Gaetano Donizetti Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Gaetano Donizetti (Doğumu 1797 — Ölümü 1848)

19. yüzyılın aşırı romantik bir çağ niteliğinde olduğu çok kez söylenmiştir. Bu dönemde besteciler, geniş araştırmalara girişerek yeni buluşlarıyla ün kazanmaya başlamışlardır. İtalya’da parlayan ve bu memlekete has “İtalienische Belcanto” (İtalya’ya özgü şarkı) ile bunu izleyen ve eskinin kaybolmaya yüz tutan şan ve şöhretinden yararlanan, daha gösterişli “Neo-Napolitaner” (Yeni Napoliten Okulu) bestecileri, klâsizmi benimsemek eğilimiyle, eskinin görkemini çağdaş düzeye getirmeye çalışmışlar, İtalyan operasını yenilemeye yönelik, özendirici etkenlerle operalar meydana getir-meye başlamışlardır.

Ne ilginçtir ki, bu etkenler, aslen Almanyanın Bavyera bölgesinden gönderilen, eğitim amacıyla İtalya’ya göçmen olarak gelen ve bir köy ilkokulu müdürünün oğlu olan Johann Simon Mayr’den (1763-1845) kaynaklanmıştır. Kendi halinde bir Bavyeralı olan Mayr, önce Venedik’te çalışarak, yazdığı ilerici operalarla, gerçek bil İtalyan bestecisi sayılmış ve ömrünün geri kalan bölümünü Bergamo ilindeki bir müzik, endüstrisinde profesörlüğünü sürdürerek, İtalya’nın en bilgili ve saygıdeğer müzik eğitimcilerinden biri olmuştur.

Önceler, fakir, sonraları orta halli bir memur olan baba Donizetti, parasal durumu biraz düzelince, Bergamo ilinde, yine kendisi gibi orta halli, müzikten anlayan sesi güzel Marianna adında bir kızla tanışarak 1786 yılında evlendi, Bu mutlu evliliklerinden iki yıl sonra Giuseppe Donizetti (1788-1856) adında bir çocukları oldu. (Bu çocuk büyüyüp müzisyen olduktan sonra 1828 yılında Osmanlı imparatorluğu sarayında Donizetti Paşa olarak önemli görevlerde bulundu ve sarayda ilk kez “Muzika-i Hümayun” bandosunu kurdu.) Bundan 9 yıl sonra ikinci oğulları GAETANO DONİZETT i, 29 Kasım 1797 günü Bergamo’da gözlerini , dünyaya açtı.

Küçük Donizetti anne-baba ve ağabeyi elinde bakımlı, sağlıklı ve neşeli bir şekilde büyüyor, daha küçük denecek yaşta güzel soprano sesiyle duyduğu şarkıları kolayca ve doğru olarak söylüyordu. Güzel sanatlara karşı erken uyanan üstün yeteneğini gören ailesi, onu müzisyen değil, bilim adamı olarak yetiştirmeyi düşünüyorlardı. Fakat annesi, evde iki oğluna da sürekli şarkı ve solfej öğretiyor, onların kulağını çeşitli ve renkli İtalyan melodileriyle besliyordu.

1803 yılında ilkokula başlayan küçük Donizetti, sınıfta hemen kendini göstermiş, müzik derslerinde ve okulun özel günlerinde tertiplenen şenliklerde müzik becerileriyle tanınmış ve çevrede sevilmiştir. Ailesinin direnmesi karşısında önce hukuk, sonra da mimarlık öğrenmek isteyen Donizetti, müziği daima ön planda tutmuştur. Bu kez; müziğe karşı gösterdiği büyük istek üzerine ailesi, dayanamayarak ona piyano dersleri aldırmaya başladı. 1808’de ilkokulu pekiyi derecede bitiren, güzel piyano çalan ve küçük çapta beste denemelerine girişen küçük Donizetti, Bergamo’daki müzik lisesine yazıldı. Burada aslan Bayyeralı bir aileden gelen J. S. Mayr’dan armoni ve bir süre sonra da Bolonya’ya giderek Pilotti ve P. Mattei’dan kontrpuan ve bestecilik dersleri aldı.

Genç Donizetti, 1815 yılından sonra senfoni ve odamüziği türlerinde eserler vererek, bir seferinde 1 saat 15 dakika içinde bir senfoni yazıp, başarı rekoruna ulaştığı sıralarda, İtalya’nın Venedik ilinde moda olan “Opera Buffa” (Komik opera)’nın halk arasında beğenildiğini görerek, bütün kuwetiyle bu yöne eğilim gösterdi. 1818 yılında Venedik’te, ilk eseri olan “Enrico die Borgogna” (Borgonya Kontu Enrico) adlı operayı yazdı. Sanatçı eser yazmada, kendinden önce operalar yazan ve etkisi altında, kaldığı Rossini’yi örnek olarak benimsedi ve verimlilik açısından onu bile geçerek her yıl 3-4 opera bestelemekten geri kalmadı. Daha ileri giderek 1827 yılında, müzik organizatörü Barbaja’nın aracılığıyla Napoli, Milano ve Viyana tiyatrolar’ için 3 yılda 12 opera besteledi.

Donizetti, Prima donnalar ülkesi İtalya’da Venedik, Roma ve Napoli’de yaptığı çalışmalarla, opera alanında adım adım ilerlemiş, ilk ve kalıcı başarısını 1830 yılında, baş rolünü Giuditta’nın oynadığı “Anna Bolena” adlı operasıyla kazanmıştır ki, o zaman Donizetti henüz 33 yaşındaydı.

