Franz Schubert Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Franz Schubert  (Doğumu 1797 -Ölümü’ 1828)

Hepimizin bildiği gibi müzikte romantik çağ, 19. yüzyılın ilk yarısında başlamış, gelişmiş, kişilik kazanmış ve 20. yüzyıla kadar en yüksek düzeye ulaşmıştır. Önceki devrelerde olduğu gibi Avrupa’nın biricik müzik kenti olan Viyana, klasik çağdan romantik çağa geçişin de önderliğini yapmış, bağrında en ünlü sanatçıları yetiştirmiştir.

1875 den sonra oldukça fakir ve kalabalık Schubert ailesi, Avusturya’nın güneyinde Moravya’nın yüksek dağlarla kaplı sarp bir yerinde oturuyorlardı. Varlıklı değildiler, ama evleri ağırbaşlı, müziğe önem veren müzikseverlerle doluydu. Bir gün öğretmen olan baba Florian Schubert, Viyana’da kendisi gibi öğretmen olan kardeşi Karl’ın yanına gitmek üzere bir geziye çıktı. Sonra Viyana yakınlarında Lichtenthal ilçesine yerleşerek öğretmenlik yapmaya başladı. Sert huylu demir gibi elli, öğrencilerini sopa ile yönetmeye alışmış bir adamdı.

1813 yılında delikanlı olan Schubert, 16 yaşına geldiği zaman ses değişimi devresine girmesi nedeniyle ses güzelliğini yitirdiğinden koro okulundan ayrılarak Lichtenthal’daki ailesinin yanına döndü. Okulda kalması için kendisine bestecilik bölümünden bir maaş verilmesi önerilerini de geri çevirdi. Schubert, fışkıran dehasına güveniyor, hayata meydan okuyacak kadar kendinde kuvvet buluyordu. Daha şimdiden, çocuk korosu üyesiyken “Gretchen Çıkrıkta”, “Ormanlar Kralı”, “Gezmen” gibi en güzel Lied’lerinden (Şarkıcılarından) birkaçını yazmıştı.

Genç Schubert, 3 yıl 1913 den 1816 yılına kadar babasının yanında öğretmen yardımcısı oldu. Fakat Schubert’in öğretmenliği de ilginçti. Sınıfta tahtaya problemler yerine sol anahtarlı bir porte üzerine notalar yazıyor ve mini minilere şarkılar ve solfej öğretiyordu. Bir gün öğrenci velilerinin okul yönetimine yakınmaları üzerine, ansızın sınıfa giren müfettiş, Schubert’i ayakta korosunu yöneten bir koro şefi gibi telâşlı ve heyecanlı görmüş ve küçük çocukların bu yaşta nasıl böyle, usta gibi becerikli şarkı söylediklerini ve solfej yaptıklarını hayretle karşılamaktan kendini alamamıştı.

1816 da Von Schober adındaki zengin müzisyen arkadaşı, O’nun büyük dehasını hemen sezerek, ilkokul öğretmenliğinde boşu-boşuna zaman yitirmemesini, bütün kuvvetiyle besteciliğe bağlanmasını, bunun için de babasının yanından ve okulundan ayrılarak kendisiyle oturmasını önerdi. Schubert bunu kabul etti ve hemen birlikte Viyana’ya yerleştiler. Schubert şimdi büyük kolaylıkla ve hızla besteler yapmaya başladı. Bu arada 1817 de Rossini Viyana’ya gelmiş ve Scuhuberfle tanışmıştı. Bundan sonra Schubert, kora okulundayken kendisini seven zengin arkadaşlarının yardımiyle, özgür bir hayat sürmeye, yaratılarının, az da olsa, geliriyle ve gezilerindeki’ konserlerden edindiği kazançlarla geçinmeye başladı.

Schubert, küçük yapılı, şişman, bakışı canlı ve etkiliydi. Çok şen ve sevimli bir yaradılışta olduğu için dostlarının arasında özel bir yeri vardı. Senenin güzel mevsimlerinde arkadaşlarıyla Viyana yakınlarında kır gezileri düzenler, latifeleriyle, espirileriyle etrafını neşelendirirdi. Bu yüzden kendisinin bulunduğu arkadaş topluluğuna “Schubert’çiler” adı verildi.

