Bela Bartok Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Bela Bartok (Doğumu 1881 — Ölümü 1945)

19. yüzyılın ikinci yarısında Macaristan’ın güneyindeki Nagyszentmiklos kentinde yerleşmiş Müzik dostu Bartok ailesinin bir oğludur. Bela Bartok, iyi bir öğrenim gördükten sonra bir tarım okulunun müdürlüğünü yapıyordu. Bununla birlikte kendisi, aklı başında, hevesli ve sağlam tekniği ile orkestrada viyolonsel çalan bir amatör müzisyendi. 1879’da iyi piyano çalan ve güzel şarkı söyleyen bir ilkokul öğretmeni Paulo adında bir, kızla tanıştı ve onunla evlendi. Bu mutlu evliliklerinden 2 yıl sonra oğulları BELA BARTOK, 25.3.1881 günü gözlerini dünyaya, açtı ve babasının adını aldı.

Bartok, 1903’de Budapeşte Yüksek Müzik Okulunu bitirdikten sonra bir süre piyano çalarak, dersler vererek, müzik toplantıları tertipleyerek hayatını kazanmaya başladı. 1905 yılında Macar halk müziğine ve folkloruna ilgi duydu ve meslektaşı Zoltan Kodaly ile Macar köylerini tek tek dolaşarak araştırmalar ve derlemeler yapınca gördü ki, o ana kadar bütün dünyanın çigan şarkılarını Macar müziği olarak tanımasının doğru olmadığını, gerçek Macar müziğinin ilginç yönlerini, havasını ve belirgin ritm özelliklerini meydana çıkararak dünya kamuoyunda kanıtladı.

Burada Bartok, bozulmamış, sağlam temelli Macar melodilerinin kaynağına başvurmuş ve bu melodileri bilim çerçevesi içinde derlemiş ve araştırmıştır. Macaristan’da, tam anlamıyla bir Macar ulusal müzik okulunun kurulması ve başarıya ulaştırılması onuru Bela Bartok ve okul arkadaşı Zoltan Kodaly’de kalmıştır. Artık araştırıcı Bartok, ayni zamanda yaratıcı bir müzisyendir ve daha şimdiden yüzyılımızın ilk 10 yılında yazdığı «Bagateller» adlı eserinde yurdunun halk şarkılarını pentatonik bünye ve ritmlerden yararlanarak yazmıştır. Bu devrede değerli «2 orkestra suit’i» besteleyerek Avrupa’nın dikkatini çekmiş ve ünü yayılmaya başlamıştır.

Genç Bartok, 1907 yılında 25 yaşındayken Budapeşte Müzik Akademisine piyano profesörü oldu. Bu görevde 30 yılını ders vererek, konser gezilerinde bestelediği eserlerinin solistliğini yaparak, derlemeler peşinde koşarak geçirdi. Macaristan’da olduğu gibi folklor araştırmalarını çevre ülkelerde de sürdürdü. Yanında taşıdığı, o zamanın ilkel bir ses alıcısı fonografla Slovakya, Romanya, Sırbistan ve Bulgaristan köylerini adım adım dolaştığı gibi, yıllık izinli olduğu dinlenme zamanlarında bile Türkiye’yi, Arabistan”, Güney Afrika’yı dolaşarak oraların halk şarkılarını, bu toplumların birbirleriyle olan ses dizisi ilişkilerini, melodi, armoni ve ritm özelliklerini ve kaynaklarını inceledi.

Bartok ‘un Türkiye gezisine gelince : Sanatçı, hükümetimizin çağrısı üzerine 1836 yılının sonlarına doğru Türkiye’ye gelmiş ve burada bir ay kalarak çeşitli incelemeler, derlemeler yapmış, önemli konuşmalar düzenleyerek bir de rapor vermiştir. Önce İstanbul’a gelerek konservatuvar arşivindeki folklor derlemelerini inceledikten birkaç gün sonra da Ankara’ya gelmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Bütün bu çalışmalara, Türk Beşleri diye anılanlardan, dünyaca ünlü besteci Adnan Saygun da katıldı. Ankara ve Çorum illerinin folkloru üzerinde,. çalışmalarını bitirdikten sonra Anadolu içlerine daldılar. Adana, Mersin, Osmaniye’de ve o bölgedeki köylerde, ayrıca Kumar”, Tecirli aşiretleri arasında folklor derlemeleri yaptılar; çeşitli örnekleri hem notaya, hem de fonografla plâkalara aldılar.

