Evliya Çelebi Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Seyahatnamesi

(Ünlü Seyyah, Seyahat Edebiyatının İlk ve Büyük Temsilcisi)

17 yüzyılda yetişmiş Seyahatname uluslararası bir ün kazanmış olan Evliya Çelebi, 25 Mart 1611’de İstanbul’da Unkapanı semtinde doğdu.1648 yılı Temmuz ayında yüz küsur yaşında ölmüş bulunan babası Derviş Mehmet Zılli, 1453’te İstanbul fethedildiği sırada Fatih Sultan Mehmed’in miralemlik hizmetinde bulunmuş olan Yavuz Er Bey’in torunlarındandı. Yavuz Er Bey, fetih sırasında hissesine düşen ganimet parasıyla Unkapanı’nda Sağrıcılar semtinde bir cami ile bu camiin bakımı için bazı iratlar yapmış, mütevelliliği de torunlarından olan Mehmet Zılli’ye geçmişti. İşte Evliya Çelebi, bu evlerden birinde dünyaya gelmiştir.

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın son çıktığı Zigetvar Seferi’nde bulunmuş, Kanuni’nin oğlu İkinci Selim devrinde Vezir ve sefer serdarı Lala Mustafa Paşa 1 Ağustos 1571’de Magosa’yı fethederek Kıbrıs adasını Osmanlı İmparatorluğu’na kattığı zaman, Magosa’nın anahtarlarını Derviş Mehmet Zılli ile İstanbul’a göndermişti. Zılli, dergah’ı ali kapıcıbaşılığı hizmetinde bulunduğu gibi, Sultan Birinci Ahmed zamanında (mizap), yapmak için Mekke’ye gönderilmiş, temelleri 8 Ekim 1603’te atılan ve 9 Haziran 1617’de ibadete açılan Sultanahmed Camii yapılırken iç taraf kubbe kapısının pirinç levhaları üzerindeki işlemeleri yapmış hem sanatçı hem de sanatkâr bir adamdır.

Evliya Çelebi ana tarafından da 5 Ağustos 1650’de sadaret makamına gelen Melek Ahmet Paşa’nın yakın akrabasıydı. Evliya, ilk okumasını bitirip medreseye giderken, bir taraftan da babasının sanatı ile ilgileniyor, onun yanında çalışan bir çıraktan Rumca öğrenmeyi merak ettiği gibi, karşılık olarak Şehidi lügatini öğretiyordu. Baba evinde ihtiyar, güngörmüş misafirlerin konuşmaları, onların anlattıkları vakalar Evliya’daki gezi ve sergüzeşt merakının ilk tohumları oluyordu.

İlk önce İstanbul ve civarını yaya olarak on dokuz, yirmi yaşlarında iken gezdi. Seyahat merakı kendisini o kadar sardı ki, başka bir şey düşünemez oldu. 19 Ağustos 1630 Kadir gecesi rüyasında İstanbul’da Yemiş iskelesi civarındaki Ahi Çelebi Camii’nde büyük bir cemaat içinde Hazreti Peygamber’i görmüş ve huzurunda: Şefaat ya Resulallah diyecek yerde, hayret ve heyecan sebebiyle:

Seyahat ya, Resülallâh! demiş, Peygamber Efendimiz tarafından seyahat ve şefaatle tebşir olunduğu gibi Sa’d İbni Vakkas tarafından da kendisine göreceği şeylerin kaleme alınması tembih etmiştir. Evliya Çelebi bu rüyadan uyanınca zamanının ünlü rüya  tabircilerine ve büyük şeyhlere başvurarak tabir ettirmişti.

Bunlardan biri İstanbul’u dolaşmasını ve gördüklerini yazmasını tavsiye eylemiştir. Böylece irfana da ermiş olursun, demiştir. İşte Seyahatname’nin birinci cildini teşkil eden İstanbul’un tarihi bu suretle meydana gelmiş oldu.

O zaman silahtar bulunan Melek Ahmet Paşa’nın iltiması ve Sultan Dördüncü Murad’ın iradesiyle saraya musahip olarak girdi. Sonra, seferlerde serdarların, paşaların müezzinliklerini, imamlıklarını yaptı. Musikiye aşina güzel sesiyle, tatlı sohbetiyle, her mizacı okşayan yumuşak tabiatıyla herkesin hoşuna gittiği ve birçok tehlikelerden hatta ölümlerden bu mizacı sayesinde kurtulduğunu Seyahatname’sindeki sergüzeştlerinden anlaşılmaktadır.