Schubert, Beethaven’in hayranı olmakla birlikte O’nun tam karşıtıydı. Beethoven’in öncelikle çalgı müziği dehası yanında O, daha çok insan sesi anlayışına dayalı müzik yazıyor ve Dünyaca tanınmış şairlerin romantik şiirlerini besteleyerek “Lied” (Şarkı) türünün en güzel örneklerini veriyordu. Buna göre birisi klasik, öbürü romantik çağın birer öncüleri oldular. Schubert, sanatının ölmezliğinde Lied’Ieri kadar odamüziği, piyano ve orkestra yaratılarının da büyük payı olduğunu unutmamalıdır.

Schubert, Macaristan’da tanıştığı ünlü ses artisti Vogl ile konser turnelerine çıktı. Viyana’dan ibaşka Avusturya’nın öteki illerinde de konserler verildi; şarkıları halka tanıtıldı ve Viyana’ya büyük zaferlerle döndüler. 1823 de tekrar Macaristan’a, Kont Es-terhazy lere gitti. Bir süre orada dinlendi, öğrencilerine dersler verdi ve yeni’ eserler besteldi. Tekrar Viyana’ya döndüğü zaman sadece kendini’ yaratıcılığa verdi, çekingen fakat ciddiyetlik yolunu arayan bir insanın hayatını yaşadı.

Schubert, her şeyden önce bir Lied üstadıdır. Şimdiye kadar bu alanda O’nu kimse geçememiştir. Schubert’in sanatçılığı klasik ve romantik hayat duygusunun ağırlık noktasını simgeler. Ele aldığı konuları pek dikkatle ve istekle seçerdi. Böylece Schiller, Goethe ve H. Heine’den nefis şiirleri müzikledi. Schubert ömrünü tamamıyla müziğe bağladı. Müzik için her şeyi feda etti, fakirliğe ve yoksulluğa katlandı.

Mozart, Beethoven, Goethe, M. Haydn gibi ünlülere sonsuz hayranlık besleyen Schubert’in çalışkanlığı sinirsizdi. Beethoven’in ölümü O’nu çok sarstı. Yaşantısına derin bir üzüntü çöktü. Yakında ölecekmiş duygusuyla W. Müller’in “Winterreise” (Kış yolculuğu)nu yazdı ve vaktinden önce, genç yaşında, Beethoven’den bir yıl sonra ilahi, saf ve temiz kalpli Schuber t, Viyana’da 18 Kasım 1828 günü, 31 yaşında gözlerini Dünyaya kapadı.

Son gece O’nu şefkatle seven ağabeyisi Ferdinand’ın evinde, öğretmen bulunduğu Lichtenthal’de tanıştığı ve evlenmek istediği güzel Therese, Macaristan”daki öğrencileri Kontes Marie ve Kontes Karoline, başucunda O’nun sağlığa kavuşması için dua ediyorlardı.

Ölümünden hemen sonra, bir pazar sabahı mezarlığa, elinde kırmızı güllerden yapılmış bir demet bulunan ve siyahlar giyinmiş Kontes Karoline, “Beni beklemek isteseydi O’nu ne kadar sevecek ve mutlu edecektim” diye ağlamıştı.

Viyanalılar, bu değerli evladını unutmadılar. Ölümünden önce çok saygı duyduğu Wöhringer mezarlığında yatan çağdaşı Beethoven’nin yanına gömülmesi isteğini büyük bir törenle yerine getirdiler. 60 yıl sonra Viyana Belediyesinin bu eski mezarlığı “Schubert Parkı” yapması nedeniyle 22.6.1888 günü, imparatorluk fonundan ayrılan özel ödenekle, Viyana Flarmoni ve Müzik Sevenler dernekleri, ikisini de bu yerden alarak, yine büyük bir törenle “Merkez Mezarlığına” gömdüler ve üzerlerine birer abide yaptırdılar.

Schubert, miras olarak insanlığa çoğu demet halinde 600 den çok Lied, çeşitli çalgılar için sonatlar, piyano ve odamüziği eserleri, Alabalık beşlisi, operalar, 9 senfoni (8. Bitmemiş Senfoni), dini müzik ve anısı gelecek yüzyıllarda da yaşayacak olan şerefli bir ad bırakmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.