Bartok’un, gerek Balkanlarda, gerek Anadolu’da folklor üzerinde yaptığı derin araştırma ve incelemeleri sonunda bilimsel düşünceleri şöyleydi: «Buralardaki köy şarkılarında çeşitli diziler kullanılıyor ve en eski pentatonik (5 ses dizisi) diziye kadar dayanıyor.» diyordu. Bununla birlikte kendi araştırmalarını daha da derinleştiren Bartok, Türkiye’de olduğu gibi, eski Macar melodilerinde de pentatonik çatının kaynak olduğu kanısına vardı. Bunları Tatar ve Çermıs dizileriyle karşılaştırdı. Çingenelerin bozulmuş bir durumda zamanımıza kadar yaşattıkları ikinci Macar halk müziği çağının daha sonra meydana geldiğini kanıtladı.

Bela Bartok, konuşmaların’ sürdürürken; «Balkanların her yerinde yaşayan Türk halk topluluklarının, bu arada Varna’dan Basarabya’ya kadar olan yerlerde oturan Gagauzlar (Gökoğuzlar) gibi eski Hristiyan Türklerin hâlâ. Türk seslerini yaşadıkları, derlemeye değer Türk ses hazinelerinin bulundukları anlaşılıyor. Buna göre Balkan memleketleri, işittikleri her havayı kendilerininmiş gibi düşünmekte acele etmemeleri gerekir. Zira aynı ses, eskiden beri Anadolu Türkünde de vardır.» demiştir.

Türkiye gezisinde bunun farkına varan Bartok, Ankara konferansında, halk şarkılarını inceleyenlerin mevsimsiz ulusalcılık duygularına kapılmamalarını önermiştir. Bartok’un folklor çalışmaları ve bu konudaki aydınlatıcı konuşmaları, Bal-kanlarda yankı yaratmış ve kendisine kızanlar da olmuştur. Fakat o, her şeye karşın gerçekleri dile getirmiş, halk müziğine ilgi gösterilmesini, çağdaş müzikte kullanılan biçimde bilim ve teknikle işlenerek halka sunulmasını, toplumların müzik eğitimi bakımından, çok yararlı olacağını söylemiş ve savunmuştur.

Bela Bartok, 50 yaşını astığı 1936 yıllarında «telli çalgılar, vurma ve çelesta için müzik» adlı bestesini, İsviçre’nin Basel kentinde oturan sanat hayranı Paul Sacher’e adadıktan sonra 1937’de tamamladığı piyano için «Mikrokosmos» adlı eseriyle büyük başarı kazanmış ve sanatın doruğuna çıkmıştır. Çünkü, J.S. Bach’ın 2 ciltlik «Akord edilmiş Piyano» adlı eğitsel yaratısı yanında yer alan bu 6 ciltlik öğretici ve eğitici eserde eşsiz bir folklorcu ve müzisyen olan Bartok’un bu iki niteliği, eğitimcilik yeteneğiyle birleşmiş ve «Mikrokosmos» çağdaş müziği öğreten bir eser olmuştur. Bartok, 1839’da da yaylı çalgılar orkestrası için «Divertimento» adlı eserini bitirmiş, sistemli şekilde çalışarak, bir-kaç kitap içinde 16.000 Macar ve 4.000 öteki ulusların orijinal halk şarkılarını toplamış ve 6. kuvartetini de tamamlamıştır.

