Felix Mendelssohn Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Felix Mendelssohn Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir? (Doğumu 1809 – Ölümü 1847)

Romantik çağda arka-arkaya gelen ünlü bestecilerden en önemli birisi daha yetişiyordu. Ailenin atası sayılan. ve bir ilkokul öğret-menin oğlu Moses Mendelssohn, 1743 yılının ilkbaharında hayatını kazanmak ve para biriktirmek için Berlin’e geliyordu. Burada yalnız para kazanmak değil, parlak zekasını geliştirmek ve kültürlü bir adam olmak istiyordu. Giriştiği kültür savaşında büyük başarıya ulaştı. Geleceğin “Harika Çocuğu” ünlü Mendelssohn’nun dedesi olan bu insan, idealist, ince ruhlu ve duygulu bir bilgindi. Yalnız kendisini değil, vatandaşlarını da ekonomik ve eğitim yönünden yükseltmek istiyordu. Özellikle Alman Edebiyatı üzerinde durdu. Kral sarayında zekası ve bilgisinin üstünlüğüyle Alman büyüklerinin arasında “Filozof ve Matematikçi” olarak tanındı.

Filozof Moses, Berlin’de müziksever ve sesi güzel bir kızla evlendi. Çoğu üstün zekalı çocukları oldu. Bunlar, devrin romantik eğlemlerıne karışarak Berlin’de, Paris’te önemli ve yararlı görevlerde bulundular. Bu çocuklarından küçük oğlu Abraham Mendelssohn, Paris’te büyük bir bankerdi. Yaz tatilini geçirmek için geldiği Berlin’de zengin bir Yahudi ailesinin kızı LEA ile tanıştı ve 1804 Aralık ayında evlendi. Abraham M. bir süre sonra Paris’teki bankerliği bırakarak genç eşi Lea ile Almanya’nın Hamburg iline yerleşti. Mutlu evliliklerinden ailenin 4. çocuğu olan Felix Mendelssohn Bartholdy, 3 Şubat 1809 günü Hamburg’da gözlerini Dünyaya açtı.

Annesi Lea Mendelssohn, Almanca İtalyanca, İngilizce ve Fransızca dillerini konuşan, resim yapan, iyi piyano çalan ve şarkı söyleyen çok aydın bir kadındı. Çocuklarının eğitimiyle hep kendisi uğraşıyordu. Baba, bu devrede çok akıllıca davrandı. Ailenin bu kolunu, öteki yahudi ailelerden ayırmak ve Alman sınırları içinde özgür yaşamalarını, üniversitelere girmelerini sağlamak için soyadlarına BARTHOLDY sözcüğünü ekledi;. din olarak da beğendiği Protestanlığı seçti. Böylece hep birlkite rahata kavuştular ve artık kendileriW Almanlaşmış saydılar.

Baba, birçok uğraşıları olduğu halde, çocuklarına karşı iyi bir dost, ciddi ve enerjik kalmakla beraber iyi bir baba oldu. Küçük Felix’in evi, sanki bir müzik okulu gibiydi. Annesi Lea, piyano çalıyor ve şarkı söylüyordu. Ablası Fanny, piyano çalıyordu; öteki çocuklar da bunlara katılıyordu. Pek güzel ve sevimli bir çocuk olan minicik Mendelssohn, bunlar arasında emekliyor ve onları, parlak elâ gözleriyle hep izliyordu. En çok piyano çalan ablası Fanny’ye atılıyor ve ondan ayrılmıyordu.

Küçük Felix, yeteneğini ve öğrenme aşkın’ kendisine miras bırakan dedesi Moses M. dan almıştı. Müziksever dede, torununun gerek müzik ve gerekse edebiyat alanında ilerlemesinde büyük bir rol oynamıştır. Felix ve ablası, Fanny, 1912 de Berlin’e geldiler. İki kardeş burada eksiksiz bir eğitim gördüler ve pek küçük yaştayken müzik dersleri almaya başladılar. ilk öğretmenleri anneleriydi. Zengin, kültürlü ve otoriter baba, onların iyi yetişmeleri için hiç bir özveriden kaçınmıyordu. İki kardeş müzikten başka resim de yapıyorlardı. Mendelssohn, küçük yaşlarından başlayarak hep çalışkanlık, dürüstlük ve ödeve bağlılık havası içinde büyüdü. Birçok sanatçının hayatta çektiği maddi ve manevi sıkıntıyı o, hiçbir zaman çekmedi. Şimdi Berlin’de bir ikinci Mozart olarak yalnız Mendelssohn vardı.