Evliya Çelebi, ara sıra resmi görevlerde de bulunmuş, bazı kereler telkin ettiği güven sayesinde kendisine önemli vazifeler de verildiği olmuştu. Teyzesinin oğlu Melek Ahmet Paşa’nın Bağdat valiliğinden sadaret makamına gelmesi üzerine, Evliya Çelebi’nin de ikbal devri başlamış, sadrazamın, en mahrem adamlarından biri olmuştu. Melek Ahmet Paşa’nın 22 Ağustos 1651’de bir esnaf isyanı sonunda azledilerek Özi beylerbeyliğine tayin edilmesi üzerine o da paşasıyla beraber Özi’ye gitti.

Çocukluğundan beri tanımadığı insan ve görmediği muhit kal-mayan ve hayatının elli yılını seyahatle geçiren bu ileri ve keskin zekâlı insanın, hakiki bilgisini kitaptan ziyade hayattan almakla beraber, fırsat buldukça öğrenmek aşkı hayatının sonuna kadar devam etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen bütün şehirlerini ve kasabalarını gezdiği gibi yabancı ülkelere de uzun seyahatlerde bulunan Evliya Çelebi’nin dolaştığı başlıca yerler şunlardır: Anadolu. Rumeli, Suriye, Irak, Mısır, Girit ve Hicaz, Macaristan, Transilvanya, Moldavya, Polonya, Avusturya, Almanya, Hollanda, Dalmaçya. Bosna-Hersek, Kırım, Güney Rusya, Kafkasya ve İran’ın birçok kısımları. Seyahatname’ sine kaydettiği son yolculuk Mısır’dır ve bu gezisi 1676 yılında olmuştur. En kuvvetli bir ihtimale göre, 1682’de ölmüştür.

Dolaştığı bütün memleketlerin tarihlerini, binalarını, âdet ve ananelerini, tanınmış adamlarını yazmaya gayret etmiştir. Seyahatnamesinin altı cildi Ahmed Cevdet Bey tarafından eski harflerle basılmıştı. Ancak o sırada memlekette sıkı bir sansür bulunduğundan eserden bazı kısımlar çıkarılmıştır. 7. ve 8. ciltleri Türk Tarih Encümeni tarafından 1928 yılında tenkitli olarak tathedilmiştir. Son iki cildi de 1935’te Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. Seyahatnamelerde bazı kısımlarını inanılmayacak derecede mübalağalı olduğu inkar edilemez. Bununla beraber, devrin karakterini, sosyal tarihini göstermesi bakımından büyük ve eşsiz bir eserdir.

Sözleri:

”Elbisenin söküğünü üstünde dikme.”

”Besmelesiz yemek yeme.”

”Rıza lokmasıyla yetin.”

”Dâima ileri hedefin olsun, geriye takılıp kalma.”

”Rıza lokmasıyla yetin.”

”Haram ve yasak edilen şeylere yaklaşma.”

”İyi adını kötüye çıkaracak davranışlarda bulunma.”

”İki kişi konuşurken dinleme.”

”Ahlaklı ol.”

”İki kişi konuşurken dinleme.”

”Kimsenin payına/hakkına göz dikme.”

”Elindeki imkânları israf etme.”

”Sırrın var ise sakın kimseye söyleme.”

”Kötüyle arkadaş olma, pişman olursun.”

”Daima temiz ol.”

”Herkesle iyi geçin.”

”Namahreme bakıp ihanet etme.”

”Kötülemekten, fenalıktan uzak ol.”

”Kanaatkâr ol. Çünkü kanaat tükenmez bir haz.”

Harama tevessül etme.”

”Ekmek ve tuz hakkını gözet.”

”Bir şey koymadığın yere el uzatma.”

”Ekmek ve tuz hakkını gözet.”

”İnatçı ve kötü sözlü olma!”

”İlim ve erdem sahibi ol!”

”Davetsiz bir yere gitme. Gidersen emin olduğun yere, namuslu kimseye git.”

”Sır sakla.”

”Her mecliste duyduğun şeyleri/sözleri aklında tut.”

”Senden büyüklerin önünden gitme.”

”Evden eve söz taşıma.”

”İhtiyarlara hürmet et.”

”Beş vakit namaza devam edip iyi hâl ile tanınarak, ilim ve faziletle meşgul ol.”

”Her zaman geniş kalbli ve hoş meşrep ol.”

”Kötüye yoldaş olma!”

”Ekili tarlaya basma!”

”Topluluklardan duyduğun sözleri aklında tut!”

”Dünya için bir şey isteme, kendinden nefret ettirme!”

”Dertlilere yardım et!”

”Tutumlu ol, kimseye muhtaç olma!”

”Bütün konularda bilgi sahibi ol!”

”Uyanık ol!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.