El-Kindi Kimdir? Hayatı, Buluşları ve Eserleri Nelerdir?

Arap filozofu. 870 yılında yaşamakta olduğu bilinen bu filozofun doğum ve ölüm tarihi bilinmemektedir. İslam filozoflarının kendisine Ebul Hükema (Bilgelerin Babası) adını verdikleri Kindi’nin ataları, Babil’den Yemen’e göç ederek orada hükümet kurmuş olan bir hükümdar hanedanıdır. Ana dilleri Süryanice olduğu halde bu dili bırakıp Arapçayı benimsemişlerdir. Babası İshak ben al-Sabbah, Abbasi halifelerinden Al Mehdi, al-Hadi ve Harun al-Reşid zamanlarında Kufe emiriydi.

O, Basra ile Kufe arasında bulunan Vasat şehrinde doğmuş ve öğrenimlerini Basra ile Bağdat’ta tamamlamıştır. Halife al-Mamun ve al-Motasam (813-842) zamanlarında felsefe matematik, astronomi, tıp, politika, şiir, musiki ve mühendisliğe dair yazdığı eserlerini öğrencisi olan prens Ahmed’e ithaf etmiştir. Bu prens, halife al-Motasam’ın oğluydu. El-Kıfti ve abu Ali Oseybiya, onun iki yüz kadar eser yazdığını kaydederler.

Kindi, Yunan, Hind ve Farsta gelişmiş olan bilimleri öğrenmiş ve İslam alemine Aristo’yu ilk kez o tanıtmıştır. İspanya Araplarının hekimlerinden ve Farabi’nin ardıllarından olan ibn Colcol ki, X. yüzyılda yaşıyordu ve ibn Abu Usaybiya’nın naklettiğine göre, Kindi kadar Aristo’nun izinden sıhhatle yürümüş olan hiç bir Müslüman filozofun var olmadığını iddia ederler. AI-Mamun, onu müneccimlik, eğitmenlik gibi görevlerden başka, Aristo ile diğer Yunan yazarlarının eserlerini Arapçaya çevirme işleriyle de görevlendirmişti.

Kindi, ayrıca Sokrates, Hippokrat, Öklid, Batlamyüs’ün eser ve düşüncelerini kendi bilgisine temel yapmış ve Aristo’nun eserlerini yalnız çevirmekle kalmamış, onları aynı zamanda yorumlamış ve açıklamıştır. Ayrıca da türlü bilimsel tartışmalara girişmiş, birtakım rakiplerin düşmanlığını kazanmıştır. Kendisi bir taraftan da Mutezile’ye bağlı olduğu için, düşmanları tarafından felsefe ve kelâm biliminden hoşlanmayan halife al-Mütevakkıl’a jurnal edilmiştir. Ona dayak attırmışlar ve kütüphanesini elinden aldırmışlardır. Fakat sonra, kitapları yine kendisine verilmiştir. O, 861 yılına rastlayan bu dönemlerde Abbasi halifelerinin daha 450- yıl egemenliklerini muhafaza edeceklerini haber vermiştir. Kindi’nin pek hasis bir adam olduğu da anlaşılmaktadır.

Yazdığı eserlerden pek azı zamanımıza gelebilmiştir. Bunların çoğu da Latinceye çevrilmiş olanlardır. “Matematik bilinmeden felsefe anlaşılmaz” düşüncesini savunduğu eser önemlidir. “Tanrı’nın birliği”ni inceleyen diğer bir eserinde Müslümanlığın ana doktriniyle uzlaşmayan bazı düşünceler yazmıştır. İslam inançlarına fazlasıyla bağlı olan XII. yüzyıl hekimlerinden Abdullatif, Fransızcaya M. Sylvestre de Sacy tarafından La Relation de Egypte adıyla çevrilmiş olan bir eserinde, Kindi’nin, ‘Tanrı’nın özü ve tözel nitelikleri hakkında bir eser yazdığını ve onun ileri sürdüğü düşüncelere kendisinin muhalif olduğunu kaydeder.

Kindi, Aristo’nun Organon’undaki türlü bölümler hakkında yorumlamalar yazmış ve Araplara gezimciliği öğreten bazı eserler de vermiştir. Fakat, Farabi’nin eserleri onun yazdıklarını unutturmuştur. Aristo’nun Kategorilerde izlediği Amaç, Aristo Eserlerinin Düzeni Hakkında, Sonsuzluğun Niteliğine Dair; Entellektin Niteliği; Yalınç (basit) ve Helâk Olmaz Ruh Hakkında… gibi bazı eserlerinden onun felsefesel düşüncelerini toplamak olanaklıdır.

Kindi, felsefede bir seçmeci sayılır. O, Aristo ve Eflatun’u uzlaştırmaya çalışmış, Yeni Fisagorculuk sistemindeki matematiği fiziğe olduğu kadar da eczacılığa uygulamıştır. İlaçların etkilerini sıcak, soğuk, kuru, yaş gibi Aristo’nun dört köklü öğesinin fiziksel niteliklerini birbirine karıştırmak suretiyle bunlarda meydana gelen geometrik oranlarla açıklamıştır.