Küçük Felix’i seven ve O’na her yönden özenen akrabaları, aile dostları ve çağdaşları, Latincede “Mutlu” anlamına gelen “Felix” adını verdiler. Gerçekten de yaradılışı mutlu, yaşayışı mutlu ve çok şanslı bir çocuk olarak büyüyordu. Berlin’deki evleri he-men-hemen müzik yuvası olmuştu. Lüks bir evde oturuyorlardı. Salonlarında konserler veriliyor, yaz günleri ünlü kişiler ve sanatçılar geliyor, küçük Mendelssohn’ların konserlerini dinliyorlardı.. Ablası Fanny, güzel sesiyle şarkı söylüyor ve kardeşi Felix O’na piyano ile eşlik ediyordu. Her konserden sonra iyi kalpli Fanny, alkış yağmuruna tutulurlarken arkaya çekiliyor, üstün yeteneği ve çok başarılı olduğu halde, kardeşi Felix’i ön plana alarak O’nu alkışlıyor, kendisi değil kardeşinin ünlü olmasını istiyordu.

Mendelssoh n, İlk piyano derslerini, pek küçükken, annesinden aldıktan sonra öylesine üstün bir yetenek gösterdi ki, 1818 de, 9 yaşındayken ilk konserini kalabalık bir halk önünde verdi ve bir de resim sergisi açtı. Babasının evinde küçük bir orkestrayı yönetiyor, klasikleri tanıyor ve 10 yaşında bestelediği küçük yaratılarını çaldırıyordu. 11 yaşındayken Berlin Müzik Akademisine devam etti ve yaylı çalgılar için “trio”, piyano ve keman için bir “sonat”, org için dört parça, üç perdelik bir komik opera, bir de “Kantar bestelemişti: Küçük yaşından beri büyükleri O’nu, Bach sevgisiyle yetiştirmişlerdi. İlk kez Bach’ın “Das Wolhtemperirte Klevier” (Akord düzeni yapılmış piyano) adında iki ciltlik albümünü büyük bir beceriyle çalmaya başladı. Mendeissohn, annesinden sonra ünlü besteci ve piyanocu L. Berger ve K. F. Zelter’in de öğrencisi oldu. Kısa zamanda, üst-üste başarılarıyla Mozart’a benzetildi. Bestecilik ve piyano çalmada bir “Harika çocuk” olarak tanınmaya başladı.

1821 yılında 12 yaşındayken, bestelerinin sayısı günden güne daha da arttı. Aynı yıl, romantik besteci Weber ile tanıştı ve sanatta Romantizm akımına kapıldı. Yine o yıl, ünlü Alman şairi Goethe ile tanıştıktan sonla, müziğe olduğu kadar edebiyata da merak etti. 1822’de 13 yaşına geldiği zaman, Berlin’de oynanan Weber’in “Fneischutz” operasını ilk kez görmesi ve çok ilgilenmesi, O’nun müzik gelişmesine yardım etti. Bu sırada yeni bestelediği Piyano Konçertosunu, bir konserde orkestra eşliğiyle yorumlaması büyük yankı uyandırdı.

Genç Mendelssohn, 1824 yılında, henüz baba evindeyken 15. yaş günü için 4 şarkı besteledi. 1825’te, babasıyla ilk kez Paris’e giderek devrin büyük müzisyenleri arasında bulundu. Kendisini imtihan eden ünlü besteci L. Gherubini`ye eşsiz kuvvetini gösterdi. Bu arada 17 yaşına gelmişti ki, büyük İngiliz şairi Schakespeare’in “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı eserini besteledi ve yönetti.

Ertesi yıl İtalya’ya bir gezi düzenledi. Roma’da “İtalyan Senfonisi” ile, ilk kez “Lied ohne Worte” (Sözsüz Şarkı) larını bestelemeye başladı ki, bu melodiler, Onun klasik devreden nasıl romantik forma girdiğini kanıtlayan en tatlı ve güzel yaratıları oldu. Bunlar 19, yüzyılın ideal parçalarıydı. 48 melodiden oluşan bu eserler, 8 defter halinde yayın-landı. Bu arada Milanoya giderek büyük ressamlardan Raphael ve Michel-Ange’ın tablolarını bir-bir inceledi. İtalya’da büyük üne kavuşan Mendelssofin, 1832 de tekrar Paris’e geldi. Çok geçmeden, çağrı üzerinne yine Londra’ya gitti. Eserlerinden oluşan programlı konserler verdi ve İngilizler bu kez O’nu daha çok takdirle sevdi ve alkışladı.

1833 de Almanya’ya dönerek Düsseldorf Festival Orkestrasını yönetti. Parlak başarılarından dolayı burada bütün müzik kurumlarının şefi ve müdürü oldu ve tiyatroların’ da başarıyla yönetti, 1835 de Köln Festivaline katıldı ve orkestrayi yönetti. Çok yorulan Mendelssohn, bir süre dinlenmek için hemen Düsseldorf’ geldi. 1836 da büyük bir göreve koşuyordu. Bach’ın yurdu olan Leipzig kentinde “Gewandhaus Konserleri” nin orkestra şefi oldu. Burada başarıdan başarıya koştu. Geniş şeflik kudreti ve geniş müzik kültürü sayesinde bu ili, Avrupa’nın müzik kültürü merkezi haline getirdi. Buraya geldikten kısa bir süre sonra ise hayatının ilk büyük acısıyla karşılaştı. Kalp krizi geçiren babasını Yitirdi. Bundan sonra babasının yerini çağdaşı, romantik besteci Schumannin dostluğu ile doldurmaya çalıştı. Schumann, bu genç meslektaşının hayranıydı. Çeşitli gazete ve dergilere Mendelssohn’un yaratılarını göklere çıkaran güzel eleştiri Yazıları da yazıyordu. Bir yıl sonra, başarılarından ötürü Mendelssohn’a Leipzig üniversitesinin “Fahri Doktorluk” payesi verildi.

