Ebu’l Kasım Zehravi Kimdir? Hayatı, Eserleri Ve Buluşları

Endülüs’ün, hatta İslam dünyasının en meşhur doktorlarından birisidir.

Ebu’-Kasım’ın 936 yılında Medine’de doğduğu tahmin edilmektedir. Vefatı ise Kurtuba muharebesi tarihine rastlamaktadır (1013). Ebu’l-Kasım doğduğu şehirde büyümüş, okumuş ve şöhret bulmuştu. Daha genç yaşındayken şöhretin zirvesine ulaşmış, önce 3. Abdurrahman’ın, daha sonra da 2. Hakem’in hususi doktorluğunu yapmıştı.

J. A. Conde, tıpta mahir olan Ebu’l-Kasım’ın, İsa Bin ishakla birlikte vezirin evinde fizik, matematik ve astronomi sohbetleri yaptıklarını, üçüncü Abdurrahman’ın özel doktoru olduklarını, gece gündüz demeden hastaların evlerine müracaat ettiklerini, avlularını doldurduklarını, onları tedavi etme faziletini gösterdiklerini anlatır.

Zehravi, çalışmalarını daha çok Kurtuba’da yaptı. Kurtuba onun zamanında bütün dünyanın Bağdat’tan sonra en büyük ilim merkezi haline gelmişti.

Büyük bir ilim ve sanat koruyucusu olan, filmin ilerlemesi ve ilim adamlarının korunmasında elinden gelen hiçbir şeyi esirgemeyen 2. Hakem (961-976), Ebu’l-Kasım’ı da sarayına almış, onun doktorluğundan faydalanmış, özel muayene ve tedavilerini ona yaptırmıştı.

İlmi kişiliği ve hizmetleri

İbni Hazm’ın (994-1064) ifadelerinden aniaşıldığına göre Zehravi, zamanın en verimli ve en ciddi şekilde tıpla uğraşan doktoruydu.

Cerrahiyi bağımsız bir ihtisas dalı haline getiren Ebu’l-Kasım olmuştur. Tıbba emsalsiz bir yükseliş kazandırmış, patentini basmayı başarmıştır. Batıda cerrahi onun sayesinde anatomi ile kader birliği yapmış, daha sonraki büyük keşifler için modern tıbba rehberlik eden nihai yolu hazırlamıştır.

Ebu’l-Kasım. kendi devrinde yapılması imkansız sayılan bir çok ameliyat yaptı, Ameliyatlarda kullanılmak üzere çeşitli aletler keşfetti ve resimlerini çizip kitabı-na koydu. Cerrahide kullanılan resmini çizdiği bu aletlerin sayısı 200’ü buluyordu. Bu o zaman için oldukça harika bir buluştu. Ebü’l-Kasım’ın çizdiği bu aletler bizzat cerrahide kullandığı aletlerdi.

Onun diğer hizmetlerini ise şöyle özetleyebiliriz:

Böbrek taşlarının nasıl çıkarıla-cağını ilk defa tespit etme şerefi ona aittir. Bu ameliyatı ilk defa o gerçekleştirmiştir. Yaptığı ameliyat, çağımızın en ileri gelen operatörlerinin yaptıkları ameliyatla aynı idi.

Yaraların dağlanması, idrar torbası içindeki taşları parçalayarak çıkarmak, canlı hayvanlara tecrübe maksadıyla ameliyatlar yapmak, kadavrayı kesip parçalamak gibi yeni fikir ve metodlar denedi

Bir ailede müşahede ettiği bir çok vak’alar sonunda hemefoliliye dair izahlarda bulundu. Açıklamalarıyla mevzua zenginlik kazandırdı.

Ebu’l-Kasım, Percival Pott’tan (1713-1789) 7 asır önce artrit ve omurga tüberkülozlarıyla meşgul oldu.

Yaraların katerizasyonu ile mesanedeki taşların giderilmesi yanında Yunanlıların geri bir seviyede bıraktıkları tıbbın kadın hastalıkları dalında yeni usul ve aletlerle büyük gelişmeler kaydetti.

El ve diz vak’alarında, ayak durumu ile çapraşık durum veya ilk defa kendisinin müdahalede bulunduğu çocuğun geliş durumunda doğuma yardımcı yeni metod ve müdahaleler buldu.