Bunun içindir ki, Cardan, onu XVI. yüzyıla dek yetişmiş olduğunu kabul ettiği birinci sınıftan on üç dahiden biri sayar (De Subtilitate, Lib. XVI). Kendi, bir taraftan da bir bilim olarak astronomi, alşimi, optikle uğraşmış, görmenin türlü şekillerini, bunda mesafe ve yön’ün rolünü incelemiş ve deneylere dayanarak gelgit olaylarını ve gökyüzü renginin nedenlerini açıklamıştır. Bu konulara dair yazdığı kitapçıkların Latinceleri vardır.

Kindi, matematik bakımdan da alemi Tanrısal bir aklın yönettiğini kabul eder. O, eflâk alemi, nefis alemi gibi bir takım alemler ayırarak bunlar arasındaki ilişkileri gösterir. Özgürlük ve ölmezliğin de yalnız akıl aleminde var olabileceğine inanın Tanrı korkusuna ve bilime dayanan bir ahlak önerir; Afrodizya’lı Alexandre’a dayanarak dört akıl ayırt eder:

1. Daima edimsel olan akıl,

2. Ruhta güç halinde bulunan akıl,

3. Edimsel akıl tarafından ruha yerleştirilmiş olan entellekt,

4. Üçüncü aklın gerçek faaliyetinden ibaret olan ispatçı entellekt.

Kindi, zamanı, olaylar ve hareketler silsilesinin ayırt edilmesine yarayan öznel (enfüsi) bir kavram sayar. Bu suretle Kant’ın görüşlerine bir zemin hazırladığı gibi, uzayı da içinde madde bulunmadan gerçek olarak varsaydığı için Newton kuramının öncülerinden sayılır.

El Kindi’nin Başlıca Eserleri

Bilimin hemen hemen her sahasında eser bırakmış olan El-Kindi’nin büyüklü ve küçüklü ile ortalama 270’in üzerinde eseri olduğu tespit edilmiştir. Ama ne var ki bunların büyük bir kısmı ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. Günümüze kadar ulaşan eserlerinden en önemlilerinin birkaçı ise şunlardır:

  • Risale fil Akl
  • Risale fi Mahiyyetin Nevmi ver Rüya.
  • Risale fil Cevahiril Hamse.
  • Risale fiş Şuaat.
  • Risale fi İhtiyaratil Eyyam.
  • De İntellecto Secondum Aristoteles et Platonem.
  • Risale fi İhtilafil Manazır.
  • Fi Marifeti Kuval Edviyetil Murekkebe.
  • Risale fil illetis Selci vel Berdi vel Berki ves Savaiki ver Radi vez Zemherir.

Kendi hakkında bir düşünceye sahip olmak için ondan bazı parçalar şunlardır:

“Her musibette bir elem, her sevinçte bir pişmanlık vardır”;

“Köle, (tutsak), kanaati oranında özgürdür, özgür adam ise tamahı oranında köledir”;

“Bilgisiz kalan, rezil olur”;

“Nefsine sahip olan, pek büyük bir ülkeye sahip olmuş olur”;

“Evladım, baba efendidir, amca gamdır, dayı vebaldir, çocuk kaygıdır, akraba ise akreplerdir. Evet, belayı uzaklaştım, hayır nimetleri yok eder, zenginliği işitmek bir sanrı illetidir, zira insan işitir de eğlenceye başlar, başkalarını besler de israf etmiş olur, fakirleşir, kederlenir, hastalanır ve ölür gider. Altın, hummaya tutulmuştur, sarf edersen ölür, gümüş hapsedilmiştir, çıkarırsan kaçar, yalan yere and içeni kabul etme, zira bu yurdu harap eder”.

(Bu parçayı onun hasisliğinin bir itirafı sayarlar).

“Akıllı, kendi biliminden üstün bir bilim vardır zanneder ve bu fazlalık yüzünden alçak gönüllü olur, bilgisiz ise, bilimin sona erdiğini zanneder; bu yüzden de insanlar ona düşman olurlar”;

“Senin dört şeyin benim dört şeyimle karıştı, hangisinin heyecanını kışkırttığını bilmiyorum: Gözümdeki yüzün mü? Ağzımdaki tadın mı? Yoksa kulağımdaki sözün mü ya da yüreğimdeki sevgin mi?”;

“Kuyruklar başa geçti, artık sen de gözlerini kapa, başını eğ, kendini gizle, ellerini çek ve evinin derinliğinde otur. Hükümdarından alicenaplık iste, o zaman tek başına yaşamaya alış; zira, zengin olan, erlerin yüreklerindedir. Aziz olmak ise insanın kendi nefsindedir, ne denli zengin müflisler ve ne denli iflas etmiş zenginler, ayakta kalmış kişiler ve gömülmemiş ölüler göreceksin. Nefsi imrendiği şeyle beslersen, seni bütün içeceğin şeylerden korur”;

“En kuvvetli insan, şehveti öldürüp öfkeyi hor görendir”.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.