1837 de, 28 yaşındayken güzel sesli, müzisyen bir kız olan Cacilie Charlotte adında bir kızla tanıştı ve annesinin de iznini alarak O’nunla evlendi. Genç Cacilie inanılmayacak kadar güzel ve konuksever bir kızdı. Kocasına her bakımdan uygun bir eş olacağı belliydi; nitekim de öyle oldu. Mendelssohn, kimdi daha rahat ve derli-toplu bir çalışma düzenine kavuştu. Fışkıran dehasiyle sanat hayatının en parlak başarılarını bu devrede elde etti ve mutlu evliliklerinden 5 çocukları oldu. Şunu da söyleyelim ki, Mendelssohn’un en iyi dostu ve O’nu en iyi anlayan, sayan ve içtenlikle seven meslektaşı Romantik besteci Schumann olmuştur. Mendelssohn, Leipzig üniversitesine fahri doktor olduğu ve sonra da Cacilie ile ilk nişanlandığı zaman O’nu ilk kez Schumann kutlamıştı.

1841 de ailece ata-yurdu Berlin’e gittiler. Orada uzun zaman çalışan Mendelssohn, “Antigone” üzerine güzel bir müzik besteledi ve halka gösterdi. Bir süre sonra ne yazık ki, ikinci bir acı haber aldı. Çok sevdiği annesi de 12.12.1842 de, tıpkı babası gibi ansızın yaşamını yitirmişti. Bundan sonra M endelssohn, uzun zamandan beri Leipzig`de büyük bir konservatuvar kurmayı düşünüyordu. Buna gereken parayı da Prusya Kralı Friderich Wilhems IV. kendisine vermişti. Schumann ve F. David’in de yardımlariyle konservatuvar tamamlandı ve 42 öğrencisiyle 3.4.1843 günü kapılarını sanata açmakla, Büyük Bach’ın bu vatanı, o yüzyılın müzik hareketlerini ve müzik eğitimini geliştiren ve Dünyaya yayan Avrupa’nın en önemli bir yeri olmuştur.

1846 da Mendelssobn, İngiltere Krallık Sarayı için ikinci oratoryosu “Elyas” ını besteledi. İngiltere’de Handel ve Haydn’dan sonra ilk kez bu eser gösterildi. Bununla M endelssohn, klasik ve romantik devreleri birbirine bağladı ve başarılarıyla zaferden zafere koştu. Fakat bu çalışma sırasında üçüncü bir felâket kapısını çaldı. Hayatında en çok sevdiği ablası Fanny’nin 1847 Mayıs ayında, babası ve annesi gibi kalp krizinden yaşamını yitirdiği haberini aldı, Buna çok üzülen, kendi üstün yeteneğini kardeşine engel olmamak için feda eden sadık ablası Fanrıy için çok ağlayan, harap olan ve mutluluğunu yitiren sanatçı, yarım yıl sürmeden Mozart, Weber ve Schubert gibi yaratma ve çalışmalarını yarıda bırakarak, vaktinden önce 4 Kasım 1847 günü Leipzig’de 38 yaşındayken bir Alman olarak gözlerini Dünyaya kapadı.

Mendelssohn, Mozart’tan sonra “Harika Çoçuk” lardan biridir. Olağanüstü müzik dehasıyla iyi bir piyanocu, besteci, kudretli ve kültürlü bir yönetmen, güzel sanatlar anlayışı, teşkilâtçılığı gibi sayısı çok alan niteliklerin toplandığı eşsiz, bir sanatçıdır. Almanya’da müzik romantizminin öncülerinden biridir. Müzikte birçok işler başardığı ve örneğin, Bach gibi ölümsüzü yeniden Dünyaya tanıttığı için Mendelssohn tarihi bir önem taşır,

Mendelssohn, müziğin her türünde, değeri büyük olan yaratılan arasında insanlığa şunları bırakmıştır : 5 senfoni; uvertürler, i keman konçertosu, birçok dini ve sahne müziği, oda müziği ve piyano eserleri, sonatlar, fanteziler, birçok sözsüz şarkılar, kantat ve oratoryolar, piyano konçerotları ve 100 den çok çeşitli parçalar ve unutulmaz büyük bir ad…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.