“Ceninin ters doğumuna müdahale”yi yine ilk defa o tavsiye etti. Bu metod doğuma oldukça yardımcıydı. Halbuki Soranus ve selefleri buna cesaret edememişlerdi. Ancak asırlar sonra Stuttgartlı jinekolog Walcher (1865-1935) buna teşebbüs etti ve bu usül “Walcher Durumu” adıyla şöhret buldu. Böylece Müslüman bir bilginin buluşu yine bir Avrupalı doktora mal ediliyordu.

Vaginal taş ameliyatını tıp dünyasına o kazandırdı. Ayrıca Ebu’l-Kasım, özel bir vaginal aynadan başka “collum”un suni şekilde genişlemesine yarayan, doğumda büyük yardımı olan kolyeurynter Metini de icad etti.

Poliplerin çıkarılmasında çengel uyguladı. Hizmetçisine başarılı bir trakeotomi ameliyatı yaptı.

Büyük Fransız cerrahi Pare, 1552 yılında yaptığı bir ameliyatla şöhrete kavuştu. Bu ameliyatla Pare, büyük damarları bağlamıştı. Herkes bunun dünya tıp tarihinde bu konuda yapılmış ilk ameliyat olduğunu sanıyordu. Oysa aynı ameliyatı Ebu’l-Kasım, Fransız cerrah Pare’den 550 yıl kadar önce gerçekleştirmişti. Avrupalılar bunu da kendilerine mal ettiler.

Pratisyen cerrahlara suni dikişi, kürk dikişi, karın yaralarında sekiz dikişi, bir ipliğe geçirilen iki iğneli dikişi, bu münasebetle kedi bağırsakları ile yapılan dikişi, bağırsak ameliyatında catcutu (kal -küt) o öğretti.

Bütün ameliyat dikişlerinde, bilhassa karın çukuru altındaki cerrahi müdahalelerde, havsalayı yatakta ilk defa yüksek tutan o oldu. Avrupa bu usulü ondan öğrendi.

Trendelenberg durumunu ilk defa tavsiye eden de Ebu’l-Kasım’dır. Ancak 20. yüzyıl başlarında Alman cerrahi Friedrich Trendelenberg (1844-1924) bunu ortaya koyabilmiş, daha doğrusu Ebu’l-Kasım’ın buluşuna sahip çıkıp kendine mal etmiş, Ebu’l-Kasım’ın ismi unutulmuştur.

Açık kırıklıklarda yaranın bakımı için alçı sargısından bir pencere kesip açma metodu da ona dayanır. Alçı sargısını yumuşak şeylerle doldurma da Ebu’l-Kasım’ın keşfidir.

Ebu’l-Kasım, cerrahlar için anatomi bilgisinin son derece gerekli olduğunu savunmuş, ameliyat yapılacak kısım iyi bilinmedikçe ameliyata girişilmemesini tavsiye etmiş, anatomi bilmeden yapılan ameliyatların vahim neticeler doğuracağını anlatmıştır.

Ayrıca onun ok yaraları ve diğer bir kısım yaraların tedavisinde oldukça orijinal buluşları bulunmaktadır.

Ebu’l-Kasım, çürük dişlerin kırılmadan çekilebilmesi için kurşunla doldurulup çekilmesi fikrini ortaya atan ilk doktordur. Dişler, kırık çıkıklar, bağırsak dikişleri, diz mafsallarındaki kangrenler, damarların anevrismalarının tedavisi gibi daha bir çok konuda Orta-çağın en büyük cerrahlarından biri sayılan Fransız cerrah Guy de Chauliac onun fikirlerinden faydalanmıştır. Magna Chirurgia adını verdiği eserinde en az iki yüz defa Ebu’l-Kasım’dan söz eder. Kimyayla da uğraşan Ebu’l-Kasım damıtmada kullanılan özel bir otomatik âlet yaptı.

En önemli eseri: Ebu’l-Kasım’ı şöhrete kavuşturan, ilim dünyasına tanıtan en önemli eseri Tasrif’tir. Bu eser onu “cerrahinin yıldızı” haline getirdi. Eser Avrupa cerrahisinin temeli oldu. Tasrif kısa zamanda Ortaçağın Batı tıp dünyasına hakim oldu. Doğulu ilim adamlarından çok Batılı ilim adamlarından takdir topladı. Diğer eserleri de öyle. Meşhur fizyolog Hallerin ifadesiyle, “onun eserleri 14. asırdan önce yaşamış bütün cerrahlar için yegane kaynak”tı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.