 1846 yılında “La Damnation de Faust” (Faust’un Lâneti) adında büyük dramatik efsane eserini yazdı. 1847’de Almanya’da tanıştığı Franz Liszt’e programlı müziğin, yani belirli bir düşünüş ya da konunun gelişimine göre, eser meydana getirmekle ilgili Programlı-Müzik ve “Yeni-Romantizm” üzerindeki düşüncelerini olduğu gibi benimsemede başarı elde etmiştir. Burada karşıt eleştiricilerle karşılaşmış, fakat daha çok, sanatın’ anlayanların olumlu yorumlarıyla, çalışma inancını daha da güçlendirmiştir. Bütün bu başarılarına göre 1852’den sonra Paris Konservatuvarının Kütüphane Müdürlüğüne atanmış ve en güzel eserlerini bu göreve paralel olarak üzerine aldığı yorucu çalışmalarla meydana getirmiştir.

Berlioz, 1853’te çağrıldığı Londra’da “Benvenuto Cellini” operasının oynanışını yönettikten sonra Almanya’ya döndü ve burada da konserler yönetti. ilk eşinin 1854 Martında hayattan ayrılması üzerine, yalnız yaşayamayacağını anlayan sanatçı, 13 yıldır ilişkisi bulunan İspanyol asıllı piyanist Marien Recio ile evlendi. 1855’te Almanya’nın Weimar ilinde düzenlenen “Berlioz Şenlikleri” ni izledi. Orada Wagner ve Liszt’le arkadaşlıklarını kuvvetlendirdikten sonra Paris’e döndü.

1858’de “Les Troyenes” (Truvalılar) adlı °parasını tamamladı. 1861’de operanın 2. perde müziği “Les, Troyenes â Carthage” Truvalılar Kartaca’da) sahneye kondu ve 22 kez oynandı. Bu perde müziği, en büyük orkestra eserlerinin yanında, aynı üstünlükle yer alabilecek bir yaratıştır. Bu perde görülmemiş bir anlatım gücünü yansıtan senfonik bir kuruluştur.

Melodi çizgilerinin boşanıp borcu akışı ve müziksel doğanın işlemiş bakımından; ormanlar, fırtınalar, av sahneleri, aşk mağarasında buluşmalar ve ruhlar korosundaki etkenlik Berlioz operalarının en ilginç bölümleridir. Bölümler operadan çok hepsi, sanki sahne havası içine sokulmuş olağanüstü değerdeki birer konser parçalarıdır.

Romantik Çağda senfoninin “Po’gramlı-Müzik” karakterini taşıması ve bu çağın tüm senfonilerini, senfonik şiirlerini ve operalarını etkilemiş olması, müzik tarihinde büyük bir önem taşımaktadır. Kahramanlık Çağı olarak bilinen bu çağın bestecisi Berlioz, yüzde yüz romantiktir ve modern orkestranın da babası sayılmaktadı.

O, her zaman yeni deneylere anlatımı gerçekleştirmek ve zenginleştirmek için çalışmış, büyük orkestralar düşünmüş, onlar üzerinde değişiklikler yapmış, teker-teker her enstrumana eğilerek onların gücünü tartmış, yoğun çalışmalarla sanatta yeni bir çığır açmış ve orkestra renklerine karşı duyarlı kulağı sayesinde yaratılarını meydana getirerek müzik tarihinin en yüce bestecilrinden biri olmuştur.

Ayrıca tamamen kültürlü ve aydın bir kişi olması, değerli kalem çalışmalarıyla besteciler arasında en iyi edebiyatçı sayılmıştır. Müzik alanının hemen hemen her dalında büyük çapta eserler vermiş olan Berlioz, romantik müziğin, özellikle Modern Müziğin öncülüğünü yapmış, düşünce ve yaratılarının tazeliğini bugüne kadar sürdürmüş seçkin bir bestecidir.

Eserlerine gelince : Odamüziği, senfoni ve senfonik şiirler, 5 opera, uvertürle, marşlar, Macar marşı, Rüya ve kapris, dramatik senfoni, orkestra için lied, klâsik dans parçaları, karnaval müziği çeşitli sesler için şarkılar, Roquim, Te Deum dinsel eserleri ve aşk şarkıları gibi yaratılarıyla birlikte müzik tekniği ve bilimi üzerinde çok değerli kitaplar ve yazılar bırakmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.