Bunun ardından sanatçının başarıları birbirini izlemiştir. Örneğin : 1832’de en ustaca yaratısı olan 2 perdelik “L’elisir d’amore” (Aşk İksiri) adlı eseri, eski “Opera Buffa” (Komik opera), Rossini’de görülmeyen bir hava getirmiş, 1833’te “Lucrezia Borgia” adlı eserini bitirdikten sonra mesleğinde oldukça ileri bir düzeye ulaşmış bulunan Donizetti, 1834’te Napoli Müzik Okulunun Profesörlüğüne, bir süre sonra da müdürlüğüne atanmıştır.

Donizetti, İtalya’ya döndükten sonra 1841’de Roma’da ve Milano’da sahneye konan iki operayı büyük başarı kazandı. Ertesi yıl 1842’de Viyana’da gösterilen oparaları öyle çok beğenildi ki, imparator, Donizetti’ye Saray Besteciliği ve imparatorluk Orkestra Şefliği payesi verdi. Aylık maaşı ve operalarının geiri sayesinde parasal durumu çok iyi, yaradılışta son derece neşeli ve iyi kalpli bir insan olan Donizetti, çok sevdiği eşi Virginia’yı yitirdikten sonra kendini giderek melenkoliye kaptırdı.

Paris’te o şen ve hareketli eserlerini sahneye koyduğu sıralarda büyük bir hastalığa tutulmuş, sonunda akıl dengesini yitirerek 1847 yılında zar-zor doğum yeri olan Bergamo’ya getirilmiştir. Aradan bir yıl geçtikten sonra hastalık nöbetleri arasında İtalya’nın bu ünlü opera bestecisi ve orkestra şefi Gaetano Donizetti, henüz 50 yaşındayken Bergemo’da 8 Nisan 1848 günü yaşama gözlerini yummuştur.

Gaetano Denizetti, İtalyan opera sanatının büyük üstadlarından biri sayılmaktadır. °paraları biçim bakımından üstün örneklerle doludur. Zarif, neşeli, güçlü ve etkili melodilerle bezenmiş, doğaya uygur oluşları, parlaklıkları ve içten gelişleriyle daima sevilmiştir

Çok eski “Buffa” (Komik) modellerinin akıl almaz bir yeniden doğuşu olarak değerlendirebileceğimiz “Don Pasquale” operasında ise, komedi unsuru bir anda trajik bir şekil kazanmaktadır. Bunun altında uzak geleceğe, ta Rihard Strauss’un müzikli komedisine uzanan yolu gösteren duygusal bir şekil özelliği yatmaktadır. Eserlerine gelince : Çeşitli konularda 751 aşan opera, 115 dinsel eser, 18 yaylılar-dörtlüsü, 3 yaylılar-beşlisi, 13 senfoni, oda ve salon müzikleri, oratoryolar, romanslar, klasik müzik parçaları ve aryalar gibi çoğu zamanımıza kadar gelen güzel eserler bırakmıştır.

NOT: 19. yüzyılın ilk yarısı, Osmanlı imparatorluğu tarihinde bilim ve teknik açısından gelişmiş bulunan Batı kültürü yanında, müzik sanatını da inceleme, öğretme ve aynı yöntemlerle eleman yetiştirme dönemi sayılmaktadır.

1826 yılından sonra imparator II. Mahmut, sarayda, Batı benzeri müzik öğretiminin başlaması ve büyük kadrolu bir bandonun kurulmasını emretmişti. Yurt içinde bu işi başaracak bir usta bulunmadığı için Avrupa’dan bir müzisyen getirtilmesinin daha uygun olacağına karar verilmişti.

İşte bu sırada, yukarda konusu geçen, dünyaca ünlü büyük İtalyan opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin ağabeyi Giuseppe Donizetti, Fransa’da, İtalya’da bandolar yönettiği ve son olarak da Napoleon Bonapart’ın bando şefliğini başarıyla sürdürdüğü için bu işe uygun görülmüş ve bir elçi aracılığıyla İstanbul’a çağrılmıştır.

17 Eylül 1828 günü İstanbul’a gelen ve aynı gün imparatorla tanışan G. Donizetti, aldığı görev üzerine hemen işe koyularak imparator Bandosunu “Muzika-i Hümayun” kurmayı başarmıştır. İtalya’dan gelen yeni enstrumanlarla ve yetenekli Türk gençlerinin yetiştirilmesiyle Donizetti, 6 ay gibi kısa bir sürede bandoyu, Padişah’a konser verecek bir düzeye ulaştırmıştır.

Donizetti, 20 yıl sarayda görevni başarıyla sürdürmüş, imparatorlara marşlar yazmış, paşa sanını kazanmış, eserlerinde Türk mctiflerini kullanmış, Batı müziğinin yurdumuzda sevilip yayılmasında öncülük etmiş ve birçok Türk öğrencisi yetiştirmiştir. 1856’da yaşamı sona erdikten sonra bandonun ve orkestranın başına sırayla : Guatelli Paşa, Aranda Paşa, Türklerden, A. Necip Paşa, Saffet Atabinen, Zati Arca, Zeki Üngör gibi yetenekli ve çalışkan elemanlar geçmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.