İşte bu sıralarda 2. Dünya Savaşı sürüp gidiyordu. Macaristan’ın politik durumuna dayanamayarak, Bazel’deki dostlarının da yardımlarıyla büyük sanatçı Bartok, 14.10.1940 yılında yurdundan ayrılarak Amerika Birleşik Devletlerine gitti, New York’a yerleşti ve orada Columbia Üniversitesinin folklor bölümünü kurdu. Bela Bartok, her yerde büyük bir saygıyla karşılanıyor, gazetelerde eleştiriciler, O’nun üstün değerini, dünya müzik folkloruna olan büyük ve unutulmaz emeklerini, çağımızın en gerçek, en güçlü bestecisi olduğunu yazıyor ve bütün sanatçı genç kuşaklara örnek gösteriliyordu. Bir yerde daha da ileri giderek «3—B» diye anılan Bach, Beethoven, Brahms gibi ünlülerin adına yaraşır buldukları, çift Bela Bartok adını da katmayı uygun buluyor ve «4—B’ler» diyorlardı.

Ünlü bir sanatçı olmasına karşın, Amerika’da kazandığı parayla zorlukla sağlıyordu. Onurlu ve gururlu bir kişi olduğu için dostlarının, derneklerin yardım önerilerine de yanaşmadı. Üzüntü ve yoksulluk içinde kalarak 1942’de hastalandı. Büyük yaratılarını bu koşullar altında yazmak zorunda kaldı ve bu eserlerle Bartok, ulusal Macar müziğine unutulmaz anıtlar dikti. Hasta yatağındayken yanında bulunan oğlu Peter, babasının başladığı eserleri bitirebilmesi için o’na moral veriyor ve teknik işleri not ediyordu.

Bir ara anayurdu Macaristan’a dönmeye karar verdi. Onun özlemiyle doluydu. Hastalığı ilerleyen ve kendi isteğiyle göç ettiği halde, ancak güçlükle oraya alışabilen ve bir döneme damgasını vuran Bela Bartok, en önemli eseri «Orkestra Konçertosu» nu bitirdi. Son eseri, acılarını ve üne kavuşmuş bir insanın iç huzurunu yansıtan «3. Piyano Konçerto’su» nu tamamlayamadan (eseri ölümünden sonra yakın arkadaşı ve öğrencisi Tiber Serly tamamladı) yabancı bir ülke olan New York’da, 64 yaşındayken 26.9.1945 günü gözlerini dünyaya kapadı.

Bartok, bitmek tükenmek bilmeyen büyük bir enerjiyle uzun yıllarını folklor ve sanat müziği üzerinde çalışarak geçirmiş, çağımızın en ünlü Alman, Avusturya, Finlandiya, İngiltere, Rusya, Fransa, Türkiye, İspanya ve son kez Amerika’nın modern sanat adamlarıyla da yakından ilgilenmiş, onların sanat eserlerini, toplumlar arasındaki etkinlik alanlarını ve ulusalcılık yönlerini incelemiştir. Bartok, bu araştırma ve değerlendirme merakı sayesindedir ki, dünyanın en önemli müzik kolleksiyoncularından ve en ileri folklor uzmanlarından biri olarak tanınmıştır.

Bela Bartok, Macaristan’ın gerçek halk müziğini büyük kentlerin dışında aramış, ve bunun en iyi bir çıkar yol olduğunu saptamıştır. Böylece Macaristan, Bartok’ta dünyanın müzik haritasında üstün önemde bir yer kazanmıştır. 20. yüzyılın teknik, yöntem, dil bakımlarından da çağdaş müziğin en üst katında yer alan Bartok, ulusalcılığin simgesi olmuştur.

Başlıca yaratıları : 6 ciltlik piyano öğretimi, 1 orkestra için konçerto, 6 kuvartet, piyano ve orkestra için 3 konçerto, 1 orkestra ve keman, 1 viyola ve orkestra için konçerto, Macar rapsodileri, yaylı çalgılar için müzik, divertimento, Bagateller halk havaları, dans suit’leri, 1 opera, tahtadan yontma prens adlı bale pantomimas müziği, yaylı ve vurma çalgılar için müzik ve sayılamayacak kadar halk müziğine dayanan türlü parçalar bestelemiş, dünyanın takdirini ve hayranlığını kazanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.